Altı yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlar düzenlendi, 13 kişi hakkında gözaltı talimatı verildi. Soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Dersim'de 13 kişinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyon sonucu 12 kişi gözaltına alındı. Doku ailesi avukatı Ali Çimen, operasyon ardından yaptığı açıklamada üst düzey kamu görevlilerini işaret etti.

DİJİTAL HAREKETLİLİK VE GİZLİ TANIK BEYANLARI
Soruşturmanın en sarsıcı başlıklarından biri de Gülistan Doku’ya ait hat ve sosyal medya hesaplarıyla ilgili yapılan teknik incelemeler oldu. Gülistan Doku kaybolduktan sonra sosyal medya üzerinden atılan mesajlar ve silindiği tespit edilen dijital kayıtlar savcılık tarafından yeniden incelemeye alındı. Telefon trafiği, baz kayıtları ve para transferlerinin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Savcılık kaynakları, dijital delil ayağının dosyanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor. Soruşturma evrakına göre, Zeinal'in telefonundaki bazı yazışmaların silinmiş olduğu tespit edilirken, Gülistan kaybolduktan sonra sosyal medya üzerinden attığı mesajlar dikkat çekici bulundu. Bu mesajlarda, Gülistan'ın başına bir şey geldiğini bildiği izlenimi veren ifadelerin yer aldığı görüldü. Dosyaya son olarak giren gizli tanık beyanı ise soruşturmanın adeta yönünün netleşmesini beraberinde değiştirdi. Savcılık, gizli tanık anlatımlarını doğrulayan bu bulgular üzerine soruşturmayı derinleştirdi.

YENİ GÖRÜNTÜLER
Soruşturma dosyasına en son olarak 700 saatlik yeni KGYS görüntüsü dahil edildi. İlk yıllarda dosyaya girmeyen veya sınırlı incelenen bu kayıtların JASAT ve uzman ekiplerce ayrıntılı biçimde incelemeye aldı. Ayrıca HTS kayıtları, daraltılmış baz çalışmaları ve yeni teknik raporlar doğrultusunda olay gününün dakika dakika yeniden kuruldu. Savcılık kaynaklarına göre, daha önce gözden kaçan ya da üstü örtülen birçok ayrıntı bu yeni teknik incelemeler sayesinde yeniden gündeme taşındı.

AKIN GÜRLEK'TEN AÇIKLAMA
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili paylaşım yaptı.

Gürlek, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır. Bu zorlu ve kapsamlı süreci büyük bir sabırla takip eden Doku ailesinin acısını paylaşıyor; adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve hassasiyetle çalışan kolluk güçlerimize teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır' vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz".

KİMLER GÖZALTINA ALINDI?
Operasyon sonucu gözaltına alınanlar arasında; dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun eski erkek arkadaşı baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, annesi Cemile Yücer, Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu, Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Uğurcan Açıkgöz, İhraç olan eski polis memuru Gökhan Ertok, Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevliler Savaş Gültürk, Süleyman Önal, Celal Altaş ve Nurşen Arıkan var.
DOKU AİLESİNİN AVUKATI: "İNTİHAR ETTİĞİ ALGISI OLUŞTURULDU"
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan’ın baraj gölünde intihar ettiği algısı oluşturulduğunu ifade ederek, “Burada biliyorsunuz aramalar yapıldı dalgıçlar tarafından. Gülistan tarafından suya atılan ufak bir not kağıdı bile bulunmuştu. Gülistan 1.60 boylarında, 55-60 kiloydu, üzerinde parka, sırtında sırt çantası vardı. Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net şekilde ortadaydı. Ancak Gülistan’ın intihar ettiği algısı oluşturuldu. Bu algı da ortaya çıktı ki üst düzey kamu görevlisi tarafından yapılmış.
Bu örtbasın kişisel nedenlerle geliştiği yani kendi aile bireyleri tarafından işlenen bir suçu örtbas etmek amacıyla baraj gölünde gereksiz aramalar yapıldığı neticesinde aile de 220 gün boyunca burada kaldı. Geldiğimiz bu aşamada dosyamız 3 başsavcı gördü. Başsavcımız ile birlikte dosyamızda etkin bir soruşturmaya başlandı. Bu aşamadan sonra hangi failin hangi fiili işlediği konusunda bir tartışma yapmayacağız. Başsavcılık artık gereğini yapıyor. Biz daha çok burada bugün onlara destek olmak amacıyla buradayız. Bu aşamada beklenti olarak bunu söyleyebiliriz, üst düzey kamu görevlisinin halen gözaltına alınmadığını görüyoruz. Failler açısından yargılanmanın devam edebilmesi için onun da gözaltına alınmasını bekliyoruz” dedi.
"AİLE KIZLARINDAN HİÇBİR ZAMAN UMUDUNU KESMEDİ"
Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin tutuklanmasını beklediklerini ifade eden Çimen şöyle devam etti:
“Biliyorsunuz dosyamızın 7’nci yılındayız. Geldiğimiz bu aşamada etkin bir soruşturma yapılmaya başlandı. 13'ün üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bu gözaltı kararlarının tutuklanmaya yönelik olarak yapıldığını biz değerlendiriyoruz. Muhtemelen tamamı da tutuklanacaktır. Burada üst düzey kamu görevlisinin şu an dava dışı kaldığı görülüyor. Yani onun da bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerektiğini düşünüyoruz. Şöyle ki en azından failler üst düzey kamu görevlisinin gözaltına alınmadığını düşünürlerse orada ‘kendimizi kurtarabilir miyiz’ diye bir umut doğabilir. Bu nedenle üst düzey kamu görevlisinin bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerekmektedir.
"TUNCAY SONEL BİZİ HER ZAMAN ISRARLA ORAYA GÖNDERDİ"
Doku'nun Diyarbakır'da yaşayan anne ve babası gelişmenin ardından Tunceli Adliyesi'ne geldi. Anne Bedriye Doku, burada gazetecilerin soruları üzerine, "Sayın Adalet Bakanı’na, sayın savcıya, hâkimlere, savcılara, polise ve jandarmaya hepsine çok çok teşekkür ediyorum. Daha kadınlar ölmesin, öğrenciler ölmesin, Gülistan ölmesin, yeter" dedi. Gülistan'ın kaybolması sonrası yapılan arama çalışmalarını hatırlatan Bedriye Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in arama çalışmalarında aileyi baraj etrafına yönlendirdiğini öne sürdü.
Bedriye Doku, şu ifadeleri kullandı:
"O karda, o kışta, o polisler, o jandarmalara yazık değil miydi? Onların da annesi, babası yok mu? O kışta, o karda o insanlar oradaydı; yazık, günah değil mi? Hangi ülkede bu yaşanır? Kaç sene ekip geldi, polis geldi, jandarma geldi. Allah sizin üstünüzde değil mi? O kışta onların da annesi, babası yoktu, değil mi? Oraya gidecek, bir de gelmezse ne olacak? Sizin çocuklarınız tek mi var? Çocuklarınız için bu kadar insana yazık değil mi, günah değil mi? Polislere, jandarmalara yazık değil mi? O kışta, o karda oraya gidiliyor. Çıkıp 'Teyze kızın burada yok' diyor. Tuncay Sonel bizi her zaman ısrarla oraya gönderdi. Polisler ne biliyor, dalgıçlar ne biliyor? Israrla bizi oraya gönderdi, sanki işe gidip geliyoruz gibi. Ben önce sayın savcının yanına gideceğim. Sonra gelip konuşma yapacağım. Tamam. Ben biliyorum, Allah biliyor".















































