• BIST 12433.5
  • Altın 7182.12
  • Dolar 43.8294
  • Euro 51.7046
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı: 3. gün!

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı: 3. gün!
ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 3. güne girdik. Saldırıların 3. gününde yaşanan gelişmeleri, haberimizde; sizler için aktardık.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gerilime, Lübnan merkezli Şii silahlı grup Hizbullah da dahil oldu. Hizbullah’ın İsrail’in Hayfa kentine füze saldırıları düzenlemesinin ardından İsrail ordusu, Lübnan genelinde geniş çaplı bir hava harekatı başlattığını duyurdu. İsrail Beyrut’un güney banliyöleri ile havalimanı çevresindeki bölgeleri hedef alırken, Lübnan’daki 50’den fazla köyde yaşayan sivillere tahliye çağrısı yaptı ve hava saldırıları düzenledi.

İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Kuzey Komutanlığı Komutanı Rafi Milo, IDF tarafından yayımlanan açıklamasında, “Hizbullah, Lübnan devleti yerine İran rejimini tercih etti ve sivillerimize yönelik bir saldırı başlattı. Hazırlıklıydık ve bunun bedelini ağır ödeyecekler” ifadelerini kullandı. Milo, İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlerin korunmaya devam edileceğini ve bu bölgelerde yaşayanların tahliye edilmeyeceğini belirtti ve Lübnan’ın güneyine yönelik “Saldırılar sürüyor ve yoğunluğu artacak” dedi. Hizbullah’ın önceki yıl İsrail ile yaşanan çatışmalar ve Suriye’deki yöentim değişikliği sonrasında ciddi askeri kayıplar vermesine rağmen, İran ile olan ideolojik, dini ve mali bağları nedeniyle savaşın parçası haline gelmesinin kaçınılmaz olması bekleniyordu.

İRAN: “ABD İLE MÜZAKERE ETMEYECEĞİZ”

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Larijani, ülkesinin ABD ile müzakere etmeyeceğini bildirdi. Larijani, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Tahran yönetiminin Washington ile görüşmeleri yeniden başlatmayı planladığı yönündeki haberlere yanıt vererek, “İran, Amerika Birleşik Devletleri ile müzakere etmeyecektir” ifadelerini kullandı. İran’ın en üst güvenlik karar alma organı olan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin genel sekreteri olarak görev yapan Larijani, hayatını kaybeden İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in de danışmanları arasında yer almıştı.

2-028.jpeg

İSRAİL’İN LÜBNAN’A YÖNELİK HAVA SALDIRILARINDA 31 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut ve ülkenin güneyine düzenlediği hava saldırılarında en az 31 kişinin hayatını kaybettiği, 149 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, can kaybı ve yaralı sayısının “öncü veriler” olduğu, bilançonun artabileceği belirtildi. Yetkililer, arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.

3-017.jpeg

IRAK’IN ERBİL KENTİNDE PATLAMALAR MEYDANA GELDİ

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’de şiddetli patlama sesleri duyulduğu bildirildi. Katar merkezli yayın kuruluşu Al Jazeera Arabic’in haberine göre, kentte meydana gelen patlamaların ardından Irak hava savunma sistemleri, Erbil Uluslararası Havalimanı’nı hedef aldığı değerlendirilen füze ve insansız hava araçlarına karşılık verdi. Haberde, patlamaların bölgedeki artan gerilim ortamında yaşandığı belirtilirken, İran’ın misilleme saldırılarının üçüncü gününde Körfez bölgesindeki bazı şehirlerde de benzer olayların kaydedildiği aktarıldı. Buna göre, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kenti ile Katar’ın başkenti Doha ve Bahreyn’in başkenti Manama’da patlama sesleri duyulduğu bildirildi. Gelişmelerin, İran’ın bölgede sürdürdüğü misilleme saldırıları kapsamında yaşandığı ifade edilirken, olaylara ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı açıklama yapılmadı.

4-851.jpg

İRAN MEDYASI: ”KUVEYT’TE, ABD'YE SAVAŞ UÇAĞININ DÜŞMESİNİN ARDINDAN PİLOT YAKALANDI”

Kuveyt’in El Cahra kentinde bir savaş uçağının düşmesinin ardından bölgede yoğun duman yükseldiği bildirildi. İran medyası, uçağın düşmesinin ardından pilotun yakalandığını belirtti. Pilotun yakalanma anına ait olduğu ileri sürülen görüntüler sosyal medyada yer aldı.  Arap medyasında yer alan Kuveyt City’nin yaklaşık 32 kilometre batısında bulunan El Cahra’da bir savaş uçağının düştüğü noktadan yoğun dumanların yükseldiği görüldü. Henüz resmi makamlarca doğrulanmayan ilk bilgilere göre, düşen uçağın ABD’ye ait F-15 tipi savaş uçağı olduğu öne sürüldü.

Olayla ilgili yetkililerden ayrıntılı açıklama yapılmadı. İran medyasında yer alan haberlerde ise Kuveyt’te düşen ABD’ye ait F-15 savaş uçağının pilotunun sağ olarak yakalandığı iddia edildi. Sosyal medyada, pilotun yakalandığı öne sürülen görüntüler paylaşılırken, söz konusu iddialar bağımsız kaynaklarca henüz doğrulanmadı. Uçağın düşmesinin ardından bölgede ABD Büyükelçiliği yakınlarında olası bir saldırıya ilişkin haberler de gündeme geldi. ABD’nin Kuveyt Büyükelçiliği, ülkedeki Amerikan vatandaşlarına büyükelçiliğe gitmemeleri ve bulundukları yerlerde kalarak sığınmaları yönünde uyarı yayımladı. Öte yandan, İran’ın Orta Doğu genelinde başlattığı saldırılar kapsamında dün Kuveyt’te bir kişinin hayatını kaybettiği bildirilmişti. ABD’nin müttefiki olan ve Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapan Kuveyt yönetimi, ülkeye yönelen bazı füzelerin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklamıştı.

5-012.jpeg

SAVAŞ KÜRESEL PİYASALARI SARSTI: “PETROL FIRLADI, BORSALAR GERİLEDİ, GÜVENLİ LİMANLARA TALEP ARTTI”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından küresel piyasalarda sert dalgalanmalar yaşandı. Petrol fiyatlarında, son dört yılın en yüksek günlük yükselişi kaydedildi. ABD borsası vadeli işlemleri düşüşle açıldı. Altın, dolar ve tahvillere talep arttı. Saldırıların ardından emtia piyasalarının yeniden açılmasıyla petrol fiyatlarında hızlı bir sıçrama görüldü. New York’ta işlem gören ana petrol kontratı yüzde 7’den fazla yükselerek varil başına yaklaşık 71-72 dolar seviyesine çıktı, Brent petrol de yüzde 7-8 bandında artışla 78-79 dolar aralığına tırmandı.

Analistler, Orta Doğu’daki arz riskinin fiyatlara hızlı şekilde yansıdığını, özellikle Hürmüz Boğazı gibi enerji koridorlarının güvenliği konusundaki belirsizliğin piyasadaki primi artırdığına dikkati çekiyor. ABD merkezli yatırım bankası Evercore’un analizine göre, petrol fiyatlarında kalıcı 10 dolarlık artış, ABD’de çekirdek enflasyonu 30-40 baz puan yukarı taşıyabilir. Bu da merkez bankalarının faiz politikası üzerinde yeni bir baskı anlamına geliyor.

Vadeli işlemlerde düşüş

Petrol yükselirken hisse senedi piyasalarında ilk tepki negatif oldu. ABD’de Dow Jones vadeli işlemleri açılışta yaklaşık 400-500 puan geriledi. S&P 500 ve Nasdaq 100 vadeli kontratlarında da yüzde 1’i aşan kayıplar görüldü. Ancak ilerleyen saatlerde kayıpların bir kısmı telafi edildi. Piyasalardaki ilk satış dalgasının ardından yatırımcıların daha temkinli bir fiyatlamaya yöneldiği gözlendi. Batı medyasına değerlendirmelerde bulunan stratejistler, piyasaların “panik modunda” olmadığını ancak belirsizlik priminin belirgin şekilde arttığını vurguluyor.

Güvenli limanlara yöneliş: Altın ve dolar yükseldi

Jeopolitik gerilim dönemlerinde sıkça görülen güvenli liman eğilimi bu kez de devreye girdi. Altın fiyatları yüzde 2’nin üzerinde artarken, ABD dolar endeksi de yükseldi. Tahvil piyasalarında da benzer bir tablo oluştu. Avustralya tahvil getirilerinin düştüğü, yatırımcıların riskten kaçınma eğilimiyle sabit getirili varlıklara yöneldiği bildirildi. Bu eğilimin ABD Hazine tahvillerine de yansıması bekleniyor.

Kripto paralarda dalgalanma

Bitcoin, saldırı haberlerinin ardından sert düşüşle 64 bin doların altını test etti ancak daha sonra 66 bin doların üzerine yeniden yükseldi. Yine de kripto para, son bir ayda yüzde 15’in üzerinde değer kaybetmiş durumda. Analistler, kripto varlıkların “dijital güvenli liman” rolünün jeopolitik krizlerde hâlâ tartışmalı olduğunu belirtiyor.

En büyük risk: Enerji şoku ve enflasyon

Batı medyasına konuşan uzmanlara göre piyasalar için asıl risk, çatışmanın uzaması halinde kalıcı bir enerji şokuna dönüşmesi. Özellikle doğal gaz fiyatlarındaki olası sıçramanın küresel büyüme üzerinde baskı yaratabileceği ifade ediliyor. ABD’nin en büyük bankalarından Wells Fargo’nun analizine göre, tarihsel olarak Orta Doğu’daki çatışmaların ardından borsalarda ilk dalgalanma sonrası toparlanma görüldüğünü hatırlatsa da, mevcut belirsizlik ortamında senaryoların geniş bir aralıkta seyrettiğini vurguladı.

Savaşın süresi belirsizliğini koruyor, piyasalar temkinli

ABD Başkanı Donald Trump’ın çatışmanın dört haftaya kadar sürebileceğini söylemesi, piyasalarda risk hesaplamalarını zorlaştırdı. Analistler, yatırımcıların şu aşamada uzun süreli ve geniş çaplı bir savaş ihtimalini temel senaryo olarak görmediğini, ancak çatışmanın seyrine ilişkin her yeni gelişmenin fiyatlarda hızlı değişim yaratabileceğini belirtiyor.

6-010.jpeg

İRAN GÜVENLİK KONSEYİ SEKRETERİ LARİCANİ: “TRUMP, NETANYAHU’NUN EMELLERİ İÇİN AMERİKALILARIN KANINI FEDA EDİYOR”

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ABD Başkanı Donald Trump’ı bölgeyi “gereksiz bir savaşa sürüklemekle” suçlayarak, "Netanyahu’nun yayılmacı emellerini ilerletmek için Amerikan hazinesini ve kanını feda etmesi gerçekten çok üzücü" ifadelerini kullandı. İran'ın üst düzey güvenlik yetkililerinden Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Ali Laricani, ’’Trump’ın temennilere dayalı düşüncesi tüm bölgeyi gereksiz bir savaşa sürükledi ve şimdi daha fazla Amerikan kaybı yaşanmasından haklı olarak endişe ediyor. Netanyahu’nun meşru olmayan yayılmacı emellerini ilerletmek için Amerikan hazinesini ve kanını feda etmesi gerçekten çok üzücü’’ ifadelerini kullandı.

İSRAİL SAVUNMA BAKANI KATZ: "HİZBULLAH GENEL SEKRETERİ NAİM KASIM, ARTIK ENGELLENMESİ GEREKEN HEDEF HALİNE GELDİ"

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Lübnan Hizbullahı'nın saldırılarına karşı "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile İsrail Ordusu'na Hizbullah'a karşı güçlü bir şekilde hareket etme talimatı verdiklerini" bildirdi. Katz, "İran'ın baskısı altında ateş açmaya karar veren Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, artık engellenmesi gereken hedef haline geldi" ifadesini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, resmi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'a yönelik saldırılarına karşı Hizbullah'ın İsrail'in şehirlerine saldırmasına ilişkin olarak, "Terör örgütü Hizbullah, İsrail'e ateş açmasının bedelini ağır ödeyecek ve İran'ın baskısı altında ateş açmaya karar veren Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, artık engellenmesi gereken hedef haline geldi" dedi.

Katz ayrıca, şu iafdeleri kullandı:

"Hamaney'in yolunu izleyen herkes, kısa süre sonra kendisini onunla birlikte cehennemin derinliklerinde, kötülük ekseni tarafından engellenen herkesle birlikte bulacaktır. 7 Ekim öncesindeki atış kurallarına geri dönmeyeceğiz ve Kuzey sakinlerini ve İsrail Devleti'nin tüm vatandaşlarını tüm gücümüzle savunacağız. Başbakan Binyamin Netanyahu ve ben, İsrail Savunma Kuvvetlerine (IDF), Hizbullah'a karşı güçlü bir şekilde hareket etme talimatı verdik. Bununla birlikte, Harrier'ın Kükremesi Operasyonu kapsamında, İran terörist rejimini ezme ve yenme, yeteneklerini etkisiz hale getirme ana hedefimizi de sürdürmeye devam edeceğiz. Bu sayede İsrail Devleti'ne yönelik tehditleri ortadan kaldıracak ve İran vatandaşlarının ona karşı ayaklanıp onu devirmesini sağlayacağız".

7-005.jpeg

ARAMCO, İRAN’A AİT İHA SALDIRISI SONRASI RAS TANURA RAFİNERİSİNDEKİ FAALİYETLERİNİ DURDURDU

Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Saudi Aramco, İran’a ait bir insansız hava aracının (İHA) Ras Tanura tesisindeki bir petrol depolama alanını vurmasının ardından rafinerideki faaliyetlerin tedbir amaçlı durdurulduğunu açıkladı. Suudi yetkililer, İran’dan gelen İHA saldırısının küçük çaplı bir yangına yol açtığını, yangının kısa sürede kontrol altına alındığını bildirdi. Faaliyetlerin durdurulduğu Ras Tanura, bir petrol rafinerisi ve büyük bir açık deniz petrol yükleme terminaline ev sahipliği yapıyor.

8-004.jpeg

FRANSA DIŞİŞLERİ BAKANI BARROT: "KÖRFEZ ÜLKELERİ VE ÜRDÜN’ÜN SAVUNMASINA KATILMAYA HAZIRIZ"

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, "Fransa’nın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Irak, Bahreyn, Kuveyt, Umman gibi Körfez ülkeleri ve Ürdün’ün savunmasına katılmaya hazır olduğunu" söyledi. Fransa Dışişleri Bakanı  Jean-Noël Barrot, ABD ve İsrail'in İran'a hava saldırısı düzenlemesinin ardından İran'ın bölgedeki tüm ABD üslerine füze fırtlatmasından sonra Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri ele almak üzere bir basın toplantısı düzenledi.  Barrot, Fransa’nın Suudi Arabistan, BAE, Katar, Irak, Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Ürdün gibi dost ülkelerin savunmasına katılmaya hazır olduğunu belirtti. Bakan, askeri operasyonların süresiz sürmesinin hem İran’ı hem de bölgeyi uzun süreli bir istikrarsızlık sarmalına sürükleyeceğini vurgulayarak gerilimin durdurulması çağrısında bulundu.

Barrot, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkelerin tırmanıştan korunması gerektiğini vurguladı. Fransa’nın Lübnan devletinin egemenliği ve güvenliğine bağlılığını sürdüreceğini belirten Barrot, bölgedeki silahlı kuvvetler konusunda Lübnan ile görüşmek üzere bir konferans düzenleyeceklerini açıkladı. Barrot, tek taraflı müdahalelerin, bu amaçla oluşturulmuş uluslararası organlarda, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde tartışılması gerektiğini söyledi.

İran rejiminin nükleer silahları, balistik füzeleri ve terörist gruplara desteğiyle bölgeyi istikrarsızlaştırdığını kaydeden Barrot, "On yıllardır uluslararası hukuku ihlal ediyor ve BM kararlarını hiçe sayıyor" dedi. Barrot, Fransa’nın önceliğinin Fransız vatandaşlarının ve tesislerinin güvenliği olduğunu ve yaklaşık 400 bin Fransız’ın doğrudan bölgeden etkilendiğini kaydetti. Barrot, şu aşamada herhangi bir Fransız can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Barrot, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik "tek taraflı" saldırılarının, tam da bunun için kurulmuş olan uluslararası organlarda, örneğin Birleşmiş Milletler’de tartışılması gerektiğini söyledi. Barrot, Paris’teki bakanlıkta bir toplantı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Herkes sorumluluklarını alabilirdi, çünkü gücün kullanımı ancak (BM) Güvenlik Konseyi önünde gerçekleştiğinde gerekli meşruiyeti kazanabilir" ifadelerini kullandı.

9-004.jpeg

ALMANYA DIŞİŞLERİ BAKANI WADEPHUL: "İRAN’A KARŞI ASKERİ OPERASYONA KATILMAYACAĞIZ"

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Almanya’nın İran’a karşı yürütülecek olası askeri operasyonlara katılacağı yönündeki iddiaları reddederek, ülkesinin böyle bir niyeti olmadığını açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, açıklamasında,  "Almanya'nın İran'a karşı savaşa katılmayı değerlendirdiğine" ilişkin çıkan iddiaları reddetti.  Almanya’nın İran’a karşı yürütülecek askeri operasyonlara katılmayacağını söyleyen Bakan Wadephul, "Federal hükümetin çatışmaya katılma niyeti yok. Üstelik gerekli askeri kaynaklara da sahip değiliz. Ancak askerlerimiz saldırıya uğrarlarsa kendilerini savunabilirler" dedi. 

10-002.jpeg

İRAN’A AÇILAN KAPIKÖY SINIR KAPISI’NDA GİRİŞİ VE ÇIKIŞLAR SÜRÜYOR

Van’ın Saray ilçesindeki Kapıköy Gümrük Kapısı’nda da Türkiye-İran arasında giriş ve çıkışlar devam ederken, günübirlik gidişler ise her iki ülke tarafından durduruldu. ABD ve İsrail’in 27 Şubat günü İran’a yönelik başlattığı saldırı sürerken, İran’dan Türkiye'ye olası göç dalgası nedeniyle güvenlik güçlerince tedbirler üst seviyede alınmış durumda. Ticaret Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Ağrı, Van ve Hakkari'de bulunan İran sınır kapılarından yolcu geçişlerinin karşılıklı olarak günübirlik durdurulduğunu bildirdi. İran’dan Türkiye’ye geçiş yapılan en yoğun nokta olan Van’ın Saray ilçesindeki Kapıköy Gümrük Kapısı’nda giriş çıkışlar sürüyor. 

“Ülkeden çıkmak isteyenler var”

Türkiye'ye gelen İranlılar, ülkelerindeki durumu ANKA Haber Ajansı’na aktardı. İran’ın başkenti Tahran’dan İstanbul’a gitmek için Türkiye’ye geldiğini söyleyen Hamid Meşadi, ülkesinde durumun iyi olmadığını ifade ederek, “Eşim ve ailem Türkiye’de. Onları görmek için geldim. Durumlar iyi değil, ülkeden çıkmak isteyenler var. Bombalamalar nedeniyle herkes korku halinde. İnternet çekmiyor. Herkes ne olacağını düşünüyor” dedi. Adını vermek istemeyen bir başka İranlı ise ülkesindeki havalimanlarının kapalı olması nedeniyle eğitim için Çin’e gitmek üzere Türkiye’ye geldiğini anlattı.

İran, sınır kapısına siyah bayrak astı

ABD ve İsrail saldırısında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesi nedeniyle ülkede 40 gün yas ilan edilmesinin ardından Kapıköy Gümrük Kapısı’nın İran tarafından siyah bayrak asıldığı görüldü. Öte yandan Çin, Japonya, Rusya, Yunanistan, Kanada ve Hollanda’nın arasında bulunduğu çok sayıda ülkeden gelen gazeteciler Kapıköy Gümrük Kapısı’ndaki gelişmeleri takip ediyor.

11-002.jpeg

ULUSLARARASI ATOM ENERJİSİ AJANSI: “İRAN’A KOMŞU ÜLKELERDE OLAĞAN SEVİYELERİN ÜZERİNDE BİR RADYASYON ARTIŞI SAPTANMADI”

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, ABD ile İsrail'in saldırı düzenlediği İran’daki nükleer tesislerin hedef alındığına dair bir bulgu bulunmadığını, bölgesel radyasyon izleme ağının devrede olduğunu ve İran’a komşu ülkelerde olağan seviyelerin üzerinde bir radyasyon artışı saptanmadığını bildirdi. Grossi, UAEA Yönetim Kurulunun, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin Viyana'da yapılan olağanüstü toplantısının açılışında konuştu.

Ajansın gelişmeleri "yüksek alarm seviyesinde" izlediğini, bölgesel radyasyon izleme ağının devrede olduğunu ve İran’a komşu ülkelerde olağan seviyelerin üzerinde bir radyasyon artışı saptanmadığını bildiren Grossi, Ajansın elindeki mevcut bilgiler doğrultusunda İran’daki nükleer tesislerin hedef alındığına dair bir bulgu da bulunmadığını söyledi. Başkan Grossi, "Bu aşamada, Buşehr Nükleer Santrali, Tahran Araştırma Reaktörü ya da diğer nükleer yakıt döngüsü tesislerinin vurulduğuna veya hasar gördüğüne dair bir göstergemiz yoktur" diye konuştu. İran nükleer düzenleyici makamlarıyla iletişimin henüz yeniden kurulamadığını kaydeden Grossi, "bu hayati iletişim kanalının en kısa sürede yeniden tesis edilmesini umduklarını" dile getirdi.

Bölge genelinde nükleer risk uyarısı

UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, askeri saldırıların yalnızca İran’ı değil, nükleer altyapıya sahip çok sayıda bölge ülkesini etkilediğini vurguladı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde 4 nükleer reaktörün faal olduğunu, Ürdün ve Suriye’de araştırma reaktörleri bulunduğunu, Bahreyn, Irak, Kuveyt, Umman, Katar ve Suudi Arabistan’ın da saldırılardan etkilendiğini söyleyen Grossi, "Bu durum, nükleer güvenlik açısından tehditleri artırmaktadır. Tüm askeri operasyonlarda azami itidal çağrısında bulunuyoruz. Nükleer tesislere yönelik silahlı saldırılar asla gerçekleşmemelidir. Böyle bir durum, saldırıya uğrayan ülkenin sınırlarını aşabilecek ağır radyolojik sonuçlara yol açabilir" uyarısını yaptı. UAEA Başkanı, İran’ın nükleer silah edinmeyeceğine dair uzun vadeli güvence sağlanmasının ve küresel nükleer silahsızlanma rejiminin korunmasının yalnızca diplomasiyle mümkün olduğunu söyledi. 

“Radyolojik sızıntı ihtimalini dışlayamayız”

Grossi, mevcut tablonun son derece kaygı ve endişe verici olduğunu belirterek, "Büyükşehirler kadar geniş alanların tahliyesini gerektirebilecek ciddi sonuçlar doğurabilecek bir radyolojik sızıntı ihtimalini dışlayamayız” dedi. UAEA’nın üye ülkelerle yakın temas halinde olduğunu vurgulayan Grossi, Ajansın nükleer güvenliğe yönelik herhangi bir ihlale “derhal müdahaleye hazır” olduğunu aktardı.

12-003.jpeg

İRAN: “BARIŞÇIL NÜKLEER TESİSLERİMİZ VURULDU, ULUSLARARASI ATOM ENERJİSİ AJANSI SESSİZ KALMAMALI”

Tahran, ABD ve İsrail saldırılarında İran’daki barışçıl nükleer tesislerinin hedef alındığını ileri sürmesinin ardından, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) bu saldırıları açık ve sert biçimde kınaması çağrısında bulundu. İran’ın UAEA nezdindeki Daimi Temsilcisi Rıza Necefi, UAEA’nın Yönetim Kurulu’nun olağanüstü toplantısında yaptığı konuşmada, "ABD tarafından saldırıyı haklı göstermek için öne sürülen İran’ın nükleer silah peşinde olduğu iddiası tamamen asılsızdır" dedi. Necefi, söz konusu iddiaların ABD dış politikasında yaygın şekilde başvurulan bir yöntem olduğunu belirterek, Washington’un geçmişte de saldırılarını meşrulaştırmak için benzer gerekçeler kullandığını söyledi.

"Nükleer silahları yasaklayan liderimiz öldürüldü"

İranlı diplomat, ABD ve İsrail’in, nükleer silahların önlenmesi bahanesiyle İran’ın en üst düzey dini liderini, yüzlerce çocuk ve sivilin hayatını kaybettiği saldırılar kapsamında öldürdüğünü öne sürdü. Necefi, İran liderinin nükleer silahlar dahil kitle imha silahlarını yasaklayan bir fetva yayımladığını hatırlattı.

UAEA’ya çağrı: "Bu saldırılar açık ihlaldir"

Necefi, Ajansın söz konusu saldırıları, kendi tüzüğü ile Genel Konferans ve Yönetim Kurulu kararlarının ihlali olarak değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Necefi, "Barışçıl amaçlara tahsis edilmiş nükleer tesislere yönelik her türlü silahlı saldırı ve tehdit, Birleşmiş Milletler Şartı’nın, uluslararası hukukun ve Ajansın tüzüğünün ihlalidir" dedi. İran’ın daimi temsilcisi, mevcut çatışmaların, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile UAEA’nın ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında etkili bir tutum sergilememesinin sonucu olduğunu savundu.

NPT vurgusu: "Antlaşmanın temelleri sarsıldı"

Necefi, ABD ve İsrail’in müzakereler sürerken gerçekleştirdiği saldırıların, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) temel sütunlarını ciddi biçimde zayıflattığını söyledi. İranlı temsilci, saldırıların, antlaşmanın "garantörlerinden biri olan bir ülke (ABD) ile nükleer silaha sahip olmasına rağmen hiçbir kitle imha silahı yasak anlaşmasına taraf olmayan bir rejim (İsrail)" tarafından yapılmasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.

"Meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz"

Necefi, İran’ın askeri karşılıklarının, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu belirterek, saldırılar tamamen ve koşulsuz biçimde sona erene kadar bu adımların süreceğini söyledi. UAEA Yönetim Kurulu’nun olağanüstü toplantısı, İran ve Rusya’nın talebi üzerine, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarına ilişkin gelişmeleri ele almak amacıyla düzenlendi.

13-002.jpeg

SUUDİ YETKİLİ: "ABD; KÖRFEZ ÜLKELERİNİ TERK ETTİ, İRAN SALDIRILARINA KARŞI SAVUNMADI"

Suudi Arabistanlı bir yetkili, ABD’nin Orta Doğu’daki çatışmalar sırasında Körfez ülkelerini "terk ettiğini" iddia etti. Yetkili, ABD’nin hava savunmasını İsrail’i korumak için yönlendirdiğini ve böylece Körfez ülkelerinin İran’ın füze ve drone saldırılarına karşı savunmasız kaldığını belirtti. Adı açıklanmayan Suudi bir yetkili, Katar merkezli El Cezire yayın kuruluşuna Orta Doğu’daki şiddetli çatışmalar sırasında ABD Körfez ülkelerini "terk ettiğini" iddia etti. Yetkili, ABD’nin hava savunmasını İsrail’i korumak için yönlendirdiğini ve böylece ABD’nin büyük askeri üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerini İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı savunmasız bıraktığını söyledi. Yetkili, "ABD bizi terk etti ve hava savunmasını İsrail’i korumak için yönlendirdi" ifadelerini kullandı.

İddia edilen açıklamalar, İran’ın Suudi Aramco’ya ait Ras Tanura’daki ana petrol rafinerisine düzenlediği drone saldırısının ardından ortaya çıktı. Saldırı sonrası rafineride yangın çıktığı ve tesisin geçici olarak kapatıldığı bildirildi. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, iki dronun engellenmesinin ardından düşen enkazın yangına yol açtığını açıkladı. Orta Doğu’daki gerilim, ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği operasyonların ardından hızla tırmandı. İran, İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerini de balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Suudi Arabistan, birçok tehdidi etkisiz hâle getirdiklerini duyurdu; BAE sadece 165’ten fazla balistik ve seyir füzesini ile yüzlerce dronu engellediğini açıkladı. Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarını egemenlik ihlali olarak kınadı. Suudi Arabistan, etkilenen "kardeş ülkelerle" dayanışma içinde olduklarını belirtirken, "öz savunma" haklarını saklı tuttu. BAE, Katar, Ürdün ve diğer ülkeler de misillemeye hazır olduklarını açıkladı.

14-003.jpeg

İRAN KIZILAYI: “ABD VE İSRAİL SALDIRILARINDA EN AZ 555 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ”

İran Kızılayı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarında en az 555 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İran Kızılayı'ndan yapılan açıklamada, önceki gün başlayan saldırılar kapsamında bugüne kadar ülke genelinde 131’den fazla şehrin hedef alındığı belirtildi. Açıklamada, "131 yerleşim birimine düzenlenen saldırılarda 555 kişi hayatını kaybetti" ifadelerine yer verildi. Yardım operasyonlarının devam ettiği ve 100 binden fazla yardım görevlisinin sahada çalışmalarını sürdürdüğü bildirilen açıklamada, ölenlerin asker ya da sivil olup olmadığına dair ayrıntılı bir dağılım verilmedi.

15-003.jpeg

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim