"Beşiktaş, şampiyon olsun, maç kazansın, kupa kaldırsın diye tutulmaz. Beşiktaşlılık bir değerler manzumesidir."
Süleyman Seba’nın bu sözü Beşiktaşlılar için bir anayasa gibidir.
Hayata karşı bir duruşun,
bir haykırışın;
kısaca, savaşla barışın hikayesidir!
Olmazsa olmaz olan dürüstlüğün ve ahlakın çelikleşmiş bileşkesidir bu…
Tıpkı, “İyi insan olmadan İyi Beşiktaşlı olunmaz” sözü gibi…
Kulübün ve taraftarlarının bakışı budur!
Öyle, yenelim de nasıl olursa olsun, ahlaksızca da olsa yenelim değildir!
Beşiktaşlılar onun için sahada kayrılmak istemez sadece adalet ister.
Adil Yönetim ister!
Teşkilatı Mahsusa kadrolarından bu yana, bu iş böyledir.
Şerefiyle oynayan Şeref Bey’lerden, hakemlerin ‘Top gol mü, değil mi?’ diye Beşiktaş Kaptanı Baba Hakkı’ya sorduğu, ‘Gol” derse golün verildiği Beşiktaş ‘Ağırlığıdır’…
Süleyman Seba’nın ağzından çıkanın senet olduğu, ahlaksız şampiyonluklar yerine ‘Şerefli İkinciliklerin’ tercih edildiği bir Beşiktaş’tır bu…
Milyonlarca insana muazzam rol modeldir Beşiktaşlılık!
Özgül ağırlığı böylesi büyük Beşiktaş’tan cevap bile verilmeyen Beşiktaş’a…
Yani,
almadan veren yöneticiler yerine Beşiktaş sayesinde zenginleşen “abilerin” her yerden türediği bir Beşiktaş olunca, borç da böyle Ağrı Dağı gibi oluyor tabii.
Tam bu esnada,
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün "Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür" sözü akıllara çivi gibi çakılıyor.
Çünkü, ekonomik olarak bağımsız değilsen, bağımsız olamazsın…
Göbekten bağlısındır borçlu olduğun yerlere veya kişilere…
- Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar,
iktisadi zaferlerle taçlandırılmazsa kazanılan zaferler kalıcı olmaz,
az zamanda kaybedilir."
- Ekonomisi zayıf bir millet fakirlik ve yoksulluktan kurtulamaz; toplumsal ve siyasi felâketlerden yakasını kurtaramaz.
- Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayatî kısımlarında bağımsızlık felç olmuştur.
Atatürk öyle ileri görüşlü bir lider ki, bu lafları, sadece devletler için değil kuruluşlar, cemiyetler, aileler, dernekler, bireyler vs için de geçerlidir.
Beşiktaş’ın borcunun Kasım ayı itibariyle 24 milyar olduğu açıklandı.
Beşiktaş Divan Toplantısının en büyük işlevliği de bu oldu.
Acı gerçek bir kez daha ortaya çıktı!
Buna Kasım ayından sonra yapılan harcamalar dahil değil.
Ocak’ta 8 futbolcu daha alındı mesela.
Onların masrafları, kulüp maaşları, banka faizleri, menajer abilerin “indiregandileri” vs devam ediyor!
Bu işin habitatı böyle…
Peki, ne var Habitat alanında?
“Beslenme zinciri” var!
Beslenme zinciri, “Eko” Sistemin sıkı halkasıdır da...
Bu şekliyle 550 milyon dolar borç görünüyor.
Söyleyin Allah aşkına,
bu fotoğrafa göre nasıl bağımsız olacaksınız!
Olamazsınız!
Oldurmazlar adama…
Koca Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın borçlarını, verdiği imtiyazları kuruşu kuruşuna ödedikten sonra kapitülasyonları kaldırdı.
Limanları ancak öyle geri aldı. Gerçi şimdi yine hepsi satıldı ya…
xxxx
Böyle borç içindeyken, senin olmayan bir yerde, (küçük bir parçası senindi) devletin onayıyla araziyi büyüteceksin ve imar alınması imkansız bir yer için, devlet sayesinde bir gecede imar alacaksın, ama içindeki Beşiktaşlıların itiraz dilekçeleri sayesinde Yürütmeyi Durdurma kararı ile karşı karşıya kalacaksın…
Çünkü,
Dikilitaş Projesinden gelecek para tahmini 200 milyon Euro idi.
Yöneticiliğin tadı, damağında kalmış gizli adaylara göre 300 milyon Euro.
Peki, yürütmeyi durdurma kararı aldıranlar kim, yine Beşiktaşlılar…
Düşmana pek gerek yok galiba!
(Ki Beşiktaş’ın bağımsız olabilmesi için bunun gibi birçok proje üretmesi lazım.)
Çünkü, arkanda “Yapı” da yok kapı da yok!
Dayın da yok amcan da yok…
Alışmışsın dürüstçe “dövüşmeye”…
E hal böyleyken,
tabii ki verirler rakibine, ceza sahası dışında penaltı!
Önceki derbide yediğin gol de ofsayttır, göstermezler tekrarını bir daha…
Anadolu kulübü muamelesi yaparlar sana…
İtiraz edersin, yanıt bile vermezler…
Federasyonda ikinci başkanla çay içip geri gelirsin…
Bak arkadaş,
bağımsızsan özgürsündür…
Ne kadar özgürsen de o kadar güçlüsündür!
Güç, öyle masaya vuralım, kıralım, yıkalımla olmaz…
Güç, özgül ağırlıkta saklıdır…
Özgül ağırlık da bağımsızlıktan geçer…
Ekonomik bağımsızlıktan…
Tabii karne böyle olunca da,
boynu bükük kalır Beşiktaşlılık Ruhunun…
Doya doya,
‘Beşiktaşlı olduğumuz için haksızlığa karşı çıkmıyoruz,
haksızlığa karşı olduğumuz için Beşiktaşlıyız’
diyebilmek için ekonomik bağımsızlık lazımdır!
Beşiktaş, Beşiktaş sayesinde iş adamı olanlardan hesap sormadığı sürece bu iş böyle devam edecektir!..
Ve daha çook, “Süleyman abi bana dedi ki” diyenler ya da
taksi parasını kulübe ödettiren, sonra fabrika satın alanlar çıkar.
E bu, “beslenme zinciri” gereğidir elbet!
Sonra, teknenin Cayrosu sapıtır tabii…
Böyle bir geminin süvarileri de dümeni nereye kıracaklarını bilemezler!
Kaç derece sancak yapsak, kaç derece iskeleye dönsek! (Sancak Sağ İskele sol)
Bir oraya bir buraya… Yalpalayıp durursun…
Bilinmeli ki, rotası belli olmayan gemiye rüzgar bile yardım etmez…
Bir bakmışsın, koca Beşiktaş’a haraç mezat müşteri çıkmış!
Sonra, demedi demeyin…
Unutulmasın ki;
milyonlarca kişi, Beşiktaş değerleri için bu takımın taraftarıdır!
OC bugün de kaçar anam babam.
En Kalbi Muhabbetlerimle
Ben CAN; Orhan Can…














































