• BIST 12028.84
  • Altın 6121.517
  • Dolar 43.0386
  • Euro 50.336
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 17 °C

Maduro, ‘Mahkeme’ye böyle götürüldü!

Maduro, ‘Mahkeme’ye böyle götürüldü!
Maduro, New York'taki mahkemeye doğru götürülürken Manhattan'daki bir helikopter pistinde görüntülendi.

ABD'nin geçtiğimiz cumartesi günü Venezuela'ya düzenlediği askeri operasyonla New York'a kaçırdığı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, haklarında uyuşturucu kaçakçılığı ve silah bulundurma suçlamalarıyla başlatılan dava kapsamında ilk kez hakim karşısına çıktı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ilk duruşmasına çıkmak üzere New York'taki mahkemeye doğru götürülürken Manhattan'daki bir helikopter pistinde görüntülendi. ABD Bölge Yargıcı Alvin Hellerstein tarafından yürütülen davanın duruşmasına Maduro, ayakları kelepçeli olarak getirildi. Yargıç Hellerstein, duruşmaya, görevinin adaleti sağlamak olduğunu söyleyerek başladı.

1-20260106123845.jpg

YARGIÇ, MADURO'NUN SÖZÜNÜ KESTİ

Yargıç Hellerstein, daha sonra Maduro'dan ayağa kalkıp kimliğini doğrulamasını istedi. Maduro, tercüman aracılığıyla, Venezuela Devlet Başkanı olduğunu ve evinde "esir alındığını" söyledi. Yargıç Hellerstein ise şu anda hukuki meseleleri ele almanın zamanı olmadığını söyleyerek Maduro'nun sözünü kesti ve savunma için vakti olacağını belirtti.

2-20260106123850.jpg

SUÇLAMALARI REDDETTİ

Maduro, hakkında uyuşturucu kaçakçılığı ve silah bulundurma suçlamalarını reddederek, "Ben masumum, suçlu değilim, dürüst biriyim, hala ülkemin başkanıyım" ifadelerini kullandı. Maduro, iddianameyi gördüğünü ancak okumadığını söyledi. Maduro'nun suçsuz olduğunu beyan etmesinin ardından Yargıç Hellerstein, bunun kayıtlara geçeceğini söyledi ve Maduro'nun eşi Cilia Flores'ten kimliğini ve avukat tarafından temsil edildiğini teyit etmesini istedi.

Maduro'nun eşi Flores de tercüman aracılığıyla yaptığı konuşmada, hakkındaki suçlamaları reddederek, "Tamamen suçsuzum ve masumum" ifadelerini kullandı. Flores, ayrıca Venezuela First Lady'si olduğunu dile getirdi. Yargıç Hellerstein, duruşma boyunca aldığı notların Maduro'da kalmasına izin verirken, Maduro ve eşinin tutuklandıklarını Venezuela konsolosluğuna bildirme hakları olduğunu aktardı. Maduro ve eşi, konsolosluğun kendilerini ziyaret etmesini istediklerini belirtti. Yargıç Hellerstein, davanın bir sonraki duruşmasının 17 Mart'ta görüleceğini duyurdu.

3-20260106123854.jpg

MADURO VE EŞİ, KEFALETLE SERBEST BIRAKILMA TALEBİNDE BULUNMADI

Maduro ve eşi, duruşmada kefaletle serbest bırakılma talebinde bulunmazken, duruşmanın ardından çiftin avukatları açıklamalarda bulundu. Maduro'nun avukatı Barry Pollack, Maduro'nun "egemen bir devletin başı olduğunu ve bu statünün sağladığı ayrıcalıklara hakkı olduğunu" dile getirerek, Maduro'nun "kaçırılması" nedeniyle karmaşık bir dava süreci beklediğini söyledi. Pollack, müvekkilinin şu anda serbest bırakılmasını talep etmediğini, ancak daha sonrası için bu hakkı saklı tuttuğunu belirtti. Maduro'nun eşinin avukatı Mark Donnelly, ise Cilia Flores'in kaburgalarında ciddi morluklar dahil olmak üzere önemli yaralanmalar yaşadığını, röntgen çekilmesi ve fiziksel muayene yapılmasını talep ettiğini söyledi.

4-846.jpg

MADURO MAHKEME SALONUNDA İZLEYİCİYLE TARTIŞTI: "BEN BİR SAVAŞ ESİRİYİM"

Maduro, duruşmanın sona ermesinin ardından mahkeme salonunda çıkarılacağı sırada izleyiciler arasında olan 33 yaşındaki Pedro Rojas ile tartışmaya girdi. Ayağa kalkan Rojas, İspanyolca Maduro'ya seslenerek, onu "gayrimeşru" başkan olarak nitelendirdi. Maduro ise Rojas'a doğru bakıp İspanyolca konuşarak, "Ben kaçırılmış bir başkanım. Ben bir savaş esiriyim" dedi. Rojas, daha sonra yaptığı açıklamada, Maduro hükümeti tarafından daha önce hapse atıldığını belirtti.

MADURO VE EŞİ YAKALANARAK ABD'YE KAÇIRILMIŞTI

ABD, geçtiğimiz cumartesi günü Venezuela'nın başkenti Karakas'taki sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemiş, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD ordusu tarafından yakalanarak yargılanmak üzere ABD'ye kaçırılmıştı. ABD saldırısında asker ve sivil olmak üzere en az 40 kişi hayatını kaybetmişti. İki ABD'li yetkili ise Maduro'yu yakalamaya yönelik genel operasyonda yaklaşık 6 askerin yaralandığını belirtmişti. Maduro, ABD tarafından 2020 yılında bu yana uyuşturucu terörizmi komplosu da dahil olmak üzere birçok suçla itham ediliyor. 

Gazeteci Aytunç Erkin, 2011'de hazırlanan iddianameyi Nefes Gazetesi'ndeki köşesine taşıdı. Erkin'in iddianamede yer alan gizli tanık olarak geçirilen bölüme dikkat çektiği yazısı şöyle:

Tarih 12 Kasım 2015.

Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores’in iki yeğeni, ABD’ye 800 kilo kokain sokmaya çalışmak suçlamasıyla Haiti’de gözaltına alındı.

Tarih 19 Kasım 2016.

Haberi Reuters geçti, okuyalım:

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores’in yeğenleri Francisco Flores ve Campo Flores, Manhattan’da federal bir jüri tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne kokain ithal etme komplosu kurmaktan suçlu bulundu. Bu dava, ABD savcılarının Venezuela hükümetiyle bağlantılı kişileri uyuşturucu kaçakçılığıyla ilişkilendirdiği birçok davadan biriydi. Campo Flores’in avukatı Randall Jackson, “Müvekkilimiz elbette hayal kırıklığına uğradı, ancak bundan sonraki adımların ne olacağını görmek istiyoruz” dedi.

31 yaşındaki Flores de Freitas ve 30 yaşındaki Campo Flores, Kasım 2015’te Haiti’de tutuklanarak ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) tarafından düzenlenen bir operasyonun ardından Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldüler.

Savcılar, iki adamın Venezuela havaalanındaki başkanlık hangarını kullanarak 800 kilogram kokaini Honduras’a, oradan da Amerika Birleşik Devletleri’ne sevk etmeyi planladığını söyledi.

Savcılar, DEA’nın iki muhbiriyle yapılan görüşmelerin kayıtlarının, yeğenlerin bu parayı, Venezuela’nın Aralık 2015’teki Ulusal Meclis seçimlerinden önce ABD’nin muhalefete sağladığına inandıkları paraya karşı koymak için istediklerini gösterdiğini söyledi. Maduro’nun Sosyalist Partisi seçimlerin ardından parlamentodaki çoğunluğunu kaybetti. Savunma avukatları, iki adamın da bu kadar büyük bir uyuşturucu ticaretini gerçekleştirebilecek kadar bilgili olmadığını ve ikisinin de uyuşturucuların Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilmesini amaçlamadığını söyledi. Flores de Freitas’ın avukatı David Rody, jüri üyelerine, delillerin çoğunun, daha sonra uyuşturucu kaçakçılığı yapmak için hükümete yalan söylediğini itiraf eden, Meksika karteli üyesi gibi davranan ücretli bir DEA muhbirinden geldiğini söyledi. Muhbir Jose Santos-Pena, daha sonra ABD hükümetiyle yaptığı bir işbirliği anlaşmasının şartları gereğince mahkemede ifade verdi; bu anlaşma, doğruyu söylemesi halinde uzun bir hapis cezasından kurtulmasını sağlayacaktı. Ancak savunma avukatlarının, Santos-Pena’nın mahkemede yalan söylediğini ve hapishaneden uyuşturucu ticareti yaptığını gösteren kanıtlar sunmasının ardından savcılar, alışılmadık bir adım atarak Santos-Pena’nın iş birliği anlaşmasının feshedileceğini duyurdu. Rody kapanış konuşmasında, “Bu adamın mahkemede size yalan söylemesi gibi bir manzarayı neden izledik?” diye sordu. “Bence bunun sebebi oldukça basit. Çünkü ona ihtiyaçları vardı.” Jüri üyelerinden mimar Robert Lewis, “kimse tanıklara aşık değildi” dedi. Jüri üyeleri bunun yerine, delil olarak sunulan kayıtlı konuşmaların ve kısa mesajların dökümlerine odaklandı. Beş erkek ve yedi kadından oluşan jüri, altı saatlik müzakerenin ardından kararını açıkladı. Lewis’in belirttiğine göre, jüri üyeleri müzakerelerinin sonuna doğru sonuç konusunda “biraz tartışmışlardı”. “İşimiz bittiğinde kafamız dönmeye başlamıştı” dedi.

Tarih 14 Aralık 2017.

İki yeğen 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1 Ekim 2022’de serbest bırakıldı ve Venzuela’ya iade edildi.

Neden Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores’in iki yeğeniyle ilgili “uyuşturucu” davasını anlattım biliyor musunuz?

Dava 2011’de açıldı, Maduro eklendi

ABD federal savcılığı tarafından 2011’de hazırlanan ve genişletilen iddianamelerde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve rejiminin üst düzey isimleri hakkında son derece ağır suçlamalar yer aldı. Belgelerde, Maduro ve diğer isimlerin yaklaşık 25 yılı aşkın bir süredir Venezuela’yı küresel bir uyuşturucu ve narko-terör merkezine dönüştürdüğü öne sürüldü. Maduro iddianamesinde, 19 Kasım 2016’da yalan tanıklık yapan DEA muhbirinin suçlamaları, ve iki yeğenin “itirafları” da var.

İddianameden okuyalım:

“Yaklaşık Ekim 2015–Kasım 2015 arasında, Campo Flores ve Francisco Flores - Maduro Moros ve Flores de Maduro’nun iki akrabası- DEA’in gizli kaynaklarıyla yapılan ve kayda alınan görüşmelerde, Maiquetia Havalimanı’ndaki Maduro Moros’un başkanlık hangarından yüzlerce kilogramlık kokain sevkiyatları göndermeyi kabul etmiştir. Kayda alınan görüşmelerde Campo Flores ve Flores de Freitas; ABD ile savaş halinde olduklarını, Cartel de Los Soles’tan bahsettiklerini, ‘yüksek rütbeli olduğu söylenen’ bir ‘FARC komutanı’ bağlantısını tartıştıklarını ve 2015 sonundaki Ulusal Meclis seçimleriyle bağlantılı olarak Flores de Maduro için bir kampanyayı desteklemek üzere 20 milyon dolar uyuşturucu geliri toplamayı hedeflediklerini belirtmiştir. Campo Flores, Maduro Moros’tan ‘babam’ diye söz etmiş ve ‘istediğimiz şey, onun … Ulusal Meclis’in kontrolünü yeniden alması’ demiştir. Yaklaşık Kasım 2016’da Campo Flores ve Flores de Freitas, bu yargı çevresinde kokaini ABD’ye ithal etme komplosundan yargılanarak mahkûm edilmiştir”.

Yeğen Flores de Freitas’ın avukatı David Rody’nin 2016’daki savunmasında kurduğu cümleyi hatırlatayım: “Bu adamın mahkemede size yalan söylemesi gibi bir manzarayı neden izledik?”

Peki iddianamede iki yerde adı geçen Cartel de Los Soles ne?

İddianamenin 1 numarası kim?
Cartel de Los Soles…

Güneşler Karteli.

İddianameden okuyalım:

“… Sanık Maduro Moros, (tıpkı eski Devlet Başkanı Chavez gibi) güçlü Venezuelalı elitlerin uyuşturucu kaçakçılığı ve ortak kaçakçılarını koruma yoluyla zenginleştiği bir yolsuzluk kültürüne katılır, onu sürdürür ve korur. Bu yasadışı faaliyetin kârları; rütbesiz sivil, askeri ve istihbarat görevlilerine akar; bu kişiler, tepedekilerce yürütülen bir patronaj sisteminde faaliyet gösterir. Bu yapı, yüksek rütbeli Venezuelalı askeri yetkililerin üniformalarındaki güneş amblemine atıfla Cartel de Los Soles (Güneşler Karteli / Cartel of the Suns) olarak anılır”.

Yani… Venezuela ordusundaki yüksek rütbeli subayların apoletlerinde (omuz işaretlerinde) güneş sembolleri bulunur. İddiaya göre bu sıradan bir askeri işaret değil, aynı zamanda Güneşler Karteli’nin simgesi olarak suç ağları arasında kullanılmaktadır.

İddianameye göre, 1999’dan başlayarak ve yaklaşık 2020’ye kadar, Cartel de Los Soles ya da ‘Güneşler Karteli’, üst düzey Venezüellalı yetkililerden oluşan bir uyuşturucu ticareti örgütü. Maduro, Venezuela’da güç kazandıkça, Cartel de Los Soles’i yönetmeye yardımcı olmuş ve nihayetinde liderliğini üstlenmiş.

Anladığımız… Bolivarcı Chavez yaşasaydı iddianamenin bir numarası o olacaktı.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim