Gazeteci Can Dündar, 6 Mayıs 2016 yılında uğradığı silahlı saldırının 10. yıldönümünde sosyal medyadan bir paylaşımda bulundu. Saldırıda kendisini ıskalayan ancak bir diğer gazeteci Yağız Şenkal’ın yaralanmasına neden olan saldırganın 2018 yılında beraat edildiğini belirten Dündar, 225 gün adli para cezasının günlük 4 bin 500 liraya denk geldiğini, saldırıda kullanılan silahın ruhsatsız olması nedeniye 10 ay hapis cezasına çarptırıldığını hatırlattı. Almanya’da yaşayan Dündar, saldırı haberinin duyulması sonrası saldırı görevinin önce kendisine verildiğini iddia eden bir kişiyle yaptığı görüşmeyi 2025 yılının Ekim ayında yayımlanan bir kitapta topladı.

Buenos Aires’ten kendisi ile iletişime geçen Serkan Kurtuluş, İzmir'de 'silahlı suç örgütü kurma' davasının sanıklarından biri idi ve 2020 yılında Arjantin’de yakalanmıştı. Dündar ‘potansiyel katilim’ dediği Kurtuluş’la el sıkıştığını, cezaevinde yapılan görüşmede karşılıklı oturduğunu ve kendisine kantinden atıştırmalık hediye ettiğini anlattığı görüşmenin iki saat sürdüğünü belirtiyor.

SERKAN KURTULUŞ - CAN DÜNDAR
Dündar, ‘Ich traf meinen Mörder’ adlı kitabının yayımlanmasının ardından Alman gazeteci Louis Sammann’a verdiği röportajda kitaba air bilgiler veriyor:
Buenos Aires’teki cezaevinde Serkan Kurtuluş, ona şunları anlatıyor:
“İzmir Emniyeti’nde istihbarat biriminden bir görevli beni çağırdı. Masaya gazeteden kesilmiş bir fotoğrafınızı koydu. ‘Bunu tanıyor musun?’ diye sordu. ‘Evet, gazeteci’ dedim. ‘Gazeteci değil o, hain’ dedi. ‘Cezalandırılması gerekiyor’”.
Dündar, kendisini susturmak için hazırlanan suikast planını büyük bir dikkatle dinliyor.
“Fotoğraftaki kişi bendim; mesele bana yönelik suikast planıydı. Serkan Kurtuluş ayrıntıları sakin bir şekilde anlatıyordu: yerler, isimler, tarihler, saatler… Ben ise kendime yönelik planlanan saldırıyı, sanki heyecanlı bir polisiye sahnesi izliyormuş gibi takip ediyordum".
“Birkaç dakika içinde, yedi yıl önce beni vurma görevi verilen tetikçinin karşısında olacaktım. Kamera açısını kontrol ettim, sorularımı gözden geçirdim ve ona nasıl davranmam gerektiğini düşündüm. Elini sıkarken gülümsemeli miydim? Yoksa soğuk ve mesafeli mi kalmalıydım? Geçmişimin bugüne kadar karanlıkta kalmış belirleyici bir bölümünü aydınlatmak üzereydim”.
"...Ama sonuçta o bir düşman değildi. Tam tersine, kirli işi yapmayı reddetmişti. Bu yüzden ona karşı bir tür sempati hissettim. Yasa dışı işlerin içinde bulunmuştu ama aynı zamanda pişmanlık da taşıyordu. Aramızda neredeyse sıcak bir karşılama vardı; o yanında kurabiye ve portakal suyu getirmişti, ben de o dönem hapiste yazdığım kitabı götürmüştüm".
MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin davada yargılanan eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, "gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek" ve "örgüt (FETÖ) içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçlarından 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama sürecinde yurt dışına yerleşen Dündar, firari statüsünde…
















































