Sergide, 16 farklı sanatçının eserleri yer alırken, Osmanlı'dan günümüze uzanan Türk minyatür sanatının tarihsel, kültürel ve sanatsal serüveni çağdaş yorumlarla ziyaretçilere sunuluyor. Kadim minyatür geleneğinin, 21. yüzyılda modern bir anlatım diliyle yeniden ele alındığı vurgulanıyor. Açılışta yapılan konuşmalarda, saray nakkaşhanelerinde gelişen minyatür sanatının; padişah portrelerinden gündelik yaşama, savaş sahnelerinden toplumsal hafızaya kadar geniş bir görsel arşivi yansıttığına dikkat çekildi. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ve Lale Devri dönemlerinde minyatür sanatının ulaştığı zirve ile Levnî ve Süheyl Ünver gibi sanat tarihine yön veren isimlerin katkıları hatırlatıldı.

Serginin Küratörü Leyla Kara, etkinliğin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın himayelerinde ve Yunus Emre Enstitüsü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu sergi, 2026 yılının ilk kültürel etkinliği olması bakımından bizler için büyük önem taşıyor. Sergi içeriğinde İstanbul minyatürlerinin ağırlıkta olduğu özel bir seçki yer alıyor. İstanbul’u Roma’ya taşımak bizim için son derece keyifli bir deneyim oldu. Kalabalığı ve dinamizmi ile Roma'yı İstanbul’la buluşturan bu sergiye ev sahipliği yaptıkları için Yunus Emre Enstitüsü’ne ayrıca teşekkür etmek isterim”.

Serginin açılışına sanat, sinema ve kültür dünyasından isimlerin yanı sıra diplomatik temsilciler de katıldı. Yetkililer, bu tür etkinliklerin kültürel diplomasi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, Türk sanatının uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmaların süreceği mesajını verdi. Roma’daki sanat ve kültür çevrelerinden büyük ilgi gören sergi, Yunus Emre Enstitüsü’nde ziyaretçilere 15 Ocak tarihine kadar açık olacak. Sanatseverler, bu süre boyunca Türk minyatür sanatının geçmişten günümüze uzanan zengin mirasını yakından görme fırsatı bulabilecek.
















































