• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 30 °C

Lenfoma riskini artıran virüslere dikkat

Lenfoma riskini artıran virüslere dikkat
Bir bağışıklık sistemi hastalığı olan lenfomaya yakalananların sayısı artarken, uzmanlar, bazı virüslerin hastalık riskini arttırdığını ve özellikle bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaç kullananların çok dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.

Bir bağışıklık sistemi hastalığı olan lenfoma, her yıl binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Lenf bezi kanserleri olarak adlandırılan lenfomaların görülme sıklığının arttığını belirten uzmanlar, yaşlılık ve sigara kullanımının yanı sıra özellikle bazı virüslerin lenfoma riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Risk artıran virüsler neler?

Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında bir açıklama yapan Lösemi, Lenfoma, Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR) Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, lenfomanın görülme sıklığının son yıllarda artış gösterdiğini dile getirerek konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

"Lenfomalar, son yıllarda düzenli ve istikrarlı olarak artıyor. ABD'de 2014 yılında 80 bin yeni lenfoma vakası bildirilmiştir. Aynı yıl ABD'de lenfoma tedavisi için 13.5 milyar dolar harcandığı tahmin ediliyor. Özellikle yaşlı nüfusun önümüzdeki yıllarda artışı düşünüldüğünde, Türkiye'de lenfomanın artacağı öngörülmektedir. Öte yandan İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü olan ve AIDS'e yol açan Human Immunodeficiency virüs (HIV), uçuk virüsü ailesinden gelen ve tükürükle geçen Epstein-Barr (EBV), HTLV ve özellikle karaciğeri etkileyen bir enfeksiyon olan Hepatit C virüsü (HCV) sebep olur. HCV gibi virüsler de lenfoma riskini yükseltmektedir."

Boyun, koltuk altı ve kasıkta nedensiz şişliğe dikkat

Hastaların genellikle boyun, koltuk altı veya kasıkta ele gelen ağrısız şişliklerle baş gösterdiğini anlatan Özcan, bunun yanı sıra çabuk yorulma, sürekli ve nedensiz ateş, gece terlemeleri ve anlamsız zayıflamanın da belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Özcan, tanı konulabilmesi için şişliğin olduğu bölgeden biyopsi alınarak incelenmesi gerektiğinin altını çizerek, "Buradaki önemli bir sorun tanıda hata yapılma olasılığının yüksek olmasıdır. Lenfoma tanısında fazla tecrübesi olmayan merkezlerde yapılan incelemeler sonunda konulan tanılar, büyük lenfoma merkezlerinin deneyimli lenfoma patalogları tarafından değerlendirildiğinde tanılar neredeyse yüzde 50 hastada değişebilmektedir" uyarısında bulundu.

"Kök hücre nakli ile tedavi mümkün"

Lenfomada tedavi başarısının her geçen gün arttığını ifade eden Özcan, “İlginç bir nokta, çok sayıda lenfoma alt tipi olduğu ve bunların tedavilerinin tamamen farklı olabildiğidir. Örneğin bazı lenfomalar, çok acil tedavi gerektirirken, bazı lenfomalar ise neredeyse on yıl tedavisiz izlenebilmektedir. İlk seçenek olarak kullanılan tedaviler istenilen faydayı sağlamadığında hastanın kendi kanındaki kök hücreler kullanılarak yapılan kök hücre nakli veya kardeşten yapılan kök hücre nakli ile tedavi sağlanabilmektedir."

Kanserli hücrelerin özelliğine göre ilaç geliştiriliyor

Tedaviye yönelik yeni ilaçların üretildiğini belirten Özcan, bunların son derece etkili olduğunu bildirdi. Özcan, kanserli hücrenin özelliklerine göre üretilen ilaçların büyük gelecek vadettiğini vurgulayarak, "Üstelik bunların bir bölümü ağızdan alınan hap şeklinde; yani damardan tedavi ihtiyacı da ortadan kalkabilir. Ama iki tane noktayı vurgulamak gerekli. Birincisi, bu ilaçları tamamen yan etkisizmiş gibi düşünmemek gerekiyor. Bunlar kemoterapi değil ama kesinlikle önemli başka yan etkileri var. İkinci konu ise bu ilaçların fiyatları; bazılarının tedavi maliyetleri yüz binlerce lirayı geçebiliyor" açıklamasında bulundu.

Bitkisel tedavi metotlarına dikkat

Lenfoma tedavisinde modern tedavi dışında bitkisel ürünlerle tedavi metotlarına başvurulduğunu ancak bunun çok sakıncalı sonuçlar doğurabildiği uyarısında bulunan Özcan, şöyle devam etti: "Modern tedavi ile çok başarılı şekilde tedavi edilebilen lenfomada 'alternatif' adı altında pazarlanan ama aslında hiç bir bilimsel dayanağı olmayan bitkisel ürünlerle tedavi bazen ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir. Bu ürünlerin bazıları kullanılan esas ilaçların etkilerini silerken, bazıları da kan değerlerini alt üst ederek veya karaciğeri iflasa sokacak kadar bozarak hastanın tedavi şansını yok etmektedir."

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim