Büyük Hesaplaşma: Medeniyetler, Güç ve Gelecek Konferansı'nda Rus siyaset bilimci Aleksandr Dugin konuştu. Dugin, İstanbul’da düzenlenen etkinliğe video konferans yöntemiyle katıldı. Toplantıda küresel siyaset, çok kutuplu dünya düzeni ve Türkiye-Rusya ilişkileri üzerine değerlendirmeler yapıldı. Yaklaşık iki saat süren etkinlikte, uluslararası sistemin dönüşümü, Orta Doğu’daki krizler ve bölgesel ittifaklar geniş bir çerçevede ele alındı.
"ERDOĞAN VE PUTİN AYNI VURGUDA BULUŞTU"
Sunuş konuşmasını AKP'nin etkin isimlerinden Metin Külünk yaptı. Rus yazar Tolstoy’un “Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.” sözlerini hatırlatan Külünk şöyle devam etti:
“Ve yine gerçek güç şiddette değil, iyiliktedir. Ona göre gerçek güç silah, ekonomi ya da teknoloji değil. İnsanın vicdanıdır. Bu düşünce hattı bugün Vladimir Putin’in zaman zaman yaptığı konuşmalarda da kendini hissettirmektedir. Sayın Putin’in şu vurgusu dikkat çekicidir; Ahlaki değerler olmadan hiçbir toplum ayakta duramaz. Benzer şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da şu anlayışı ortaya koymaktadır; İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ve yine dünya beşten büyüktür. Bu yaklaşım sadece bir siyasi söylem değil, aynı zamanda küresel hak ve adalet arayışının bir ifadesidir. Ya insanı ihmal eden bir sistemin içinde daha fazla savrulup kaybolacağız ve yiteceğiz ya da insanı merkeze alan hak ve adalet eksenli yeni bir denge kuracağız. Türkiye ve Rusya’nın birlikte yapabileceği en büyük katkı işte bu dengeyi kurma iradesi ortaya koymaktadır”.
DUGIN, ANKARA - MOSKOVA İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİNE VURGU YAPTI
Rus siyasetinin etkili bir figürü olan Dugin de konuşmasında mevcut uluslararası düzenin "tek kutuplu yapıdan, çok kutuplu bir düzene evrildiğini" savunarak Rusya, Çin, İran ve bazı bölgesel aktörlerin bu yeni sistemde daha etkin rol oynadığını ifade etti. Türkiye’nin de bu süreçte stratejik bir konumda bulunduğunu belirten Dugin, Ankara ile Moskova arasında işbirliğinin önemine vurgu yaptı. Amerika ve İsrail’in İran’dan sonra hedefinin Türkiye olduğunu söyleyen Rus stratejist Dugin ‘Türkiye egemenliğini güçlendirmek üzerine çalışmalıdır’ dedi. ABD’nin Türkiye’de iktidar planları olduğunu belirten Dugin, güçlü bir savunma için bölge ülkeleriyle ittifak önerdi:
"İRAN'DAN SONRA HEDEF TÜRKİYE"
“Rusya’nın Batı’yla olan çatışması en üst seviyeye ulaşmış durumdadır. Bunun yanı sırada biz Türk medeniyetinin de farklı zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Türkiye küresel Batı’yla uyumlu olacak mı, olmayacak mı? İsrail siyasetçileri şunu diyor; İran’dan sonra Batı’nın hedefi Türkiye olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da bu şekilde hedef gösteriliyor".
BRICS'IN İŞLEVİ
"Tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçiş yaşıyoruz. Soğuk Savaş dönemindeki gibi çift kutuplu bir döneme geçişten bahsetmiyorum. Ben aslında gerçekten de çok oyunculu bir dünyadan bahsediyorum. Bunlar medeniyet ülkeleridir. Potansiyel ülkelerin bir kısmı BRICS’in üyesidir. BRICS çok kutuplu dünyanın bir planıdır ve Birleşmiş Milletler’in ve birçok diğer uluslararası kuruluşların yerine geçebilecek potansiyele sahiptir. BRICS yeni bir dünya düzenidir".
UKRAYNA SAVAŞI VE ORTA DOĞU'DAKİ GÜÇ DENGELERİ
Konuşmalarda ayrıca Ukrayna savaşı, Suriye’deki siyasi gelişmeler ve Orta Doğu’daki güç dengeleri de gündeme geldi. Dugin, Batı merkezli politikaların bölgesel istikrarsızlıkları artırdığını ileri sürerken, alternatif bir uluslararası sistemin gelişmekte olduğunu söyledi.
ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNCELERİ VE İSLAM DÜNYASI
“Türkiye nasıl bir rol alacak? Bir taraftan Osmanlı döneminden kalan bir gelenek var. Halife olmak. Diğer taraftan büyük Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünceleri ile ilgili daha laik bir yaklaşım var. Orada egemenliğin önemli olduğunu görüyoruz. Türkiye kendi potansiyelini güçlendirmezse Kemalizmin en önemli unsuru olan egemenliği de kaybedebilir. Türkiye bir NATO ülkesi. Askeri birlik olarak şu anda deccal medeniyetinin bir parçasıdır. Ve siz Batı’nın FETÖ’nün darbe denemelerinde nasıl destek verdiğini benden daha iyi biliyorsunuz. Türkiye’nin güçlü bir ordusu var ancak İslam dünyasında Osmanlı döneminde sahip olduğu potansiyele yine ulaşması bugün mümkün değil. Türkiye İslam dünyasının tek merkezi dersek kimse kabul etmez diye düşünüyorum”.
"EPSTEIN İKTİDARINDAN KURTULMANIN YOLU..."
"Türkiye’nin yeri sadece çok kutuplu bir ülkede olabilir. Yani yeri, tek kutuplu ve çok kutuplu dünyayı dengelemeye çalışmak değil. Çünkü bu Türkiye’yi yok edecektir. Türkiye kendi egemenliğini, kendi geleneklerini, medeniyetini sadece çok kutuplu dünya bağlamında koruyabilir. Türkiye’nin geleneksel değerleri hiçbir şekilde Epstein medeniyetiyle ortak değildir. Türkiye kendi egemenliğini korumak ve güçlendirmek üzerine çalışmalıdır. Fakat bunu tek başına yapmayacaktır. İran yenilirse Amerika’nın hedefinde kimler olacak? Türkiye’de, Epstein medeniyeti iktidarının kurulması için ellerinden geleni yapacaklar. Bu nedenle de siyasi ve askeri işbirliklerini Türkiye şimdiden kurmalı. Türkiye tek başına onları yenemez. İran’la iyi bir ilişki içinde olmak gerekecektir. Ortak düşman, ortak menfaat anlamına geliyor. Arap ülkeleriyle iyi bir ilişki içinde olmalıdır. Irak’la ilgili olan konu da önemlidir. Pakistan, Endonezya ve Mağrip ülkeleriyle bir işbirliği içinde olmak gerekiyor".
KONFERANSIN SON BÖLÜMÜNDE SORU - CEVAP YAPILDI
Etkinliğin soru-cevap bölümünde katılımcılar, Türkiye’nin dış politikası, Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü ve olası bölgesel ittifak senaryoları hakkında sorular yöneltti. Dugin, Türk dünyası işbirliğini kültürel açıdan olumlu bulduğunu ancak bunun geniş bir siyasi birlik haline dönüşmesinin zor olduğunu ifade etti. Panelin sonunda organizatörler, etkinliğin farklı bakış açılarını bir araya getirerek küresel dönüşüm tartışmalarına katkı sunduğunu belirtti. Katılımcılara teşekkür edilerek program sona erdi.














































