Ankara'da 13 Aralık 2018'de 3'ü makinist 9 kişinin hayatını kaybettiği yüksek hızlı tren (YHT) kazasına ilişkin Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada müşteki avukatı, "Ne yazık ki politik engellere takıldığı için sanık sandalyelerinde oturması gereken insanlar burada yok. Üstüne bir de dönemin genel müdür yardımcısı ödüllendirildi ve genel müdür oldu” dedi. Ankara'da 13 Aralık 2018'de 3'ü makinist 9 kişinin hayatını kaybettiği, 107 kişinin yaralandığı yüksek hızlı tren kazasına ilişkin 10 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Duruşmada, tutuksuz sanıklar Ünal Sayıner, dönemin Trafik Servis Müdür Yardımcı Vekili Ergün Tuna, dönemin TCDD Trafik ve İstasyon Yönetimi Daire Başkanı Mükerrem Aydoğdu ve dönemin TCDD Emniyet ve Kalite Yönetimi Daire Başkanı Erol Tuna Aşkın hazır bulundu. Mahkeme Başkanı, kazaya ilişkin bilirkişi raporunun 22 Aralık 2025 tarihinde dosyaya girdiğini açıkladı. Duruşmada rapora karşı beyanlar alındı. Duruşmada ilk olarak söz alan sanık Ünal Sayıner’in avukatı, “Müvekkilimin sorumlu olmadığı hususlarda bir görev yüklemesi yapılmış. Aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz” dedi.
Dönemin YHT Ankara Müdürü sanık Duran Yaman’ın müdafii, “Benim müvekkilim için tali kusurlu denilmiş. Risk analizinin yapılmadığı söyleniyor müvekkilim açısından ancak risk analizi dosyada var. Makasçı olarak az kişi çalıştırıldığı söyleniyor ancak kazadan önce 7 makasçı var. Az kişi çalışıyor gibi bir kanı da gerçekçi değil. Ters yönden giden makinistlere kusur verilmemiş” diye konuştu.
“İş yükü daha arttı, ray üstündeki tren sayısı artırıldı”
Sanık Mükerrem Aydoğdu, şu beyanda bulundu:
"Bilirkişi raporunda bazı çelişkiler var. Kısaca özetlemek istiyorum. Kaza yapan trenin otomatik tren durdurma fren sistemi (ATS) eksikliğinden bahsediliyor. Kavram karmaşası var raporda. Sinyal olmayan yerde ATS'nin olmaması kusur değil. 'Kaza sonrası alınan önlemler, kaza öncesinde alınsaydı kaza olmazdı' şeklinde değerlendirmeler var. Sonradan alınan önlemler işe yarasaydı Kayaş yolundaki sinyalsiz hatta makas sorunu nedeniyle boş bir tren daha devrilmezdi. Kaza öncesi önlemler mevcut mevzuat şeklinde alındı. Ancak iş yükü daha arttı, ray üstündeki tren sayısı artırıldı. Dört tren gidecek iken 10 tren gitmeye başladı. Bu da güzergah sorunu ortaya çıkarttı. Yönetimin aldığı politikaların sonucudur bu".
"İdare, bir suçlu arama gayretiyle bizlerin isimlerini öne attı"
Sanık Erol Tuna Aşkın da şu an TCDD Teftiş Kurulunda müfettiş olarak görev yaptığını belirterek, "Konu daire başkanlığının görev ve yetkisi dışında kalmaktadır. Hiçbir sorumluluğum ve ihmalim bulunmamaktadır” beyanında bulundu. Sanık Ünal Sayıner, "Raporda pek çok çelişki, eksiklik ve yanlışlık var. Bu rapora göre Sayın Mahkeme karar vermemeli. Bu rapor kazada kaybettiklerimiz kadar bizi üzüyor. İdare, bir suçlu arama gayretiyle bizlerin isimlerini öne attı. Bu zamana kadar hiçbir belge ve bilgiyi mahkemeden gizlemedim. Takdir sayın mahkemenin” ifadelerini kullandı. Sanık beyanlarının tamamlanması sonrası müşteki vekillerine söz verildi. Katılan Adem Şahin Çetin vekili Avukat Bülent Özer, "Rapor oldukça sığ bir rapor. İnşaat mühendisleri bu raporu hazırlamışlar. Oturdukları yerden hazırlamışlar raporu. Keşif yapmamışlar. Yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz” dedi.
“Biz, burada genel müdürlerin yargılanmasını istiyoruz”
Müşteki Saldıray Günay vekili de "Yargılama için öngörülen sürenin üzerinden 1200 gün geçti. Biz hala makas değişimi tespitini tartışıyoruz. Olayın üstünden ise 7 buçuk yıl geçti. Biz burada genel müdürlerin yargılanmasını istiyoruz, o dönemin genel müdür yardımcısı genel müdür oldu, ödüllendirildi. Buradaki sanıklara yıkılmak isteniyor olay gerçekten de. Artık dosyanın savcılığa mütalaa verilmesi üzerine teslimini istiyoruz" şeklinde konuştu.
“Kayaş-Kırıkkale arasında hala sinyalizasyon yok ve boş tren devrildi. O tren dolu olsaydı ne olacaktı?”
Kazada kızı kübra Yılmaz’ı kaybeden Erkan Yılmaz’ın avukatı da şunları dile getirdi:
"Aslında konuşmamız gereken şey, politik engellere takılan ve sanık olması gerekirken tanık olarak dinlenenlerin yargılanmaması. Devletin kusursuzluk sorumluluğunu kabul etmesi gerekir. Burada sinyalizasyon sorunu varsa o hatta o taşımacılığı yapan kurum Taşımacılık A.Ş’nin de sorumluluğu vardır. Kayaş-Kırıkkale arasında hala sinyalizasyon yok ve boş tren devrildi. O tren dolu olsaydı ne olacaktı? Olayı tekrar tekrar asıl biz yaşıyoruz. Arkadaşımın bedenini ben teşhis ettim, vücudunun üstü ile altını da bir araya getiren yine bendim. Ne yazık ki politik engellere takıldığı için sanık sandalyelerinde oturması gereken insanlar yok. Üstüne bir de dönemin genel müdür yardımcısı ödüllendirildi ve genel müdür oldu".
Sonraki duruşma 11 Mayıs'ta görülecek
Beyanların ardından Cumhuriyet Savcısı, tren teşkil memuru Osman Yıldırım’a gerekli eğitimlerin verilmesinden, makasların değişiminden sorumlu işçileri görevlendirme konusunda 8. Bölge Müdürlüğünden kimin sorumlu olduğunun tespit edilmesi amacıyla 8. Bölge Müdürlüğü’ne yazı yazılmasını talep etti. Mahkeme heyeti de bilirkişi raporunda eksiklikler bulunduğunu ifade ederek, soruşturma aşamasında aldırılan raporlardaki çelişkilerinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden 22 Aralık 2025 tarihinde rapor düzenleyen bilirkişi heyetine gönderilmesine, Savcılığın 8. Bölge Müdürlüğü’ne yazı yazılması talebinin kabulüne karar verdi. Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine hükmederek sonraki duruşmayı 11 Mayıs’a bıraktı.
Ne olmuştu?
Ankara'dan Konya'ya gitmek üzere 13 Aralık 2018'de gardan hareket eden yüksek hızlı tren, yaklaşık 4 dakika sonra Marşandiz İstasyonu'nda, yol kontrolü yapan kılavuz tren ile çarpıştı. Yüksek hızlı trenin iki vagonu raydan çıktı, kazanın olduğu bölgedeki üst geçit, vagonların üzerine yıkıldı. Olayda makinistler Adem Yaşar, Hulusi Böler ve Kadir Ünal ile yolucular Arif Kahan Ertik, Ebru Erden Ersan, Kübra Yılmaz, Berahitdin Albayrak, Tahsin Ertaş ve Yusuf Yetim hayatını kaybetti, 107 kişi yaralandı.
Osman Yıldırım'ın, trenlerin gidiş yönlerine göre farklı raylara girmesini sağlayan makası değiştirmeyi unuttuğu için kazanın meydana geldiği öne sürülen iddianamede, tren teşkil memuru Osman Yıldırım, nöbetçi hareket memuru Sinan Yavuz, trafik kontrolörü Emin Ercan Erbey, YHT Ankara Gar Müdür Yardımcısı Kadir Oğuz, Trafik Servis Müdür Yardımcısı Vekili Ergün Tuna, YHT Trafik Servis Müdürü Ünal Sayıner, YHT Ankara Müdürü Duran Yaman, Şube Müdürü Recep Kutlay, TCDD Trafik ve İstasyon Yönetimi Daire Başkanı Mükerrem Aydoğdu, TCDD Emniyet ve Kalite Yönetimi Daire Başkanı Erol Tuna Aşkın'ın, "birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 15'er yıla kadar hapsi istendi.
Dönemin TCDD Genel Müdürü ve Yardımcısının da aralarında bulunduğu 9 üst düzey yönetici için soruşturma izni verilmedi Eskişehir Teknik Üniversitesi Raylı Sistemler Programı öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, kazanın 3 ana nedenden kaynaklandığı belirtilirken, dönemin TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın ve Genel Müdür Yardımcısı İsmail Çağlar’ın aralarında bulunduğu 9 üst düzey yönetici kusurlu bulunmuştu. Bunun üzerine Ulaştırma Bakanlığı soruşturmaya izin vermemiş, Danıştay da soruşturmaya yer olmadığına karar vermemişti. Bunun üzerine Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesi, yeni bir bilirkişi raporu hazırlanmasını kararlaştırmıştı.
Dava boyunca pek çok bilirkişi raporu hazırlandı. Son olarak ise dosyaya giren Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin hazırladığı bilirkişi raporunda yargılama aşamasında hayatını kaybeden ve olay tarihinde tren teşkil memuru olarak görev yapan sanık Osman Yıldırım'ın asli kusurlu, nöbetçi hareket memuru sanık Sinan Yavuz'un tali kusurlu, kazada hayatını kaybeden YHT makinistleri Adem Yaşar ve Hulusi Böler'in alt düzeyde tali kusurlu, kılavuz makine makinistleri Kenan Günay ve kazada vefat eden Kadir Ünal'ın ise kusurlarının olmadığı belirtilmişti.















































