• BIST 12433.5
  • Altın 7182.12
  • Dolar 43.8294
  • Euro 51.7046
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C

Özgür Özel’den ‘Akın Gürlek' ve 'Mesut Özarslan’ açıklaması!

Özgür Özel’den ‘Akın Gürlek' ve 'Mesut Özarslan’ açıklaması!
CHP Lideri Özgür Özel, Eylül 2026'da 81 ilde sandık görevlileri için seçim tatbikatı yapılacağını söyledi. Ayrıca Özel, 'Akın Gürlek' ve 'Mesut Özarslan' hakkında açıklamalarda da bulundu.

CHP lideri Özgür Özel, T24 Ankara ofisini ziyaret ederek Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasının CHP davalarına etkisi, mutlak butlan ihtimali ve ikinci bir parti kurulacağı iddiaları, partiden ihraçlar ile 19 Mart sürecini değerlendirdi. Partide bir bölünme riski görmeyen Özel, ikinci parti iddialarını da reddetti.

SEÇİM TATBİKATI YAPILACAK

Eylül 2026'da seçim tatbikatı yapacaklarını duyuran Özel, bu çalışmanın provasını da açıkladı. Özel, "Bizim sandık görevlileri belirleyeceğimiz gün sabah altıda kalkacak, yedide okula gelecek. Karekodu okutacak. En nihayetinde de ıslak imzalı kağıdı bize atacak. O gün tatbikatta kırılım yaratanı belirleyeceğiz ve değiştireceğiz. Bütün bu ekip tatbikata katılacak. Eş zamanlı 81 ilde, 963 ilçede sandık görevlileri sandığa gidecek. Bunun tatbikat boyutu dışında iletişim boyutu da olacak. 'CHP’nin sandık görevlileri kalktı, gitti. Okulda tatbikat yaptı' denilecek" ifadelerini kullandı.

CEREYANLAR'I SAVUNDU

Tanıl Bora'nın Cereyanlar kitabının başucu kitabı olduğunu söyleyen Özel, gelen tepkiler içinde şunları kaydetti:

"Başucu demişim, belki daha da kızarlar, temel başvuru kitabı… Tanıl Bora'nın kendi siyasi düşüncesi, yaklaşımı bir yana. Tanıl Bora Gençlerbirliği'ni tutuyor, ben tutmuyorum. Tanıl Bora'nın kendi siyasi yönelimi başka ama ortaya koyduğu esere ve emeğe kimsenin haksızlık etmemesi lazım. Bir benzerini kim yazarsa yazsın alıp onu da kütüphaneme koyarım ve sık sık başvururum.

Türkiye siyasi tarihini bu kadar iyi özetleyen, hem detay açısından hem meraklısı için az ama bir başkasına fazla da olsa, -ön sözünde yazdığı gibi- acayip bir eser var. Benim gibi çok isim unutan, kısaltmayı unutan birisi açısından çok böyle temel bir başvuru kitabı. Ona bakarsan başucu kitabım Hemingway'dir benim normalde. Eskiden hep Hemingway okurdum, çok iyi gelirdi uyumadan önce. Ama çok başvurdum ve hem Manisa'da hem Ankara'da olan bir kitap. Hakikaten bakarsan başucu kitabı tanımana da uygun bir yandan. Büyük haksızlık yapıyorlar. Ev sahibi bir dili var o kitabın ve hangi akımı anlatacaksa o akımı anlatırken ciddi bir ev sahipliği yapıyor o akıma. Bu da hiç kötü bir şey değil, düşmanlaştırmadan yaptığı bir şey".

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, T24’e yaptığı açıklamada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

Özel, partisinin 38. Olağan Kurultay’ına karşı açılan davadaki “mutlak butlan” tartışmaları için “siyaset mühendisliği” yorumunu yaparak “Parti kenetlenmişken ne butlan işler ne dışarıdan atom bombası. Mümkünü yok. Sonuç alınmayacak hukuki girişimler de AK Parti’ye zarar verir, başkasına değil” dedi. Kurultay davasından butlan çıkması halinde ikinci bir parti kuracağı iddiasına da yanıt veren Özel, “Butlan kaygımız yok. Kenarda parti tutmak, parti kapatmanın panzehridir” ifadelerini kullandı. “Partiyi bölmeye kalkan kendini böler” diyen Özel, partiden ihraç edilen isimlerin savunma yapmaya dahi gelmediklerini vurgulayarak “İhraç edilen arkadaşların ne yaptığına bakarsanız siyasetle ilgisi olan bir şeyden ihraç oluyor değiller. Yani parti ahlakı üzerinden ihraç ediliyorlar. İhraç edilen arkadaşların içinde doğrudan Ekrem başkana ve arkadaşlara ‘hırsız’ diyenler var. ‘Bana hırsızları savunma Özgür’ diye tweet atıyor adam. Çok ağır bir bildirge ama hiçbirisi sırf bildirgeden dolayı da ihraç edilmiş değiller” açıklamasını yaptı.

Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için verdiği süreyle ilgili olarak da “Bir hafta süreyi Akın Gürlek’e verdim, kendime bir süre vermedim. Kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. Ben 11 Mart’ı beklemek istiyorum, ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız” ifadelerini kullandı.

Özel, partisinden istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a attığı mesajlara ilişkin olarak da “Bana gelmiş, ‘Gözlerimdeki ışıltıya bak başkanım, çakmak çakmak gözlerimle hiç bende yalan söyleyen biri var mı? Seni namusumla temin ederim’ diyor, küfürlü küfürlü yeminler ediyor kendine. Ama üç gün sonra buna kalkışınca ben de sinirlendim tabii. Benim ona hiç küfrüm yok. Görüntülü-görüntüsüz ben devamlı aradım onu. ‘Bakayım, gözlerin hâlâ parlıyor mu?’ diyecektim” açıklaması yaptı.

"ÖZARSLAN, MANSUR YAVAŞ’I DA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI"

Özel’e yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

- Belediye başkanı adaylarının belirlendiği süreçte özellikle Mansur Yavaş, Mesut Özarslan’ı çok istemişti. Sonrasında takip ettiniz mi süreci?

Mesut Özarslan şüphesiz Mansur Bey’in referansıyla aday olduğu doğru, bizim tanıdığımız biri değil. Ama Mansur Bey’i de hayal kırıklığına uğrattığı da doğru. Mesela Mesut Özarslan Çankaya’ya olmazdı, Etimesgut’a olmazdı, Mamak’a olmazdı. CHP’nin öz gücüyle kazanabildiği hiçbir ilçe için Mesut Özarslan olmazdı. Hatta Mamak’a adı geçtiğinde ben, “Burayı bir CHP’liyle kazanacağız” diye söylemiştim. Ama Mesut Özarslan’ın kazandığı Keçiören’de bir CHP’li adayla kazanmamız güç görülüyordu. Ben burada mesela Mansur Bey açısından şunu görüyorum. Mansur Bey bana Mesut Özarslan’ın transfer mevzu olduğunda ve sonra o tartışmalı günlerde, örneğin PORTAŞ’la ilgili suç duygularıyla ilgili dosyayı Mansur Bey verdi. “Sorun efendim, bunlar ne olmuş?” dedi. Mansur Bey’in mesela PORTAŞ’la ilgili kendisiyle ilgili en ufak bir kaygısı yok.

“Sorun bu PORTAŞ’la ilgili suç duyurusu ne olmuş, demek ki bunun bizim bilmediğimiz, bunun bir açığı varmış, bunu yakaladıklarına göre” dedi. Sonuçta Mansur Bey’e Mesut Özarslan’ın hesabını sormaya kalktığında ‘Topuklu Efe’nin hesabını da benim vermem lazım o zaman. Veya ‘Topuklu Efe’nin hesabını Sayın Baykal’dan sormak lazım, Allah rahmet eylesin. Beykoz’un hesabını Ekrem Bey’den sormak lazım. Gaziantep’in hesabını benden sormak lazım, benim dönemimdedir. O yüzden bu bir köken meselesi değil, bir ahlâk meselesi, bir kişilik meselesi bu yolsuzluk işleri…

‘BENİM ONA HİÇ KÜFRÜM YOK’

- Peki çok mu sinirlendiniz o akşam?

“Sinirlendim tabii. Çünkü bana gelmiş, “Gözlerimdeki ışıltıya bak başkanım, çakmak çakmak gözlerimle hiç bende yalan söyleyen biri var mı? Seni namusumla temin ederim” diyor, küfürlü küfürlü yeminler ediyor kendine; “Şöyle miyim, böyle miyim ben…” diye. Ama üç gün sonra buna kalkışınca ben de sinirlendim tabii. “Ne oldu, böyle diyordun?” dedim. Benim ona hiç küfrüm yok”.

- Görüntülü de aramışsınız. Görüntülü aradığınızda açtığında ne yapacaktınız?

Görüntülü-görüntüsüz ben devamlı aradım onu. İlk başta sorgulayacaktım. “Bakayım, gözlerin hâlâ parlıyor mu?” diyecektim. Bana diyordu ki, “Gözüme bakın, bende hiç partiyi bırakacak birisi var mı? Ben öyle kötü müyüm?” diyordu. Telefonları açmıyormuş, benimkini açar diye aradım aradım. İki gün önce aradığımda perşembe akşamı açtı. Yeminler etti, neler neler söyledi.

"AKILLARINA KÖTÜLÜK GELİRSE MANSUR BEY’İ DE ESİRGEMEZLER"

“Akıllarına daha inovatif bir kötülük gelirse Mansur Bey’i de esirgemezler”

- Mesut Özarslan’ın CHP’den ayrılışı ve sizinle yaşadığı süreçten sonra, “Buradan Mansur Bey’e de gelinecek” iddiaları gündeme geldi. Bir yandan Adalet Bakanı değişti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ankara’ya bakan olarak atandı. Sizin, “İmamoğlu yoksa Mansur Yavaş var” demecinizi de düşünürsek, böyle bir endişeniz var mı?

“Bu iktidarın kötülük yapma potansiyeli olarak bakarsanız her şeye ihtimal var ama bu PORTAŞ meselesinde olduğu gibi Mansur Bey’in ortaya koyduğu özgüven ve bu konuda toplumun da “İlk rakibini ortadan kaldırdı, olası rakibine de bunu yapıyor” diyebileceği bir şey, bence bu iktidarın siyaseten taşıyabileceği bir yük değil. İkincisi, Türkiye ekonomisinin de taşıyabileceği bir yük değil. Artık bu vakitten sonra bir kez daha aynı yönteme başvururlar mı bilmiyorum ama akıllarına daha inovatif bir kötülük gelirse ondan da Mansur Bey’i esirgemezler, mahrum bırakmazlar. Ama aynı yöntemle vatandaşı ikna edemedikleri bir şeye, yeniden Mansur Bey’i tabi tutabileceklerini de sanmıyorum ben. Ama her şeyi yapabilirler. Her kötülük beklenir yani”.

"SÜREYİ AKIN GÜRLEK’E VERDİM, KENDİME DEĞİL"

- Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’e seslenerek “Mal varlığını açıkla” demiş ve bir hafta süre vermiştiniz. Bu haftaki grup toplantısında açıklama yapmanız bekleniyordu ancak yapmadınız ve sürenin akşam dolacağını belirttiniz. Beklenen açıklamanız akşam saatlerinde de gelmedi. Son durum nedir, neden bir açıklama yapmadınız?

“Pek yakında. Ben “Bunu bir an önce açıkla” diye bir hafta süreyi Akın Gürlek’e verdim, kendime bir süre vermedim. Şundan dolayı söylüyorum; kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde mal bildirimi vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. 11 Mart’tan sonraya bırakır mıyız, bilmiyorum. Çünkü geçen salı günü Akın Gürlek’in süresi doldu. Çarşamba günü, “Mitingde neden konuşmadın?” diye köşe yazısı yazanlar oldu. “Akın Gürlek’le bir pazarlığa mı giriyor?” veya “Akın Gürlek CHP’yi tehdit mi etti?” gibi bir düşünceye girilmesini hiç istemem. O yüzden, “Ben bir an önce kamuoyunu açıkla” diye bir hafta süre verdim. Onun hukuki süresi 11 Mart. Ben 11 Mart’ı beklemek istiyorum, ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız”.

- Yani aslında bugün de açıklayabilecek durumdasınız

“Elimizde olmasa zaten söylemezdik, zaten rakamları, tapu sayısını verdim, doğru olduğunu onlar da biliyor. Akın Gürlek’in süresi doldu ama sanki benim de sürem doldu gibi davranılıyor. Ben bunu en uygun zamanda belki ayrı bir basın toplantısıyla, belki bir başka yöntemle açıklarım, gizleyecek halimiz yok”.

"CHP’NİN OLMADIĞI YERDE O RAPOR BAŞKA YERLERE DE EVRİLEBİLİRDİ"

- Abdullah Öcalan yeni çağrısında, özellikle millet kavramı üzerinden artık pozitif inşa aşamasına geçilmesi gerektiğini söyledi. İşaret ettiği şey aslında bir anayasa değişikliği gerektiriyor. CHP olası bir anayasa masasında olur mu? Siz nasıl buluyorsunuz şimdi devam eden süreci?

“Biz masaya otururken bütün partilerle konuşmuştuk ve bütün partiler de bunu teyit ettiler; “Bu masadan bir anayasa çağrısı çıkmayacak” diye. Çünkü ben Türkiye’nin bir anayasaya ihtiyacının olduğuna; demokratik, sivil, seçilmiş bir Meclis’in yaptığı bir anayasaya ve çok özgür şartlarda bir referandumla çok yüksek oranda bir destek bulup, anayasanın büyük bir toplum sözleşmesine ulaşması gerektiğine inanan birisiyim. Ancak bu şartlar altında Tayyip Erdoğan’ın yapacağı anayasa değişikliğinin yine geçen seferki gibi anayasa değil, “Bana yasa” olacağından, Erdoğan’a hizmet eden bir anayasa olacağından ve onun ya kendi iktidarını kalıcılaştırma ya mevcut rejimini anayasal güçle koruyacak bir kalıcılaştırma arayacağından da eminim. Onun için de bu meseleye fevkalade mesafedeyim. Ama şöyle de bir şey söylemem lazım.

Meclis’te kurulan komisyon mevzusunda, “CHP olsun, olmasın” tartışmasında, “Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korkun” dedik. Şimdi o konudaki haklılığımız ortaya çıktı. Her ne kadar çıkan komisyon raporu üzerinden bir şey koparıp acaba bir şey yaratabilir miyiz diye bir çaba olduysa da karşılık görmedi. Çünkü rapora bakan, “Hadi canım, bir ihanet raporu denmez bu rapora” diyor. CHP’nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi. CHP’nin oradaki hem destekleyici hem de denetleyici hem de düzenleyici rolü de önemli oldu.

"CHP’Yİ BİR KENARA ATACAĞI KONFOR ALANINI ERDOĞAN’A TANIMAMAK LAZIM"

Ayrıca Numan Kurtulmuş’un kendi ağzından dinlediniz, raporun 6. ve 7. maddelerinin iç içe ve hızla hayata geçirmesi gerektiğini söylüyor. 6. madde örgütün silahsızlanması sonrasında atılacak adımlara atıf yaparken, 7. maddede güçlü demokratik düzenlemelere atıf yapıyor ve CHP olmasa o yedinci maddenin orada olacağı yoktu. Buradan bir demokratikleşme adımlarının çıkmasına yönelik bir Meclis raporu var artık, altına imza atılmış. O yüzden anayasa konusunda biraz önce çizdiğim çerçeve bizim genel çerçevemiz olmakla birlikte, benim CHP Genel Başkanı olarak CHP’yi getirmeye çalıştığım nokta şu; siyasi muhataplar açısında öngörülebilir bir CHP olmak iyi bir şey olmuyor. “Nasılsa ben bunu yaparım. Ben bunu yapınca CHP bunu yapar. CHP’den boşalan yeri şununla doldururum. Fotoğrafı bunlarla veririm, işimi yürütürüm” gibi böyle bir kolay siyaset alanını, partide yönetime geldiğimiz günden beri Tayyip Erdoğan’a vermedik. Ben vermemek gerektiğini de düşünüyorum.

O yüzden öngörülebilir, aktörlerin CHP’yi bir kenara atıp diğer aktörlerle her şeyi yapabildiği gibi bir konfor alanını Tayyip Erdoğan’ı tanımamak lazım. Örneğin bugün gelip bir anayasa tartışması başlatmayı, “altıncı maddede düzenlemeler yapılsın ve bu toplumsal mutabakatla yapılsın”ı en çok kim bekliyorsa en çok ona zarar verir. Çünkü bugün terörün ortadan kalktığı veya terör örgütünün tamamen silahsızlaşması durumunda atılacak adımlara yönelik beklenti kimde en yüksekse anayasa tartışması en çok o kesime zarar verir”.

"FİDAN’A 2 GENEL BAŞKAN ‘TİKTOKÇU HAKAN’ DİYOR"

- AKP içinde liderlik tartışması olduğuna dair yorumlar yapılıyor. CHP lideri olarak, AKP’nin içindeki son dönemde konuşulan liderlik mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle Bilal Erdoğan, Hakan Fidan ve Berat Albayrak’ın adı geçiyor ve aralarında bir siyasi bir rekabet olduğu konuşuluyor.

“Erdoğan’ın yakınındakilerin söylediklerine göre Hakan Fidan’a iki genel başkan “TikTokçu Hakan” diyor. Biri ben, biri de başka bir genel başkan. Diyormuş ki ekibine, “Bugün ne yapmış TikTokçu Hakan, bir bakın bakalım.” Tayyip Bey kendisi dışındaki partideki tüm hazırlıklardan acayip rahatsız oluyor. O yüzden de Hakan Bey’e benim taktığım lakapla sesleniyor olmasına şaşırmadım. AK Parti’de sosyal medyaya baktığınızda bile kimin neye niyetlendiğini, hangi imaj çalışmalarının yapıldığını görüyoruz. Ama bu kadarıyla meşgulüm ben. Ben kendi işime bakıyorum. Onun dışında bunlara bel bağlayıp da iktidar olunmaz. Bizim kendi adayımızla, kendi yürüyüşümüzle meşgul olmamız lazım. Ama orada da süt liman bir durumun olmadığı, parti içinin çalkantılı olduğunu herkes biliyor. Bence AK Parti’deki temel rahatsızlık kişilerin de ötesinde siyasi.

AK Parti’nin Gençlik Kolları’ndan gelen, AK Parti’de siyasette olan Adalet Bakanı tasfiye olup bürokrasiden gelen birisi yerine geçti ve aralarında ciddi bir çatışma vardı son ana kadar. O yüzden de AK Parti’de, AK Parti siyasetinin kişiye endeksli kaldığı, kendi kadrolarını, kendi evlatlarını korumak yerine kolaylıkla onları feda edebildiği ve sadece Tayyip Bey’in dışında hiçbir AK Partili siyasetçinin kollanmadığı, gerektiğinde hemen feda edilebildiği meselesi bence en çarpıcı tartışma. “Biz bu siyaseti kimin için yapıyoruz, ne için yapıyoruz? Bu kadar yıl bu kadar emek Akın Gürlek için mi verildi?” gibi…

İçişleri Bakanlığı’ndaki Bülent Turan meselesi… Partinin grup başkan vekiliydi, yıllarca Tayyip Erdoğan’ın vekilliğini yapmış birisine İstanbul Valisi’nin altında görev verildi. Orada büyük bir çatışma çıktı. Hatta İçişleri Bakanı, kendi bakan yardımcısını medyanın önüne atmaya çalıştı. Burada bu deneyimle Bülent Turan gelmedi de bu sefer de Erzurum Valisi geldi. Yani AK Parti siyasetinin bunu tartıştığını biliyorum ve siyaset bu tartışmayı kolay kolay hazmetmez. Getirdin işte valiyi, neler yaptı? Şimdi neden o valiyle mücadelesinde haklı çıkmış, o valinin kumpaslar kurduğunu sana ispat etmiş Bülent Turan’ı değil de yine bir başka valiyi getirip koyuyorsun. Bu önemli bir şey. İçişleri Bakanlığı, bence Türkiye siyasetinin en mihenk taşı yerdir. Mesela bir koalisyonda İçişleri Bakanlığı’nın kimde kaldığı çok önemli bir şeydir. AK Parti’nin kendi içindeki koalisyonda bu İçişleri Bakanlığı, hep bu atanmışların ve hep böyle siyasette emeği olmadan yemeğe gelenlerin mi olacak yani? Bu tartışmayı uzun süre taşıyamazlar”.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim