• BIST 11439.06
  • Altın 6635.86
  • Dolar 50.042
  • Euro 56.3441
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 16 °C

Prostat Kanseri Tanısı Aldıktan Sonra İlk Haftalarda Neler Olur?

Prostat Kanseri Tanısı Aldıktan Sonra İlk Haftalarda Neler Olur?
PSA yüksekliği ve biyopsi sonucunun ardından gelen "prostat kanseri" tanısı, birçok erkek için ilk anda zor bir haber. Ancak tanının konduğu gün ile tedavinin başladığı gün arasındaki süreç, doğru kararların verildiği en önemli dönemdir.

Prostat kanseri, Türkiye'de erkeklerde en sık görülen kanserlerden biri. İstanbul gibi tarama ve görüntüleme olanaklarına erişimin kolay olduğu büyük şehirlerde hastalığın önemli bir kısmı, henüz belirti vermeden, rutin PSA testi ya da bir üroloji muayenesi sırasında fark ediliyor. Erken evrede yakalanan prostat kanserinde tedavi seçenekleri geniştir ve hastaların çoğu, tedavi sonrasında günlük yaşamına dönebilmektedir.

Üroloji uzmanı Prof. Dr. Murat Binbay, tanı sonrasındaki ilk haftaların aceleyle değil, planlı bir şekilde geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Hastalığın evresi, tümörün ne kadar agresif olduğu ve hastanın genel sağlık durumu netleşmeden tedavi yöntemi seçilmemelidir. Ameliyat kararı verilen hastalar için hangi tekniklerin kullanıldığını, hastanede kalış süresini ve iyileşme sürecini adım adım anlatan robotik prostat kanseri ameliyatı sayfası, hastaların ve yakınlarının sıkça sorduğu soruları bir arada ele alıyor.

Patoloji raporu neyi anlatır?

Biyopsi sonrasında gelen patoloji raporu, tedavi planının temelini oluşturur. Raporda en çok dikkat edilen değer Gleason skoru ve buna bağlı olarak belirlenen ISUP derecesidir. Bu değerler, kanser hücrelerinin normal prostat dokusundan ne kadar farklılaştığını, dolayısıyla hastalığın ne hızda ilerleyebileceğini gösterir. Düşük dereceli tümörler genellikle yavaş seyrederken, yüksek dereceli tümörler daha hızlı tedavi gerektirebilir. Raporda ayrıca kaç biyopsi parçasında tümör bulunduğu ve her parçada tümörün kapladığı alanın yüzdesi yer alır. Bu bilgiler, PSA değeri ve muayene bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde hastalık düşük, orta ya da yüksek risk grubuna yerleştirilir.

Evreleme için hangi tetkikler yapılır?

Tanı konduktan sonra hastalığın prostat içinde sınırlı olup olmadığını anlamak gerekir. Bunun için çoğu hastada multiparametrik prostat MR'ı kullanılır. MR, tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığını ve çevre dokulara yakınlığını gösterir; bu bilgi özellikle ameliyatta sinirlerin korunup korunamayacağı konusunda yol gösterir. Orta ve yüksek risk grubundaki hastalarda hastalığın lenf bezlerine ya da kemiklere yayılıp yayılmadığını değerlendirmek için PSMA PET/BT ya da kemik sintigrafisi istenebilir. Düşük riskli hastalarda bu tetkikler çoğu zaman gerekmez. Hangi tetkikin yapılacağı, hastanın risk grubuna göre belirlenir.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Prostat kanserinde tek bir doğru tedavi yoktur; seçim, hastanın yaşı, beklenen yaşam süresi, risk grubu ve kişisel tercihleri birlikte değerlendirilerek yapılır.

Aktif izlem: Düşük riskli ve yavaş seyreden tümörlerde hemen tedavi yerine düzenli PSA ölçümü, MR ve gerektiğinde tekrar biyopsi ile takip yapılabilir. Hastalık ilerleme belirtisi gösterirse tedaviye geçilir. Bu yaklaşım, gereksiz tedavinin yan etkilerinden hastayı korur.

Radikal prostatektomi: Prostat bezinin ve seminal keseciklerin tamamen çıkarılmasıdır. Prostat içinde sınırlı ve orta riskli hastalıkta sık tercih edilen bir yöntemdir. Günümüzde bu ameliyatların önemli bir bölümü robot yardımlı olarak yapılmaktadır.

Radyoterapi: Dışarıdan ışın tedavisi ya da bazı hastalarda prostat içine yerleştirilen kaynaklarla yapılan tedavi, cerrahiye alternatif olarak değerlendirilebilir. Bazı hastalarda hormon tedavisiyle birlikte uygulanır.

Hormon ve sistemik tedaviler: Yayılmış ya da ileri evre hastalıkta erkeklik hormonunun etkisini azaltan tedaviler ve diğer ilaç tedavileri ön plana çıkar.

Robotik cerrahi neden sık tercih ediliyor?

Robot yardımlı prostatektomide cerrah, konsoldan üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü eşliğinde çalışır. Robotik kolların bilek hareketi yapabilmesi, prostatın bulunduğu dar leğen kemiği alanında daha hassas çalışmayı sağlar. Bu özellik, idrar kontrolünü ve cinsel fonksiyonları sağlayan sinir ve kas yapılarının korunmasına yardımcı olur. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarda kan kaybı genellikle azdır, hastanede kalış süresi kısalır ve hastalar daha erken günlük aktivitelerine dönebilir. Ameliyat sonrası idrar sondası bir süre kalır; sonda çıkarıldıktan sonra idrar kontrolü çoğu hastada haftalar ile aylar içinde kademeli olarak düzelir. İyileşme süresi kişiden kişiye değişir ve hastanın yaşı, ameliyat öncesi durumu ve tümörün özelliklerine bağlıdır.

İkinci görüş almak gerekir mi?

Prostat kanseri, çoğu zaman tedavi kararı için birkaç haftalık değerlendirme süresine izin veren bir hastalıktır. Bu nedenle hastaların patoloji preparatlarının ve görüntülemelerin bir başka uzman tarafından değerlendirilmesini istemesi olağandır. İkinci görüş, tanının doğrulanmasına ve farklı tedavi seçeneklerinin hasta tarafından daha iyi anlaşılmasına katkı sağlar.

Tedavi sonrası takip nasıl yapılır?

Hangi tedavi seçilirse seçilsin, sonrasında düzenli takip gerekir. Ameliyat olan hastalarda PSA değeri birkaç hafta içinde ölçülemeyecek düzeylere inmelidir; ardından ilk yıllarda birkaç ayda bir, sonrasında daha seyrek aralıklarla PSA kontrolü yapılır. PSA'da yeniden yükselme saptanırsa ek görüntüleme ve gerekirse ek tedavi planlanır. Takip sürecinde idrar kontrolü ve cinsel fonksiyonlar da değerlendirilir; pelvik taban egzersizleri ve gerektiğinde ilaç tedavileri iyileşmeyi destekleyebilir.

Hasta yakınlarına düşen görev

Tanı süreci yalnızca hastayı değil, ailesini de etkiler. Muayenelere bir yakınla gitmek, soruları önceden yazmak ve verilen bilgileri not almak, karar sürecini kolaylaştırır. Tedavi seçenekleri arasında karar verirken hastanın günlük yaşam beklentileri, iş hayatı ve öncelikleri de açıkça konuşulmalıdır. Sonuç olarak prostat kanseri tanısı, panikle değil bilgiyle karşılanması gereken bir durumdur. Erken evrede yakalanan hastalıkta uygun tedaviyle kanser kontrolü sağlanabilir ve yaşam kalitesi korunabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı muayene sonrasında verilir.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim