Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme Bölümü mezuniyeti sürecinde yatay geçiş işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla, "yokluk" ve "açık hata" gerekçeleriyle mezuniyet ve diplomanın iptaline dair İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 18 Mart 2025 tarih ve 3/1 sayılı işleminin iptali istemiyle dava açılmıştı.
İMAMOĞLU, NELER SÖYLEDİ?
Ekrem İmamoğlu, "Bugün diploma savunması yapmak için gelmedim. Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim. Devletin en kadim kurumları yerle bir edilmiştir. Bu karar, yalnızca bana yönelmiş değil, milyonlarca insana yönelmiş bir işlemdir. Kendimi, kendi adıma değil 86 milyon insan adına hak arayan bir konumda görüyorum" dedi. İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde duruşmalı görülen davaya, davacı Ekrem İmamoğlu ve avukatları katıldı. İmamoğlu duruşma salonuna, izleyicilerin alkışları arasında getirildi.
Duruşmayı izlemek üzere, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu’nun yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun da arasında bulunduğu bazı milletvekilleri, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve çok sayıda partili Silivri’deki salona geldi.
Davacı Ekrem İmamoğlu'nun, diplomasının iptaline ilişkin işleme karşı beyanları alınmaya başlandı. Yargılama ortamlarının kolaylaştırmanın ve insanların bu tür ortamlarda daha iyi savunma yapması çok kıymetli olduğunu belirten İmamoğlu, "Elbette yerinde olsa daha anlamlı olurdu ama burası uygun görülmüş. Sabah buraya gelirken kolaylaştırma ve zorlaştırma aşamasındaki o önemli duyguyu bana yaşatan memurlara teşekkür ederim. Bugünkü davanın hayatı önemde bir dava olduğunu ve buradaki itirazımızın da sadece İmamoğlu ile ilgili olmadığını anlatacağız. Böyle bir duruşmanın daha kapsamlı bir salonda yapılması daha verimli bir ortamı sağlardı. Görüyorsunuz ki Genel Başkanımız Özgür Özel ve birçok değerli insan var. Böylesi bir ortamda ‘zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız’ ilahi emirdir. Ama yine de ne yazık ki burayı yöneten irade bunu pas geçti. Ancak siz ve heyetimize de teşekkür ederim" diye konuştu.
"BİRAZ SONRA 17-18-19 YAŞ DÖNEMİMİ KONUŞACAĞIZ"
İmamoğlu, bu yılın zor bir yıl olacağını, Türkiye'nin adalet sınavı verdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bu vesileyle Miraç Kandili'nin olduğu gün bu duruşma yapılıyor. Dinimizin esasında iyi olmak vardır. Ben de kendimce iyi insan olma gayretinde bir insanım. Biraz sonra 17-18-19 yaş dönemimi konuşacağız. Nasıl bir duruma düşürüldüğümü izah edeceğim. Dindarların iyi insan olmaması hususu çok tartışılır. Mesela iftira yoktur, kamu kaynaklarını kirletmek yoktur. Devlet eliyle bu yapılmaz, yargı eliyle hiç yapılmaz. Bunların konumuzla ilgisi yoktur dersiniz ama bu bütünün bir parçası. Yargıda yaşanan yoğun saldırıları da içine alan bir durum. Çok kutsal bir göreviniz var, bu kutsallığı en zor duruma taşıyacak bir atmosfer var. Toplumda iyi insan olmayı zirveye taşıyacaksak bunun idareden, yasadan, yargıdan başlaması gerekir. Ahlak, kula kulluk etmemek iyi insan olmanın hususları. Yargı önünde bunu söylerken de zorlanıyorum. ‘Adalet mülkün temelidir.’ Bu kavramı korumanızı ve bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmenizi dilerim.
Bugün bu kürsüde bir insan değil, bir devletin hukuk devleti olma iddiası yargılanıyor. Bugün çok kötü günlerden geçiyoruz. Bugün zalimliğin daha önce görülmemiş biçimiyle karşı karşıyayız. İnsanların emekle elde edilmiş tüm kazanımlarının yok edilmesi ile karşı karşıyayız. Ben bugün diploma savunması yapmak için gelmedim. Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim. Devletin en kadim kurumları yerle bir edilmiştir. Bu karar, yalnızca bana yönelmiş değil, milyonlarca insana yönelmiş bir işlemdir. Kendimi kendi adıma değil 86 milyon insan adına hak arayan bir konumda görüyorum.Bu asla tek kişinin hak arayışı değildir. Ben zulme sessiz kalmamak adına burdayım. Bu mücadele kurallara uyan, devlete verdiği vergiye güvenen herkesin mücadelesidir. Siz de öyle. Ben tam da bu yüzden burada bu mücadele veriyorum. Bu kötü zihnin zalimliğin, en pespaye hareketlerin bu kadar titiz davranmasan neler yapabileceklerini düşünemiyorum".
"ÜNİVERSİTE, KENDİ YAPTIĞI BİLGİ NOTUNA RAĞMEN KENDİ YAPTIĞI İŞLEMİ İNKAR EDİYOR"
İmamoğlu, İstanbul Üniversite’nin 2024 yılı ekim ayında yapılmış bir çalışması bulunduğunu, aynı rektörün, o dönemdeki işlemlerle ilgili, "denklik aranmadığı ve benzeri gibi" açıklayıcı bir metni olduğunu söyledi.
Ekrem İmamoğlu, beyanına şöyle devam etti:
"Ne oldu da 3-4 ayda her şey değişti? Bir an için benim sözlerimi unutun, bu üniversitenin yatay geçiş bilgi notu başlıklı raporu çok önemli. Kendi hazırladığı bilgi notunda diyor ki ‘35 yıl önce aradığınız şartlar bugün yoktu’, yani bu kuralları alıp 18 yaşındaki gencin başına balyoz gibi indiremezsiniz diyor. Dahası bu uygulamanın istisnai değil, yerleşik bir uygulama olduğu da açıkça yazıyor. Şimdi üniversite kendi yaptığı bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işlemi inkar ediyor. Kendi hazırladığı not geçerli değilse hangi belge geçerli olacak?
"ÜNİVERSİTENİN İLANI HERKESE AÇIKTIR"
Ekrem İmamoğlu, bu sürecin masum gençlerinden biridir. Burada hâlâ üniversiteden arkadaşlarım bulunmaktadır. Üniversite, tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak bu süreci başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialar, sanki bu ilan hiç yokmuş gibi konuşmaktadır. Oysa bu ilan bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır. Bu başvurunun sahibinin kim olacağı önceden belli değildir. Kimlerin bu haktan yararlanacağı da bilinemez. Yani ortada öngörülebilir, planlı, kişiye özel bir durum yoktur. İlan herkese açıktır. Kim başvurur, kim kazanır, kim değerlendirilir, bunların hiçbiri önceden tahmin edilemez. Asker de başvurabilir, sivil de; herkes için eşit bir süreçtir. Henüz 17–18 yaşında bir öğrenciyken geleceği öngörmek mümkün müdür? Ekrem İmamoğlu’nun yıllar sonra cumhurbaşkanlığı adaylığı söz konusu olacak diye benim için özel bir hazırlık mı yapılmıştır? Bu iddialar tamamen sonradan uydurulmuş senaryolardır.
"BİNLERCE ÖĞRENCİDEN YALNIZCA BİRİYİM"
Gerçek şudur: Ortada ne bir gizli plan vardır ne kişiye özel bir hazırlık ne de perde arkasında yürütülmüş herhangi bir işlem. Ortada yalnızca üniversitenin, iki yıl önceden, herkes için başlattığı, gazetede ilan ettiği açık ve hukuka uygun bir süreç vardır. Ben de bu ilanı görerek, bu ilana güvenerek ve devletin kendi koyduğu kurallara inanarak hareket eden binlerce öğrenciden yalnızca biriyim. 19 yaşında bir gencin hikâyesidir bu. Lütfen dinlerken herkes kendi çocuğunu düşünsün, yaşı tutuyorsa evladını, kardeşini düşünsün; kendi hayatı gözlerinin önünden geçsin. Rica ediyorum, böyle dinleyin.
Dilekçemde açıkça şunu yazıyorum: ‘1988–1989 öğretim yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren University College of Northern Cyprus’ta önce hazırlık bölümünü, ardından İngilizce İşletme Bölümü’nü okudum. İkinci sınıfı alttan ders bırakmadan tamamladım. Öğrenimimin kalan bölümünü, Yükseköğretim Kurumunuz bünyesindeki İngilizce İşletme Bölümü’nde sürdürmek istiyorum’
Bu dilekçenin altında adım var, tarih var, imzam var. İçeriği son derece açık. Anlatım net, talep nettir. Bu dilekçede gizli hiçbir ifade yoktur. Yanıltıcı tek bir beyan yoktur. Aksine, hangi üniversitede eğitim alındığı, hangi bölümün okunduğu, hangi sınıfın tamamlandığı açıkça yazılmıştır. Talebin ne olduğu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde ifade edilmiştir. Bu bir lütuf talebi değildir. Devletten bir ayrıcalık istemek değildir. Bu, yayımlanmış bir ilanla doğmuş, mevzuatın tanıdığı bir hakkın kullanılmasına ilişkin başvurudur.
Bugün bana yöneltilen iddialar, işte bu dilekçeyi yok saymamı, bu satırları yazan 19 yaşındaki gencin iyi niyetini görmezden gelmemi bekliyor. Oysa bu dilekçe, devletine güvenen, kurallara uyan ve hayatını buna göre kuran bir öğrencinin en açık belgesidir. Üstelik başvuru dilekçesi tek başına bırakılmış bir metin de değildir. Aksine, son derece titiz davranılmıştır; iyi ki de öyle yapılmıştır. Dosya eksiksiz şekilde hazırlanmıştır. Dilekçeye ek olarak transkript sunulmuştur, geldiğim üniversiteye ait belgeler eklenmiştir, hatta üniversitenin tanıtım broşürleri dahi dosyaya konulmuştur. Bugün bu broşürler üzerinden yapılan tartışmalar son derece sığdır. Bir üniversite, kendi tanıtım broşürlerini gizlemez. Bunlar zaten herkese açık belgelerdir. Dosyaya saklanmadan, açıkça, tek tek konulmuştur. Tekrar ediyorum: Dosyada ne vardır? Bir dilekçe vardır. Bir transkript vardır. Eğitim alınan üniversiteye ait tanıtım broşürleri vardır. Her şey açıktır. Her şey şeffaftır. Ne gizlenen bir husus vardır ne de yanıltmaya yönelik en ufak bir girişim”. Bu arada, İmamoğlu kürsüdeyken, duruşma salonu dışında bekleyen kalabalığın, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları salon içinde de duyuldu.
MAHKEME ÖNCESİ GERGİNLİK
CHP | Kartal Gençlik Kolları Başkanı Caner Boz, Silivri'den paylaştığı görüntülerde "Ekrem İmamoğlu’nun davasını takip etmek için Silivri zindanlarındayız. Adalet talebiyle burada bulunan halka karşı jandarmanın uyguladığı orantısız güç, iktidarın hukuku nasıl bir baskı aracına dönüştürdüğünün açık göstergesidir" ifadelerini kullandı. Sözcü Muhabiri Muratcan Altuntoprak, "Silivri’de ortam gergin. İmamoğlu’nun Diploma Davası Öncesi Coplar konuştu. Milletvekili Sibel Suiçmez ve Ali Gökçek’e jandarma müdahale etti" dedi.
Sezgin Tanrıkulu paylaştı:
Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu'nun Silivri Cezaevi Kampüsüne alınan İdare Mahkemesi duruşması, bilinçli bir tercihle, büyük duruşma salonları boş olduğu halde en küçük salona verildi. Bu tercih açık bir kötü muamele ve gözdağıdır. Duruşma salonu girişinde bir kadın yurttaşımız yerde ayaklar altında ezildi; Güven olarak da yerlerde sürünür hale getirdiğiniz adaletinizin ve yargınızın hali budur.
İMAMOĞLU YİNE SİLİVRİ’DE HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK
Davanın görüleceği İstanbul 5. idare Mahkemesi tarafından duruşma tarihi 15 Ocak 2026 olarak belirlenmişti. Mahkeme, İmamoğlu’nun 15 Ocak'taki duruşmada hazır edilmesi için cezaevine müzekkere yazmıştı. İmamoğlu, İBB’ye yönelik “mali” soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra sadece “casusluk” soruşturması için Silivri’den dışarı çıkarılmıştı. İmamoğlu’nun, bu kez de İdare Mahkemesi’ndeki davası için Silivri’den dışarı çıkarılması bekleniyordu ancak, kısa süre sonra duruşmanın birçok neden gösterilerek Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan duruşma salonlarından birinde yapılması için cezaevine bir başka müzekkere daha yazıldı. İmamoğlu'nun bugün üniversite öğrenimi ve diplomasıyla ilgili ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor.
Ekrem İmamoğlu 14 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınmadan 5 gün önce Ümraniye'de bir pazar ziyareti sırasında bir vatandaşla arasında şu diyalog yaşanmıştı:
Ekrem İmamoğlu: Etrafındaki bütün hukuki meseleler onun elinden çıkıyor.
Vatandaş: Tabii öyledir.
Ekrem İmamoğlu: Benim diplomamla da uğraşıyor.
Vatandaş: Öyledir mutlaka.
Ekrem İmamoğlu: Yani onun için ben bir şey demiyorum Allah ıslah etsin onu.
Vatandaş: Halkı böyle yapmayacağı şeyler için itham etmeyin lütfen. İyi bir muhalefete bu ülkenin gerçekten ihtiyacı var.
Ekrem İmamoğlu: Bak söyleyeyim benim 35 senelik...İyi bir muhalefetiz, iktidar olacağız, sana da layık olacağız. Ama söyleyeyim.
Vatandaş: İnşallah. Hepimiz bu ülkenin bir vatandaşıyız.
Ekrem İmamoğlu: 35 senelik diplomasına bile göz koyan bir aklın bu hükümetin artık ömrü bitti.
Vatandaş: Siz de çıkartın şöyle bir gösterin. Varsa hiç bir sorun yok zaten.
Ekrem İmamoğlu: Hepsini hepsini gösterdik. 19 yaşındaki bir adamın...
Vatandaş: Biz biliyoruz sizi, nerede okuduğunuzu da biliyoruz.
Vatandaş: Erdoğan da ülkesini seven iyi bir başbakandır ve onun yapmayacağı şeylerle lütfen itham etmeyin.
Ekrem İmamoğlu: Ben size bir şey söyleyeyim mi?
Vatandaş: Halkın elinden malını mülkünü alacak biri değil.
Ekrem İmamoğlu: Ben size bir şey söyleyeyim mi. Bir milyonluk ilçeyi seçen bir adamı sabahın beşinde aldı, hapse attı terörist dedi yüz yirmi gündür tık yok elde evrak yok, belge yok. Bak bunların hepsi kul hakkıdır.
Vatandaş: Elde evrak yoksa mutlaka çıkar. Mutlaka çıkacaktır. Benim kapıma neden DHKPC'li için birisi gelmiyor.
Ekrem İmamaoğlu: Benim arkadaşım dört senedir hapiste vatan haini deniliyor. Bıraksınlar kardeşim kurban olayım. Size bir şey söyliyeyim mi? Benim arkadaşımın ticaretine göz koyuyor, malına göz koyuyor kendi çevresine baksın, bizi bıraksın.
Vatandaş: Yani hepsi mutlaka elden geçecektir.
Ekrem İmamoğlu: Kendine karşı konuşanı hapse atıyor.
Vatandaş: Ya yok ya.
Ekrem İmamoğlu: Bak kardeşim benim, kurban olayım başına gelince anlarsın, Allah göstermesin. Ben ülkemi seviyorum ama o ülkesinden milletinden koptu.















































