Tunceli'de 5 Ocak 2020'den beri haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun dosyası 13 Nisan itibariyle yeniden gündemde. 16 kişi hakkında gözaltı kararı verilen dosyada 15 kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanlığı, firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten süreci başlattı. Gözaltına alınanlardan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in de aralarında bulunduğu 11 kişi tutuklandı. Üç kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in sorgu işlemi ise sürüyor.
VALİNİN OĞLU NASIL GÖZALTINA ALINDI?
Hürriyet'in haberine göre, Mustafa Türkay Sonel'in İstanbul Ataşehir'deki rezidansında gözaltına alınmasına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Jandarma ekiplerinin, Çağlayan'daki Sulh Ceza Hakimliği'nden aldığı arama kararında şüphelinin isminin yer almadığı belirtildi. Rezidansta 33. katta kalan şahsın oyun oynadığı için kapıyı duymadığı, ekiplerin içeri girmesiyle gözaltına alındığı öğrenildi. Evde yapılan aramada bilgisayarlar, eski telefonlar ve flash diskler dahil toplam 32 dijital materyale el konuldu. Tüm cihazlar incelenmek üzere Tunceli'ye gönderildi.
SIR 'ASELSAN' ÇALIŞANI
Nefes Gazetesi yazarı Aytunç Erkin, Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından, 7 Ocak’ta kendisini "ASELSAN görevlisi" olarak tanıtan bir kişinin 155’i arayıp şehirdeki "K noktası" (kör nokta) kameralarının değiştirileceğini söylediği ortaya çıktı. Ancak resmi kayıtlarda bu değişime dair hiçbir arıza, bakım ya da işlem bulunmadı. Değişim talimatını kimin verdiği ise belirsiz.
ÇORUM İZİ
Gülistan Doku dosyasına ilişkin yürütülen soruşturmada, eski Tunceli Valisi Çorumlu Bülent Tekbıyıkoğlu'nun görev süresinde özel bir ekip kurarak gelen ihbarları topladığı, delil ve bilgileri adli mercilere ilettiği ortaya çıktı. Öte yandan soruşturma savcısı Ebru Cansu'nun aslen Çorumlu olması ve Çorum'un Alaca ilçesinde doğması dikkat çekti.
BİR TANIKTAN DAHA SİLAH İTİRAFI
Hürriyet'in haberine göre altı yıl önce Munzur Üniversitesi'nde öğrenci olan G.Y., “Mustafa Türkay Sonel, kendisine ait BMW marka arabası ile yanıma geldiğinde arabanın torpidosundaki Glock olduğunu düşündüğüm tabancayı, dolu şarjörünü ve mermilerini bana göstermişti. Ayrıca, Mustafa Türkay ve Umut Altaş sürekli çapkınlık yapıyorlardı. O dönemde Umut Altaş bana Mustafa Türkay Sonel’in bir kızı hamile bıraktığını da anlatmıştı” dedi. G.Y., "Gülistan’ın Rus uyruklu bir çocuk ile sevgili olduğu, bu Rus uyruklu çocuğun babasının o dönemde Tunceli Emniyeti’nde polis olduğu ve bu polisin Gülistan’ın kaybolma olayını örtbas ettiğini duydum. O dönem Umut Altaş ile Gülistan Doku’nun kaybolma olayını konuşurken Umut Altaş bana Gülistan Doku’nun kaybolması ile ilgili olarak, yukarıdan birilerinin parmağı var ki Gülistan’ın faillerini koruyorlar demiştİ" diye konuştu.
GÜLİSTAN DOKU’NUN SEVGİLİSİNİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Gülistan Doku soruşturmasında düğüm 6 yıl sonra çözülürken, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov da şüpheli olarak tutuklandı. Rus vatandaşı olan ve Türkçeyi çok iyi bilmediğini beyan eden Abakarov’un yeminli tercüman eşliğinde alınan ifadesi ortaya çıktı. 1996 doğumlu Abakarov, Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinde Alanya’da annesi ve üvey babası ile yaşadığını, sabit bir işi olmadığını belirtti. Abakarov, Gülistan Doku ile 2019 yılında Tunceli’de faaliyet gösteren Hanımeli isimli kafede birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını ve sevgili olduklarını söyledi. Abakarov, Gülistan ile sevgili olduktan sonra Gülistan’ı kendi ailesi ile tanıştırdığını, Gülistan’ın ailesinden kimse ile tanışmadığını belirtti. Gülistan’ın kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Abakarov, kendisinin Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair bir bilgisi olmadığını savundu.
HTS KAYITLARI 2022’DEKİ İFADELERİN YALAN OLDUĞUNU ORTAYA KOYDU
Abakarov’a 17 Mart 2022 tarihinde verdiği ifadede "4 Ocak 2020 günü Gülistan’ın kendisini aramadığı ve kendisinin de onu aramadığı yönünde vermiş olduğu beyanının HTS kayıtlarından yalan olduğunun ortaya çıktığı" soruldu. Bunun üzerine Abakarov, "17 Mart 2022 tarihindeki ifademde konuyu tam hatırlamadığımdan bu şekilde bir cevap verdim. Gülistan 4 Ocak 2020 tarihinde bana ulaşmaya çalışmıştı, akabinde ben de kendisine dönüş yaptım. Bu konuda beni yalan söylemeye iten bir sebep yoktur" dedi.
"TELEFONUM SESSİZDEYDİ"
Savcılık, soruşturmada en son görüşme kaydı bulunan 22 Aralık 2019 tarihinden sonra 4 Ocak’a kadar Gülistan Doku ve Abakarov arasında görüşme olmadığını, 4 Ocak 2020 günü akşamında saat 20.00 ve 23.09 saatleri arasında Gülistan tarafından Abakarov’a gelen çok sayıda cevapsız çağrı olduğunu belirledi. Aynı akşam saat 20.08’de Gülistan tarafından Abakarov’a atılan mesaj ve akabinde Abakarov’un annesi tarafından saat 20.24’te Gülistan’ın 183 saniye arandığı, Abakarov’un da aynı gün saat 23.14’te Gülistan’ı 148 saniye aradığı tespit edildi. Görüldüğü son gecedeki ısrarla aramalara rağmen Gülistan’a neden cevap vermediği sorulan Abakarov, "Telefonum sessizdeydi. Cevapsız çağrıları ondan dolayı görmedim" cevabını verdi. Cevapsız çağrıları fark etmediğini belirten Abakarov, annesinin uyarısıyla Gülistan’ı geri aradığını söyledi.
"HATIRLAMIYORUM"
Abakarov, "Görüşme içeriklerini tam olarak hatırlamamakla beraber benim evime geldiği ve benimle görüşmek istediği yönündeydi" dedi. İki hafta boyunca hiç görüşmemelerine rağmen 4 Ocak 2020 akşamı dosyada şüpheli olan birtakım kişiler kafeye girdikten 10-15 dakika sonra Gülistan’ın can havli ile o gün yeni işe başladığı kafeden izin alarak çıkıp alelacele Abakarov’un ikametine gelip kendisinden ve polis olan üvey babası Engin Yücer’den yardım istediği yönünde deliller mevcut olduğu ifade edilince Abakarov, "Bununla ilgili Gülistan Doku bana bir şey anlatmadı" dedi.
"HAL HATIR SORDUK, BAŞKA KONUŞMADIK"
Gülistan Doku’nun 4 Ocak 2020 tarihi akşam saatlerinde Abakarov’un ailesiyle birlikte yaşadığı Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde bulunan eve gittiği de tespit edildi. Abakarov, bu görüşmeyi anlatırken çelişkili ifadelerde bulundu.
Abakarov, şunları söyledi:
"Gülistan Doku 4 Ocak 2020 günü akşamı ikametimize geldiğinde ben evde değildim. Ben eve girdiğimde annem ve Gülistan mutfakta oturuyorlardı. Ben de onların yanına gittim, oturdum. Onların yanına gitmeden önce sadece üzerimdeki montu çıkararak yanlarına oturdum. Bu sırada Engin Yücer salonda TV izliyordu. Gülistan ile günlük şeyler konuştuk, hal hatır sorduk, başka bir şey konuşmadık. Yanımızda annem olduğu için özel konular ile ilgili herhangi bir şey konuşmadık. Ne kadar oturduğumuzu tam hatırlamamakla birlikte 15-20 dakika annem yanımızdan ayrıldı. Annem yanımızdan ayrıldıktan sonra Gülistan ile ilişkimiz konusunda konuştuk. Bu konuşmanın süresini tam olarak hatırlamıyorum. Gülistan’ın evimizden ayrılma saati, yurt kapanma saati 23.00 olduğu için net olmamakla beraber yurdun kapanmasına yaklaşık 20-30 dakika öncesinde ayrıldı".
ÖNCE "BABAM KIZI ARABAYLA BIRAK" DEDİ, SONRA "BABAM ARKASINDAN GİTTİĞİM İÇİN BANA KIZDI" DEDİ
Gülistan’ın evlerinden tek başına ayrıldığını söyleyen Abakarov, "Gülistan evden çıktıktan hemen sonra Engin Yücer bana ‘Kız bu saatte yağmurlu havada yalnız gitmesin, sen arabayla bırak’ diyerek aracın anahtarını verdi. Ben de hemen Gülistan’ın arkasından çıktım" dedi. Gülistan’ın yurda giderken her zaman kullandığından farklı bir yola yöneldiğini ifade eden Abakarov, kendisinin araca binmesini teklif ettiği halde Gülistan’ın bu teklifi reddettiğini belirtti.
Abakarov, şöyle devam etti:
"Gülistan yaya olarak gitti. Ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim. Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın diyerek ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ancak Gülistan yine reddetti. Bu ısrarlarım esnasında polisler geldi. Bize hitaben bir problem olup olmadığını sordu. Ben de polislere 'Bir problem yok' dedim, kız arkadaşımın yurda gitmesini istediğimi belirttim. Polisler bizlerin kimliklerini aldılar ve kontrol ettiler. Akabinde polisler de Gülistan’a 'İstediğin bir yer varsa biz bırakalım' teklifinde bulundular.
Ancak Gülistan polislerin teklifini de kabul etmedi ve yaya olarak ana yola doğru ilerledi. Polisler beni bırakmadılar. Çünkü aracım yavaş yavaş hareket ettiği esnada çamura batmıştı. Polisler de babam Engin’i tanıdıkları için babamı aradılar ve bulunduğumuz yere çağırdılar. Polisler babamı arar aramaz babam arabamızın yanına geldi. Hatta babam, polislerin yanında araç çamura battığı ve kız istemiyorsa ısrarla arkasından gittiğim için bana bayağı kızdı. Birkaç dakika sonra polisler ile birlikte aracı battığı yerden çıkartarak babam ile beraber ikametimize döndük. Bu durumdan dolayı eve geldikten sonra da babam bana kızdı, bu duruma karşı çıkan anneme de kızdı".
"6 YILLIK ÇAMUR ÇELİŞKİSİ"
Abakarov, 06.01.2020 tarihli ifadesinde ise hiç aracın çamura saplandığından bahsetmedi. Savcılık, 5 Ocak 2020’yi 6 Ocak 2020 gününe bağlayan gece saatlerinde Abakarov ve üvey babanın emniyete ifadeye gittiğinde kamera kayıtlarında aracın herhangi bir yerinde çamur izi olmadığını da tespit etti.
Abakarov’a bu çelişki hatırlatılarak, bu aracı ne zaman ve nerede temizlediği soruldu. Abakarov şunları söyledi:
"Araç çamura battığı ve polisler geldiği için arkasından takip edemedim. Bu yaşananlardan dolayı üvey babam zaten bana kızgındı, ondan dolayı gittiği istikamete devam edemedim. Tabii ki Gülistan’ın nereye gittiğini merak ettim ve Gülistan’a WhatsApp üzerinden ‘Yurda git ya da Küba’nın yanına git’ mesaj attım. O gün başka, üvey babama ait araçla hiçbir yere gitmedik, direkt ikametimize döndük. Eve saat kaçta döndüğümüzü hatırlamıyorum. Gülistan Doku’yu araçla yavaş yavaş takip ettiğim esnada araç gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru hafif kayarak çamura saplandı. Aracın çamura saplandığında çıkartmaya çalışırken aracın ön tekerleri ile benim ayakkabılarım ve pantolonumun alt tarafları çamur oldu.
Aracın başka bir yerinde hasar ya da çamur yoktu. 6 Ocak 2020 tarihinde alınan ifademde, ifade esnasında tercüman olmadığı ve benim de Türkçem iyi olmadığı için bu hususu atlamış olabilirim. Aracın kamera görüntülerinde çamurlu olmadığı hususunu bilmiyorum, belki üvey babam yıkatmıştır, ben işteydim. Aracın herhangi bir yerinde hasar ya da kırık olup olmadığını hatırlamıyorum".
"HER ZAMANKİNDEN ÇOK FARKLIYDI"
Abakarov, 4 Ocak 2020 tarihinde Gülistan Doku’nun evlerinden çıktıktan sonra Engin Yücer’e ait 19 AU 212 plakalı araca binmediğini anlatarak, "O gün Gülistan Doku her zamanki halinden çok farklıydı, bu durumu şimdi şimdi anlıyorum" dedi. Soruşturmada Zeinal Abakarov’un yanısıra eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer de "suç delillerini yok etmek, gizleme ve değiştirmek" suçlarından Alanya’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
ŞÜKRÜ EROĞLU'NUN İFADESİ
Tutuklanan dönemin Valisi Tuncay Sonel'in koruma polisi Şükrü Eroğlu'nun ifadesi ortaya çıktı. Eroğlu, Gülistan Doku'nun yedek SIM kartını ihraç polis memuru Gökhan Ertok'a kimin talimatı ile gönderdiği sorusu üzerine ifadesinde şunları kaydetti:
"Ben bu konuyu ayrıntılı ve uzun uzun anlatmak istiyorum. Doku ailesi arama çalışmaları sürerken yukarıda da belirttiğim üzere vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi yarım A4 zarfını bana Ankara'ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana ‘Bunu Gürkan'a gönder' dedi. Ben de bu Gürkan isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili retweet gibi işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan' diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım.
Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim. Ben de ismini şu an sizden öğrendiğim ve kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderdiğim kişinin dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Fakat halen rehberimde ‘Sosyal medya Gürkan' diye kayıtlıdır. Gökhan Ertok'un polis olup olmadığını bilmiyorum, şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde SIM kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında vali bey bana aynı gün ‘zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku'nun SIM kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini‘ söyledi. Gülistan'ın SIM kart şifresi, Instagram kullanıcı adı veya şifresi veya diğer şifrelerine dair hiçbir bilgim yoktur. Konusu da geçmemiştir.
Bu SIM kartı ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüsle Gökhan'a gönderimini sağlamıştım. Gönderdiğim zarfla ilgili vali bey ‘Ne oldu, SIM karta bakabildi mi, sinyal falan var mı' tarzında şeyler sorunca ben de Gökhan'ı arayıp hatırladığım kadarıyla 'Bakabildin mi, en son sinyal nerede alınmış?' tarzında sordum. O da bana ‘Bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim' dedi. Tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘Zarfı gönderdim, teslim alırsınız' şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp, vali beye 'Gökhan'ın gönderdiği dosya efendim' diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu. Zarfın büyüklüğü A4 ölçüsünde idi.
Burada şu kısımdan da bahsetmek istiyorum. Ya bu SIM kartı gönderdikten sonra ya da göndermeden önce vali beyin talimatıyla Gökhan Ertok ile görüştüm. O da bana iki ayrı konum attı. Bunun üzerine vali beye bilgi verdim. Onun ‘Gidin bir bakın şu konumlara' demesi üzerine tekrar Gökhan Ertok'u arayarak bilgi istedim. Bana ‘Telefonun en son sinyali bu iki konumdan gelmiş, bir oralara bakın' dedi. Bunun üzerine hangi araçla gittim hatırlamıyorum ama ya gri Santa Fe ya da koruma aracı ile iki ayrı günde, birinde akşam, birinde gündüz olmak üzere yanımda iki seferde de Akın Gül ve Emre Başel vardı. Ama diğer arkadaşları hatırlamıyorum.
Bu konumlardan biri tam nokta olarak hatırlamıyorum ama Atatürk Mahallesi'nde bulunan Öğretmenevi'nin Elazığ istikametinde yolun alt tarafında suya yakın bir bölge idi. Binaların arasında bir yerdi. Bu noktaya gittiğimizde akşamdı. Araçtan inip etrafa bakındık ve döndük. Diğer bildirilen nokta ise Tunceli-Kovancılar yolu üzeri Uzunçayır Barajı üzerindeki Köprü Karakolu'nun karşısında bulunan Kovancılar istikametine doğru köprüye girmeden sol taraftaki toprak yola girdik, yaklaşık 200-300 metre falan ilerledik, ormanlık değil, açık alandı. 5 dakika oralara bakındık.
Sonra vali beyi arayıp, 'Bir şey yok sayın valim' dedikten sonra o da ‘Tamam' dedi ve biz de dönüşe geçtik. Benim bahsettiğim bu hususlara ilişkin görüşme, gönderilen konumlar ve WhatsApp yazışma kaydım halen telefonumda duruyor. Gökhan Ertok ile iletişimim; 2017'den itibaren sosyal medya üzerinden vali beye hakaret ve küfür olaylarında şahısların tespit edilerek, vali beyin dava açması amacıyla yardım aldığımız kişidir. Gökhan Twitter'dan konum çıkartabileceğini söylüyor ve birkaç olayla ilgili de bize tweet atıldığı konumları tespit ederek göndermişti. Ben bu Gökhan Ertok ile vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim".
"VALİ BEYİN TALİMATI İLE GÖNDERDİM"
Gökhan Ertok'a SIM kartı kimin talimatıyla gönderdiği sorusu üzerine Eroğlu, "Yukarıda da bu sorunun cevabı bulunmakta olup, vali beyin talimatı ile gönderdim" cevabını verdi.
TELEFONU; O NOKTADA SİNYAL VERMİŞ
Telefonunun daraltılmış baz raporuna göre 13 Ocak 2020 günü saat 11.34-13.46 arası Doku'nun cesedinin bulunduğu iddia edilen Pertek Koçpınar köyünü de içine alan bölgede sinyal verdiğinin tespit edildiği belirtilerek, Şükrü Eroğlu'na bu bölgeye neden gittiği soruldu. Eroğlu, "Ben bu köye kesinlikle hiç gitmedim ama bilmediğim halde program gereği o bölgeye gittiysem ya da geçtiysem ekipçe ve vali beyle birlikte gitmişimdir. Ayriyetten hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" dedi.
'O' KADIN CESEDİ KİME AİT?
Koruma Şükrü Eroğlu, arama çalışmaları sırasında bir kadın cesedinin bulunduğunu ancak Gülistan’ın ailesinin bu cesedi görmediğini de anlattı:
"Haber üzerine ekipçe Vali Bey ile Sarı Saltuk Viyadüğü yakınına gittik. Bu haber nasıl ve kime geldi hatırlamıyorum. Biz olay yerine geldiğimizde araçtan indikten sora Vali Bey önde yaklaşık 10 kişilik ekip ile birlikte cesedin bulunduğu yere hızlı adımlarla indik. Cesedin yanında jandarmalar vardı. İl Jandarma Komutanı da oradaydı, bizimle de döndü. Emniyetten kimse var mıydı hatırlamıyorum. Vali Bey cesedin yanına giderek bizzat yüzüne bakarak “Gülistan değil” dedi. Ben bu esnada cesede çok yakın değildim. Ben cesedin yanına kadar gitmedim. Ben cesedin yüzünü görmedim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bu ceset başka bir kayıp kadına aitmiş. Olay yerinde savcı olup olmadığını hatırlamıyorum. Gülistan’ın ailesi de olay yerinde yoktu".
SONEL İÇİN 65 SORU
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, Sonel'in sorgusu için 65 soruluk kapsamlı bir liste hazırladı. Bu sorular, Sonel'in soruşturma sürecine ne şekilde müdahil olduğuna dair iddiaları ve suçlamaları kapsarken, aynı zamanda oğlu ve oğlunun arkadaşına ilişkin detayları da içeriyor. Hazırlanan soru listesi, Sonel'in tutulduğu Erzurum'a gönderildi. 17 Nisan 2026'da Elazığ’da gözaltına alınan ve ardından Erzurum'a sevk edilen Sonel'in, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamasıyla sorgusu sürüyor. İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınan Sonel, Erzurum Emniyet Müdürlüğü'nde tutulurken, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor. Soruşturma ise yetki gereği Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor.
HASTANE KAYITLARININ SİLİNDİĞİ NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Dosyada öne çıkan kritik detaylardan biri de hastane kayıtları oldu. Hürriyet'in haberine göre, Gülistan Doku için ilk kayıp ihbarı yapıldığında polis ekipleri otel, eczane ve hastane kayıtlarını incelemiş ve genç kadının 31 Aralık 2019'da hastaneye gittiğine dair hastane giriş kaydı bulmuştu. Bu kayıtların kağıt çıktısı alınarak dosyaya eklendi. Ancak ilerleyen süreçte, aynı güne ait dijital kayıtların sistemden silindiği ortaya çıktı.
Soruşturmanın son aşamasında dosyada bulunan kağıt kopya sayesinde Gülistan'ın o gün hastaneye gittiği yeniden doğrulandı. Hastaneden bilgi istendiğinde ise ilgili tarihe ait tüm dijital verilerin silindiği belirlendi. Bu gelişme, soruşturmada yeni bir dönemin kapısını araladı. Tutuklanan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Çağdaş Özdemir, 2018 ve 2021 yılları arasında Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi, 2022 yılına kadar ise Tunceli İl Sağlık Müdürü olarak görev yapmıştı.
TUTUKLULAR NEREYE GÖNDERİLDİ?
Soruşturma kapsamında tutuklanan 10 şüpheli, Tunceli'den Elazığ Cezaevi'ne gönderildi. Cezaevine gönderilen isimler, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu olarak sıralanıyor. Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesi'nin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurtdışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.














































