Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva’ya röportaj verdi. Ukrayna meselesinde Batı’nın Kiev’i bir "piyon" olarak kullandığını belirten Rus Bakan, NATO’yu "geçmişin kalıntısı bir atavizm" olarak niteledi ve ittifakın Rusya sınırlarına doğru genişlemesini jeopolitik bir operasyon olarak değerlendirdi.
ABD’NİN İRAN PLANI
İran ve İsrail arasındaki gerilime dair Moskova’nın arabuluculuk rolüne vurgu yapan Lavrov, ABD’nin İran politikasının temelinde petrol akışlarını ve Hürmüz Boğazı gibi kritik rotaları kontrol etme arzusunun yattığını savundu. Trump'ın, uluslararası hukukun tüm normlarını -üst düzey devlet yetkililerinin dokunulmazlığı dahil- hiçe sayarak, Venezuella'ya yönelik hukuk dışı bir operasyon başlattığını kaydeden Lavrov, "Şu anda eşiyle birlikte Amerikan hapishanesinde olan Başkan Maduro'yu kaçırmaya teşebbüs etti. Ve bu süreçte açıkça 'Venezuella petrolüne ihtiyacımız var' dedi. İran petrolü de aynı mantıkla önem taşıyor; zira İran, bu kaynağa sahip ülkelerin en başında geliyor" dedi.
"Neredeyse eminim ki Amerikalılar, bu petrol akışlarını da kontrol etmek ister" diyen Lavrov, "Hele ki, açık okyanustaki Venezuella'dan farklı olarak, burada Hürmüz Boğazı gibi petrol rotalarının güvenliği açısından kritik jeostratejik bir nokta var. Dolayısıyla bu da, özellikle Trump yönetiminin açıkça beyan ettiği çıkarlar göz önüne alındığında, politikanın bir parçası muhtemelen" ifadelerini kullandı.
TAHRAN'DAKİ REJİM
Lavrov, "Tahran'daki rejim meselesine, yani Başbakan Netanyahu'nun hiç gizlemediği 'İran, İsrail'in varlığına yönelik bir tehdittir' söylemine gelirsek... Son zamanlarda Başkan Putin ile Başbakan Netanyahu arasında bir dizi temas oldu. Ayrıca bizim de İranlı liderlerle düzenli temaslarımız var. Biz her zaman, hem İsrail hem de İran ile iyi ilişkilere sahip olduğumuz için, bu gerilimin yatıştırılması gerektiği konusunda iyi niyetli arabuluculuk teklif ederiz" diye konuştu.
YETENEKLİ TÜRK DİPLOMATLAR
Suriye’de Ahmet Şara liderliğindeki yeni dönemde stratejik iş birliğinin kesintisiz sürdüğünü ve yıllık ticaret hacminin bir milyar dolara yaklaştığını kaydeden Lavrov, Türkiye ile Rusya’nın bölgesel krizlerin çözümünde ve çok kutuplu dünya düzeninin inşasında sahip olduğu sinerjiye dikkat çekti ve "Eğer biri bu çökmekte olan yapıyı kurtarabilirse, o da yetenekli Türk diplomatlardır" dedi.
Başkan Trump, uluslararası hukukun tüm normlarını -üst düzey devlet yetkililerinin dokunulmazlığı dahil- hiçe sayarak, Venezuella'ya yönelik hukuk dışı bir operasyon başlattı. Şu anda eşiyle birlikte Amerikan hapishanesinde olan Başkan Maduro'yu kaçırmaya teşebbüs etti. Ve bu süreçte açıkça 'Venezuella petrolüne ihtiyacımız var' dedi. İran petrolü de aynı mantıkla önem taşıyor; zira İran, bu kaynağa sahip ülkelerin en başında geliyor.
Lavrov “Neredeyse eminim ki Amerikalılar, bu petrol akışlarını da kontrol etmek ister. Hele ki, açık okyanustaki Venezuella'dan farklı olarak, burada Hürmüz Boğazı gibi petrol rotalarının güvenliği açısından kritik jeostratejik bir nokta var. Dolayısıyla bu da, özellikle Trump yönetiminin açıkça beyan ettiği çıkarlar göz önüne alındığında, politikanın bir parçası muhtemelen” dedi.
ESAD’IN DURUMU
Lavrov, “Moskova’da ikamet eden Esad hakkındaki adli kovuşturma taleplerine karşı tutumunuz nedir” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Bu soru uzun zamandır gündemimizde değil. Ortaklarımız her şeyin nasıl olduğunu çok iyi biliyor. Beşşar Esad'ın ailesiyle birlikte Aralık 2024'te, şehirlerde çatışmaların yaşandığı ve duygusal durumdaki insanların ona ölüm tehditleri savurduğu bir dönemde Rusya Federasyonu'na nasıl geldiğinin farkındalar. Ona bu imkan tamamen insani nedenlerle sağlandı ve kendisi de bunu kullandı. Eğer ülkemizin iç yaşamını takip ediyorsanız, Beşşar Esad'ın Suriye işlerinde herhangi bir rol oynamadığını görebilirsiniz”.
RUSYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Türkiye'nin, her büyük ülke gibi, kendi ulusal çıkarları olduğunu ifade eden Lavrov, şunları söyledi:
“Bunları hayata geçirirken, Türk halkının Osmanlı İmparatorluğu'na dair tarihsel hafızasına da başvuruyor. Biz bunu çok iyi anlıyoruz. Dahası, biz de Türk halklarının temsil edildiği bir ülke olarak, yüzyıllardır 'tarihsel hafızanın korunması' hareketine katılıyoruz. Hatta bu tarihsel deneyimin, mevcut siyasi amaçlar için olumlu bir şekilde kullanılmasını da destekliyoruz. Bu kapsamda Rusya, iki yıl önce, 'Altay – Türklerin Anavatanı' konulu yıllık bir siyaset bilimi forumu başlattı. Partiler, politikacılar ve resmi görevliler bu foruma katılıyor. Bu tür iki etkinlik zaten gerçekleşti. Üçüncüsü bu yıl Kazakistan'da yapılacak. Bence bu, bizi birbirine yakınlaştıran değerleri nasıl koruduğumuzun somut örneklerinden biridir. Evet, bu yakınlaşmada farklı boyutlar var, ancak asıl önemli olan bu boyutlardan doğru sonuçlar çıkarmak ve doğru dersleri almaktır. İki cumhurbaşkanının liderliğinde Türk meslektaşlarımızla bunu oldukça başarılı bir şekilde yapıyoruz. Biz, Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması gibi ortak tarihimizin bu önemli sayfalarını da hatırlıyoruz.
FİDAN'A ÖVGÜ
Türkiye ile ilgili “Çok ortak noktamız var” diyen Lavrov, “ Türk meslektaşlarla çalışırken kendimizi her zaman çok rahat hissediyoruz. Bu hem Hakan Fidan hem de onun selefleri için geçerli” dedi. Bu arada, şu anda AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Genel Sekreteri olan Sn. Feridun Sinirlioğlu için de geçerli. Eğer biri bu çökmekte olan yapıyı kurtarabilirse, o da yetenekli Türk diplomatlardır".













































