• BIST 14792.08
  • Altın 6815.74
  • Dolar 45.3959
  • Euro 53.2761
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C

Özgür Özel'den 'Burcu Köksal'a: "Tehditse daniskasını ediyorum"

Özgür Özel'den 'Burcu Köksal'a: "Tehditse daniskasını ediyorum"
Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKP'ye geçen Burcu Köksal için, "Tehdit ediyormuşum, tehditse daniskasını ediyorum" dedi. Özel, Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifade hakkında da konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında konuşuyor. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den AKP'ye geçeceğini duyurmasının ardından bu haftaki toplantıya, Afyon'dan birçok kişinin iştirak ettiği öğrenildi. Grup toplantısı ayrıca, CHP'den ihraç edilen tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın Çağlayan Adliyesi'nde ek ifade verdiği saatlere denk geldi. Özel, bunun Kurban Bayramı öncesi son grup toplantısı olduğunu söyledi.

"TEŞEKKÜR EDİYORUZ"

Özel'in konuşmasından satır başları:

"Perşembe günü, SAHA 2024 Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nı ziyaret ettik. Orada yerli teknolojilerimizi inceledik. Firmalarımızı ve kurumlarımızı ziyaret ettik". Savunma sanayini bir partiye, bir döneme mal edenlere karşı; 1973'te kurulan TUSAŞ'ı, Cumhuriyetin ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten başlayarak TUSAŞ'taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği varsa, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz".

"ERGENEKON'DA SİZ YANIMIZDAYDINIZ"

"Şöyle karşılaşmalar oldu iki-üç stantta bir: 'Ben Balyoz'dan içeride yattım, siz ziyaretimize gelmiştiniz.' 'Beni tanıdın mı?', 'Tanıyor gibiyim', 'İzmir Askeri Casusluk... Siz olmasaydınız ortaya çıkmazdı. Bizi o iftiradan Meclis'te siz anlattınız, Veli Ağbaba anlattı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri anlattı. Ergenekon'da siz yanımızdaydınız...'. "O gün biz bu taraftaydık, doğrusunu söylüyorduk. Sayın Erdoğan öbür taraftaydı ve cellatları savunuyordu. Biz cellatların elinden, Ergenekon, Balyoz ve çeşitli kumpaslarla katledilmeye çalışılanları savunduk ve kurtardık".

"BUGÜN AYNI TARAFTA DURUYORUZ"

"Gün oldu o cellatlar Erdoğan'ın karşısına çıkıp darbeye kalkıştılar. Orada bile parlamentoyu savunduk. Bugün yeni cellatlar, yine Erdoğan arkasında, yine bu ülkenin yarınları için çalışmak isteyen pırıl pırıl insanlar... O gün nasıl o günkü Genelkurmay Başkanı'na da, Ali Tatar'a da, Askeri Casusluk'taki pırıl pırıl subaylara da sahip çıkarken ne kadar eminsek, aynı inançla, aynı kararlılıkla, o gün FETÖ'nün saldırısında doğru tarafta duranlar olarak bugün 19 Mart darbesi ve Akın Gürlek'in yargı çetesine karşı dimdik aynı yerde, aynı tarafta duruyoruz. İftiracılara karşı baş eğmedik, gerekirse baş verdik ama eğilmedik' diyeceğimiz güne kadar buradan tarihin önüne şerh düşüyorum. Bir daha çıkacağım ve bugünü hatırlatacağım.

ASKERÎ HASTANELER İÇİN ÇAĞRI

"Fuarda gezdik. En çok şu mesajı verdiler: 'Özgür Bey siz söyleyince etkili oluyor. Aman söyleyin, aman tekrar edin; askeri sağlık sistemini lağvettiler, askeri hastaneleri kaldırdılar. Asker vuruluyor, harp cerrahisi bilen kimse yok. Boşu boşuna uzuvlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor. Yarın bir savaş olur bedelini ağır öderiz. Aman ha askeri hastaneleri açsınlar, askeri sağlık sistemini kursunlar".

"EN GÜZEL CEVABI ERDOĞAN'IN MEMLEKETİNDE HEMŞEHRİLERİ VERDİ"

"Cumartesi, Rize tarihinin en büyük mitinglerinden birini gerçekleştirdik. Partimize yönelik saldırılara en güzel cevabı Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketinde, Rize'de, yıllardır o boyutta dolduramadığı meydanı dolduran kendi hemşehrileri verdi. Teşekkür ediyorum Rizelilere, Karadeniz'in yiğit insanlarına".

"SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDAYIZ"

"Sizler sahaya gittikçe, dinledikçe, millet söyledikçe onların sesini Türkiye'ye duyurmak ve onların derdini bildiğimiz gibi çözümlerini söylemek ve onlar için iktidara yürümek, iktidar olup bu haksızlıkları sona erdirmek bu haksızlıkları sona erdirmek boynumuzun borcudur. Görev bizdedir, sorumluluğumuzun farkındayız".

"ENFLASYON YÜZDE 32.4'E YÜKSELDİ"

"Artık ne yazık ki vatandaşlarımız bayramı umutla karşılamıyor. Hatta 'Bayram gelmiş neyime?' sözü bayramla ilgili umut söyleyen cümlelerin yerine geçmiş durumda. Yıllık enflasyon yüzde 32.4'e yükseldi. Hani diyorlar ya 'Enflasyon bütün dünyada sorun'. Dünyadaki 100 ülke bir yılda bizim bir ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok. Açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının 113 bin lira olduğu bir ülkede, 28 bin liraya ev geçindirmeye çalışan emekçilerin, 20 bin liraya hayatta kalmaya çalışan emeklilerin ülkesindeyiz. 1 milyon 200 bin liralık bir aracın Türkiye'ye gelişi 2 milyon 750 bin lira oluyor. Araç 1,5, vergisi 1 milyon 550 bin lira".

AKPDEN.COM'UN KAPATILMASINA TEPKİ

"Bu siteye erişim engeli getirdiler. Birazdan hangi sitelere erişim engeli getirmediklerini söyleyeceğim. Bu siteye erişim engeli geldi saatler içinde, bir gün içinde. Ha, halen daha girilebilen bilgisayarlar var çünkü birçok başka başka numaraları varmış bu işin. Girebilenler var, giren için akpden.com, giremeyen için akpden-akp2den.com. Öyle değil mi? akp2den.com. Onu kaparlarsa inadına 3den.com, 4den.com. Hadi engelleyin göreyim. Erişim engelinin gerekçesi, 'Milli Güvenliğe tehdit' ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit".

"YILLIK 138 BİN TL VERGİ KESİLİYOR"

"Bugün Türkiye'de bizi izleyen dinleyen beyaz yakalı, mavi yakalı mühendisler, teknisyenler var. 60 bin, 70 bin, 80 bin lira maaş. Bir asgari ücretliye baktığınızda çok büyük maaş gibi görülüyor. Ama bu kişilerin dünyada emsallerinin, bu kişilerin dünyadaki meslektaşlarının aldığı maaşa bakınca dörtte bir maaşlara çalışıyorlar ve üç katı fazla çalışıyorlar. Üç katı da pahalı bir ülkede yaşıyorlar. 60 bin lira ücret alan bir işçiden 138 bin lira yıllık vergi kesiliyor. İki maaş oraya gidiyor. 70 bin lira maaş alan bir teknisyenden 180 bin lira, iki buçuk maaş yılda vergi kesiliyor. 80 bin lira maaş alan bir mühendisin 235 bin lirası, üç maaşı yılda üç maaşı vergiye gidiyor".

"KOÇ 150 LİRAYDI"

"Gelelim kurban bayramına... AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 257 liraydı. En düşük emekli maaşı ve iyi bir koç 150 liraydı, iyi bir koç. Böyle tuttun mu ele gelecek koç 150 lirayı alıyordun, emekli maaşı bir buçuk koç alıyordu. Bugün aynı iyi koç 45 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bir buçuk koç alan emekli, yarım koç alamayan, iki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler".

"ET FİYATLARI YÜZDE BİN 124 ARTTI"

"Kırmızı ette elbette bir krizin içindeyiz. Son beş yılda enflasyon yüzde 653 artarken et fiyatları yüzde 1124 artmış. Burada ne geliyor akla? Akla hemen Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin protein destekleri, mandıraları, halk etleri ve orada eti yüzde 30-40 ucuza sattığı yerler geliyor. Onun için ne var devlette? Et ve Süt Kurumu var, güya ucuza satacak. Ama biliyorsunuz et ithalatıyla uğraşan başında genel müdürleri var. Ve 2024 yılı verileri açıklandı. 14.3 milyar lira kar elde etmiş Et ve Süt Kurumu. Biraz ucuz etin, sütün peşine koşan vatandaştan 14 milyar lira kar elde ederek kurumlar vergisinde 15. olmuşlar".

"TRAKYA KADAR TARIM ARAZİSİNİ KAYBETTİK"

"Trakya kadar tarım arazisini kaybettik. Ortalama çiftçi yaşı 58. AK Parti geldiğinde 37'lerdeydi. Yani gençler topraktan koptular. Üç gençten ikisi 'Asgari ücretli bir iş bulursam seneye tarlada çalışmam' diyor. Bu hale geldik. Tehdidin boyutu burada. Ve öyle bir nokta ki, ortalama çiftçi geliri de 19 bin lira, en düşük emekli maaşından da düşük. Yılın ilk üç ayında bu iktidar faize 876 milyar lira ödedi, çiftçisine 60 milyar lira destekleme verdi. Çiftçiye 60 milyar veriyor, faize 876 milyar lira veriyor. Adam bu sırada yurtdışında oluyor ve bu iftiraları atmak yerine doğruları söylemeye başlıyor. Diyor ki, "Benim CHP ile ne işim var? Benim ortağım AK Parti İl Başkanı. Benim her sahip çıktığım şey AK Partili. Ben AK Partiliyim".

"ŞİMDİDEN TAAHHÜT EDİYORUZ"

"Çiftçi mazotunun ÖTV'siz, KDV'siz hale kanunla derhal getirmeyi, çiftçi borçlarının faizlerini silmeyi, anaparayı yapılandırmayı, planlı bir tarıma geçmeyi, çiftçinin ne ekeceğini, ne dikeceğini, kaça satacağını bildiği bir düzeni kurmayı, elektrik ücretlerini aylık değil, hasattan hasata, eskiden olduğu gibi AKP öncesi olduğu gibi tahsilatını mümkün kılmayı ve çiftçinin üretimine ve hayvancının süt üretimine alım garantisi vermeyi partimizin programına koyduk, şimdiden taahhüt ediyoruz".

"EKREM BAŞKAN DEDİ Kİ 'BİZLE NE ALAKASI VAR'"

"İlk başladıklarında, '560 milyar lira yolsuzluk' diye anlattıklarında, en büyük kısmı hafriyat ve bu işi yaptıkları yer Cebeci Hafriyat dediler. Allah Allah! İlk duyduğunda Ekrem Başkan dedi ki, 'Oranın bizle ne ilgisi varmış? Bizle ne ilgisi var?' diyor. Orası Enerji Bakanlığı'nın yeri. Döküm muvaffakatnamesini o veriyor. Ayrıca denetimi, onun sınırları içinde olan AK Partili belediye yapıyor, Bağcılar herhalde, Sultangazi... Ayrıca bir protokol var, bizim büyükşehir olarak hakkımız var, dökülen hafriyattan bir şey alacağız. Yüzde 10 bize, Enerji Bakanlığı... Yüzde 20 bize olacakken yüzde 10'u valiliğe vermiş. Yüzde 10'da Cebeci Hafriyat'tan valilik alıyor. "Ben anlamadım neler oluyor," diyordu. "Hele bir iddianame çıksın, hele bir çıksın".

"BUZ GİBİ AK PARTİLİ BİR ARKADAŞ"

İddianame çıktı. Durdu, durdu bugüne geldi. Bugün bu arada bu Cebeci Hafriyat'ın ortağı, daha doğrusu Cebeci hafriyat alanına döküm yapan kişi, Murat Gülibrahimoğlu AK Parti'nin önceki il başkanının, seçim günü il başkanı olan kişinin ortağı. Yani buz gibi, buz gibi AK Partili, buz gibi AK Partili bir arkadaş. Demişler ki buna, bir plan kurmuşlar; bu işten bir iftira atacaksın ve etkin pişmanlıktan yararlanacaksın. Sana mallarını öbür türlü çökeriz, vermeyiz ama sen Ekrem'e bir yalan uyduracaksın, biz buraya kaçak döküm yapıyorduk. Rakam şöyle çıkıyor, iddia etmeye çalıştıkları vaktiyle şimdi yapamadıkları... Günde 5 bin fazladan kamyon, İstanbul'dan Kocaeli'ne kadar falan uydudan görünür".

"SUSUYOR, SÖYLEYEMİYOR"

"Akın Gürlek'in 16 tane tapusu var. Aha da burada ID numaraları var. 4'ü aktif diye, yani üstünde, 4'ü... 12'sini elden çıkarmış, aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum, bu ID'leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek'te olduğu belli. Ama susuyor ya, söyleyemiyor ya. Çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Çevre Şehircilik Bakanlığı genelgeye uygun şekilde Sayın Akın Gürlek'in 16 tapusunu da Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki belediyelere bildirmiş zaten. Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün, kendisine ertesi gün 'Bir şey söyle' dediler. Cep telefonuyla, titreyen elleriyle, göz içine bakamayan ruh haliyle 4 tane aktif tapuyu, o an üzerinde olan aktif tapuyu, öbürlerini filtrelemiş gösteriyor. Üçünün de yanında üçgen var. O şu demek; son 3 ayda edinilmiş. Nereden, şimdi laf lafı açıyor, son 3 ayda nereden edinilmiş? Mahal'den. Bir tanesi İzmir'de, ikisi Ankara'da. İzmir'dekilerden birinden bir 'Topuklayan Efe'nin' izi çıkarsa şaşırma. Bunu da bu kenara yazayım. O söylediğimi anladı".

MUHİTTİN BÖCEK İÇİN NE DEDİ?

"Şimdi gelelim, örnek bir vaka üzerinden bir kişi nasıl alınır, tehdit edilir, zorlanır ve itirafçı yapılır, bunu bir görelim. Örnek, örnek maalesef Muhittin Böcek ve Böcek ailesi. Göze bakamadan, basına bakamadan, yere bakarak 4 tapuyu gösteriyor. Ve sonra diyor ki; 'Özgür Özel bu tapuları açıklarken' diyor 'iki şeyi var: Bir, asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor. Bir de diyor 'kendisinin bir işi var. Muhittin Böcek itirafçı olacak, daha vakti var. 15 Ocak tarihinde' tarihi veriyor ağzıyla, videosu var, 'Manisa'da bir benzin istasyonunda baz çakışması var. Muhittin Böcek onu itiraf edecek. Özgür Özel o yüzden bunu yapmaya çalışıyor' diyor.

Sonra ne oldu? Tam bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek'in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Beklediği şu: Muhittin Böcek orada baz vermiş, orada biri daha bizden baz verir Manisa'da. O kişiye yüklenirler, 'Bu kişiye para verdi' denirler. Muhittin Böcek'in şoförleri, bulunulan mekanın kamera kaydı, her şey Muhittin Böcek'in oraya gittiğini sonra Manisa'ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. Bir şey gösteremiyor.

"'BUNU İMZALA KURTUL' DİYORLAR"

O gün söylediği tutar 50 milyon Euro. Yani bir kamyonet para çantayla taşınacak falan gibi anlatılıyor, öyle ifade verilmiş falan. Muhittin Böcek'in de önüne bu ifadeyi, 6 ay önce ben getirdiklerinde söylemişim otobüsün üstünden. Sonra o gün 20 milyona düşürüyorlar, 'Benzinlikte verdim diye imza at çık kurtul' diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor. Bana, Cavit Arı'ya, kendisini ziyaret eden bütün milletvekillerimize bu belgeyi gösterdi. Altında İstanbul'daki bir savcının ifade imzasından getirmişler. 'Bunu imzala kurtul' diyorlar, atmadı. Bakın ne oldu biliyor musunuz? Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. O adresi açıp kendileri gittikleri, kimseyle buluşmadıkları çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı".

"Muhittin Bey'e konum atıp 'Burada bekliyorum abi' deyip, kendi proje ekibiyle yedi kişi, onu getiren ve yanında projeyi anlatacak kişilerle bir danışmanı ve proje anlatacak, mimarlık ofisinde oturdukları, Manisa'nın adayı ya Ferdi, Antalya deneyimlerinden toplu taşıma, hafif raylı sistem, ucuz su, halk ekmek, çalıştıkları... Sonra hep beraber Manisa Kebabı yiyip vedalaştıkları, o kadar şahidin önünde hiçbir yalnız kalma olmadığı gitti... Yolu verse, oraya Ferdi gidiverse, Ferdi'nin şoförü onları almaya gidiverse...

"NASILSA FERDİ BİR ŞEY DİYEMEZ"

Manisa'nın hiçbirimizin dolduramadığı meydanları, sokakları, cenazesi dolduran Ferdi kardeşimin... ölmüş ya... Ferdi'ye iftira atarak, 'Muhittin Böcek Ferdi'ye verdi paraları'. Nasılsa Ferdi bir şey diyemez, çıkamaz. 'Ferdi de o paraları Özgür'e verdi' ya da 'Şurada kullandı, burada kullandı' deyip Ferdi'ye iftira atacak zihniyet tak diye kaldı. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Devlete emanet cep telefonundan Muhittin Böcek'in oğlunun ve gelininin, gelininin kaydettiği eşiyle mahrem görüntüleriyle bir tanesini kamuoyuna verdiler. Hatta dilim varmıyor ama bu iftirayı atan siteyi hala engellemiyorlar. Ele geçirilmiş bir deli karının bir sitesi var. Oradan, gelininin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, çocuğun Muhittin Böcek'ten olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftirayla bir video servis ettiler. 'Devamı gelecek' dediler".

"GÖKHAN BÖCEK'İN SİNİR KRİZİ GEÇİRDİĞİ ORTAYA ÇIKTI"

Gökhan, biz de basından okuduk, Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, 'Tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. O gün gittiler, avukatların tutanağı var. Savcıya demiş ki, 'Getir, ne istiyorsan imzalayacağım'. Savcı demiş ki, bu tabii Antalya Cumhuriyet Başsavcısı, 'Bizim böyle bir usulümüz yok, biliyorsan anlatırsın'. Sonra 'Git sen bir düşün'. Gitmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gökhan Böcek'e itirafçılık için bir şans verilmesini ertesi gün... Antalya'da yargılanıyorlar, İstanbul'da bir şey yok daha. Zuhal'i ama İstanbul'a götürmüşlerdi.

Savcı şunu soruyor: 'Parayı nereden çektin?' Ya bu kadar para çektin ya, önce 50 milyondu, 20 milyondu, 1 milyona inmişler. Sırt çantasına sığacak tutar 1 milyon Euro arkadaşlar. Diyor ki, 'Ankara'ya nasıl gittin?', 'Uçakla gittim'. 'Parayı nereden çektin?', 'Para çekmedim. Eşten dosttan topladım'. 'Sonra ne yaptın?', 'Uçakla gittim'. 'Seni uçağa kim bindirdi?' Normal savcı soruları bunlar, doğrulatacak ya yalan atıyorsa. 'Hatırlamıyorum'. 'Ankara'da uçaktan kim aldı?', 'Hatırlamıyorum'. 'Genel Merkeze ne zaman gittin? Gününü söyle', 'Bilmiyorum'. Uçağı biliyor, gününü bilmiyor. Çünkü o tarihteki kamera kaydına ya da kayıtlara bakılacağını biliyor. On beş günlük bir süre veriyor, o sürede gelmiştir gitmiştir diye hesap ediyor Ankara'ya, baz vermiştir diye hesap ediyor.

'Nasıl gittin 6. kata?', 'Kapıya girdim, adını söyledim, 6. katta dediler'. Bu yazıyor arkadaşlar, ilk ifade. 'Çıktım', 'Kime verdin?', 'Ben o ismi unuttum. 1.70 boylarında erkekti'. Bu kadar! 'Peki senden parayı isteyenle konuştun mu telefonla?', 'Ben konuşmadım, o konuştu'. 'Bu kadar parayı verdiğin kişinin adını bilmiyor musun? Teyit almadın mı?', 'Almadım, uzaklaştım'.

"MUHİTTİN BÖCEK'İN MALINA ÇÖKTÜLER"

Sonra Muhittin Böcek'in ifadesi alınıyor. Muhittin Böcek, okudunuz; 'Adaylığımla ilgisi yok, partiye maddi, her zaman olan bağışlardır. Oğluma geniş zamanlı, parti bir şey isterse ver demiştim. Genel Başkan, partinize sahip çıkın, maddi manevi arkasında olun kampanyanın demişti. Geniş zamanlı talimatım vardı, geniş zamanlı aldı, almış götürmüş benim haberim yok'. Çünkü Muhittin Bey'e, mal varlığına el konulana kadar... adam otobüs muavinliğiyle başlamış, kamyon muavinliği, otobüs şoförlüğü... Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler. Torununa iftira attılar. Büyüyecek o çocuk büyüyecek. Tarih önünde biz bunları ispatlamazsak o çocuk bu iftiralarla büyüyecek. AK Parti'nin bunlara, AK Parti'nin kara düzeninin bunlara iftira attırmak için yapmasından büyüyecek. Devletin kayıtlarına sokuyorlar bunları.

Muhittin Bey'e, 'Oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al'. Oğlunun ifadesini doğrulayacak ama, ben Akın Gürlek'in tapularını açıklayıp da 'Akın Gürlek, Muhittin Böcek itirafçı olacak' dediğinde, kendi el yazısıyla yazıp kendi web sayfasından yayınlatmıştı: 'Bakanı kandırıyorlar, bir kuruş verdiysem adi şerefsizim, ispatlamayan namussuz şerefsizdir' diye.

O, o zaman da bunları söylese çıkardı ama, mal varlığına da çöküp, çocuklarını bilmem ne yapıp oğlunu çıldırtıp, gelini yapınca gördüğünüz gibi bir şey söylemiş. Muhittin Böcek'ten Gökhan'ın dediklerinin, işte 'Babamın talimatıyla değil ama geniş zamanlı söylemişti' falan (günü çakıştıramıyorlar ya). Zuhal Böcek'ten ifade alıyorlar, ek iddianame alıyorlar.

'Kocamı uçağa ben bıraktım... pardon, kocamı uçaktan ben aldım'. Yahu adam karısından gider... Karısı Ankara'da, kendisi Antalya'da nedense. Eşi onu alır Genel Merkeze götürür de bunu hatırlamaz mı? Tanımıyorum, hatırlamıyorum, kimin aldığını. Biri aldı, hatırlamıyorum. Zuhal Böcek'in ifadesiyle Antalya'daki alınan normal ifadenin eksiklikleri giderilmeye çalışılıyor.

Ve bunun üzerinden çıkmışlar, utanmadan sıkılmadan, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine... Efendim aday olmadan önce, aday gösterilmemiş tam gösterilecekken para istenmiş. Muhittin Böcek de bugünkü ifadesinde dahi demiş: 'O gün DEM'e bir salon vermedi diye infial oldu, adaylık açıklamasından çekildi. Çünkü Kürt seçmen kırıldıysa seçilemez diye yeni anket yapıldı'. Anket gelmiş, 3,5 puan önde çıkmış, ertesi gün aday gösterilmiş. O kadar salak ki Muhittin Böcek'ten aldığımız parayı onun için anket yaptırmaya harcamış olabilir miyiz?

BURCU KÖKSAL'A: "BU TEHDİTSE DANİSKASINI EDİYORUM"

"AK Parti'ye biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz, siz Trikopis'in askerlerisiniz deyince benim 'Dur Burcu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir partisine tamam rakip olabiliriz, düşmanlık görüyor olabiliriz ama Yunan ordusunun partisi denmez.' diye susturmaya çalıştım. Her fırsatta siz Fesli Deli Kadir'in Atatürk'ün cenazesine giden şu diyenlerin partisisiniz, alçaklar. 'Yapma Burcu.' dedim.

AK Parti grubuna diyor ki: "MS hastası anneme küfrettiniz, alkışladı bu AK Parti grubu." diyor. Bekliyor ki yarın Afyon'a gidince onu Mustafa Kemal'in kurduğu partinin grubu değil, o annesine küfredeni alkışlayanların, bunun da gelin alın beni be, yolsuz dediniz, rüşvetçi dediniz, dolandırıcı dediniz, teslim olmayacağım, alın beni içeri diye meydan okuduğu gruba gidiyor. Ve diyor ki ve diyor ki: "Özgür Özel beni tehdit etti." Ona sadece şunu dedim: 6 ay önceki gidişinde demiştim, şüphen kocandansa ayrılırsın, bu parti ailen olur sana sahip çıkar, senin hırsız olduğuna inanmıyorum, o laf o. Bu sefer de dedim ki: "Ey Burcu Hanım, 2 yıl kolay geçmez ama çabuk geçer. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olunca sakın gelip kapımızda yalvarma." Bu tehditse, daniskasını ediyorum ulan. Daniskasını ediyorum! Bu tehditse, daniskasını ediyorum".

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim