• BIST 98.181
  • Altın 143,457
  • Dolar 3,5638
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 22 °C

Yalman, konuştu ve suçladı

327 TSK mensubunun ceza aldığı Balyoz Darbe Planı için ilk kez ayrıntılı konuşan eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Yalman, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Özkök'ü kendisine detaylı bilgi vermemekle suçladı.
327 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunun 5 bin 276 yıl hapis cezası almasına neden olan Balyoz Darbe planı için ilk kez konuşan eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ü, kendisine bu seminer kayıtları hakkında ayrıntılı bilgi vermemekle suçladı.
 
Milliyet Gazetesi'ne açıklama yapan Yalman, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ten seminerdeki ses kayıtlarını öğrendiğini ancak kayıtları görmediğini söyledi. Yalman, "Söz konusu kayıtlar elime geçseydi, karargahım ile paylaşır, gerekli inceleme için hazırlıklarını yapardım" dedi.
 
Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, daha önce yaptığı 11 Ekim tarihli açıklamada, eski 1.Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'a ait olduğu iddia edilen bib ses kaydının kendisine ulaştığını belirterek, "Ordu Komutanı'nın ilk amiri ve seminerin icrasını sağlayan Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı'na (Orgeneral Yalman) emir verdim" demişti.
 
Emekli Orgeneral Yalman,Milliyet'teki açıklamasında şu görüşleri aktardı:
 
- Hatırlayacağınız üzere, çeşitli vesilelerle yaptığım açıklamalarla dava ile ilgili bilgi ve belgeye sahip olmadığımı, darbe konusunda istihbarat almadığımı, bu davada bilgimin (emrime aykırı olarak yapılan) seminer ile sınırlı olduğunu, seminerdeki ses kayıtlarını Genelkurmay Başkanından öğrendiğimi (Bu konuda Sayın Emekli Orgeneral Özkök’ün yaptığı açıklama üzerine mütalaa da bulunmak istemiyorum.) Ses kayıtlarını görmediğimi ve bu konuda hiç kimseden araştırma yapmam istenmediğini özellikle belirtmek isterim. (Bu konuda detaylı bir şekilde bilahare açıklanacaktır.) Esasen söz konusu ses kayıtları elime geçseydi karargâhım ile paylaşır, gerekli inceleme için hazırlıkları yapardım.
 
- Üç günlük seminerin bir gününde emrime aykırı olarak, EMASYA Planı’nın görüşüldüğünü, seminere gönderdiğim müşahit generalden öğrendim. Bunun üzerine Mart 2003 yılında yapılan bu emre itaatsizliği sorgulamak ve ilgilileri ikaz etmek için Ordu bölgesine gittim ve gereken ikazları yaptım. Bu konu da detaylı bir şekilde bilahare açıklanacaktır. Konunun detaylarını, 2010 yılında dava açılınca gazete ve televizyondan öğrendim. Ben geçen üç yıl içinde ifade vermek için çok gayret sarf ettim. Ancak uygun görülmedi. Bunun nedenini bazıları benim ifademin alınması halinde davanın çökeceği şeklinde ifade ettiler.
 
- Şimdi size seminer ile sınırlı olan bilgime uygun olarak, kanaat ve düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Konu ile ilgili kanaat ve görüşlerimin mahkeme heyetinin kararına ne ölçüde tesir icra etmiş olabileceğini takdirlerinize bırakıyorum. Benim konu ile ilgili bilgim Mart 2003’teki bilgilerim ile sınırlı idi. Yani emrime aykırı bir uygulama yapılmıştı. Sınırlı bilgiler içinde emre itaatsizlik olarak gördüğüm bu faaliyetin gereğini yaptığımı ifade etmiştim. Konuyu o günkü bilgilerim ışığında, İç Hizmet Kanunu kapsamı içinde değerlendirdim. Bilindiği gibi emir kavramı, İç Hizmete ait kanunun 8. Maddesinde tanımlanmıştır. “Emir hizmete ait bir talep ve yasağın sözle yazı ve sair suretle ifade edilmesidir.” Diğer bir ifade ile emir ile askerlik hizmetine ilişkin hususların yapılması veya yapılmaması istenir. Emre itaatsizlik eylemi işleyen asker kişiler yönünden, askeri yargı sisteminde iki yaptırım öngörülmüştür.
 
- Bunlardan “Hizmete ilişkin emrin hiç yapılmaması veya emir tekrar edildiği halde yerine getirilmemesi Askeri Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde düzenlenmiştir. Bu emre itaatsizlikte ısrar etme suçunu oluşturmaktadır. Bahse konu eylem, verilen bir emrin yapılmaması olmayıp emrin hudutlarının genişletilmesi suretiyle gerçekleştirilmiş bir olaydır.
 
Bunun karşılığı ise, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri ile düzenlenmiş olan “Kast veya ihmal ile hizmete ait emri tam yapmamak, değiştirmek veya sınırlarını aşmak suretiyle itaatsizliktir” tarzında suç oluşturmaktadır. Bahse konu faaliyetin yukarıda izaha çalıştığım tarzda bir disiplin suçu olduğu kanaatinde olduğunu ifade etmeleyim.
 
- Çünkü üç günlük seminerin iki gününde emre uygun davranılmış bir gününde sınırlar aşılmıştır. Bu nedenle işlenen suçun bir disiplin suçu olduğunu değerlendiriyorum. Eğer üç günde emre aykırı bir eylem yapılsaydı “Emre itaatsizlikte ısrar” suçu işlenirdi ki bu husus Askeri Yargı kapsamında değerlendirirdi. Komutan olarak işlenen disiplin suçunun gereğini yerine getirdiğimi özellikle belirtmek istiyorum.
 
- Seminerin icrası ile ilgili görüşlerime gelince, yazılı ve görsel basından izlediğim kadarı ile bu seminer emre aykırı olarak yapılan, muaşeret kurallarına uymayan, amacını ve haddini aşan bir kahramanlık gösterisinden başka bir şey değildir. Silahlı Kuvvetler içinde zaman, zaman yaşanan bir sorun olan “Ben daha çok vatanseverim, Cumhuriyetin değerlerini özellikle laikliği ve Atatürk’ün mirasını en iyi ben koruyabilirim kompleksi, bu plan seminerinde, askeri muaşeret kurallarını da hiçe sayarak uygulanmıştır. Bu nedenle icra edilen bu seminerin haddini ve maksadını aşan bir gayretkeşlik olduğunu ifade etmek istiyorum.
 
- Esasen Balyoz isimli plan olup olmadığını da bilmiyorum. 2010’da bilgi sahibi olduğum ses bantlarından sonra davanın yargıya intikal eden seminer dışındaki bilgileri de basından öğrendim. Bu konu 3 yıldır devam eden ve sonuçlanan dava konusu olduğu için sınırlı bilgilerimle bir kanaat ifade etmem mümkün değildir.
 
Yalman, açıklamaları sırasında bazı sorular da sordu. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı'nın soruları şöyle:
 
- Emrime aykırı bu seminer ne için yapıldı?
- Emrime aykırı olarak bu semineri yapan ve bu seminerin yapılışında her türlü bilgi ve belgeyi benden gizleyenler niçin itham edilmiyor?
- Seminerin emrime aykırı olarak yapıldığını bilenler yasalar gereği olarak niçin bana haber vermediler?
- Tatbikatın mahiyeti hakkında bilgisi olmayanlar tatbikat başladıktan sonra bana niçin haber vermediler?
- Bana saldıracağınıza düzmece ve sahte olduğu iddia edilen CD’lerin kimler tarafından nasıl oluştuğunu araştırmanız daha uygun olmaz mıydı?
- Ordu karargâhından çıkarılan CD’lerin kimler tarafından ve nasıl çıkarıldığının araştırılması gerekmez miydi?
 
Bütün bu olaylar vuku bulurken niçin benim haberim olmadığının cevabı ise ‘Karargâh Çalışma Usulleri’ kitabında mevcuttur. Sorulacak daha çok soru var. Ancak kamuoyu önünde yeteri kadar yıpranan Silahlı Kuvvetlerimizin iç meselelerini gündeme taşımak istemiyorum.
 
www.istanbulhaber.com
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim