• BIST 97.334
  • Altın 144,533
  • Dolar 3,5625
  • Euro 4,0020
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 26 °C

Bağış: Gecikmiş bir olumlu gelişme

AB Bakanı Egemen Bağış, Avrupa Birliği'nin, 3 yıl sonra ilk faslı müzakereye açma kararı almasını ''gecikmiş bir olumlu gelişme'' olarak yorumladı. Bağış, ''Yeni faslın açılması önemli ama tek çiçekle bahar olmaz'' ifadesini kullandı.
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtadı.
 
-Avrupa Birliği, Türkiye'yle 22 numaralı başlığın açılmasına onay verdi. Hükümetlerarası konferans, 5 Kasım'da. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Egemen Bağış: Bu gecikmiş bir olumlu gelişmedir. Aslında bu faslın açılmasıyla ilgili karar bir önceki dönem başkanlığında alınmıştı. Ama Almanya'nın itirazları nedeniyle ilerleme raporu sonrasına bırakılmıştı. Almanya'daki seçimler geride kaldı ve ilerleme raporu yayınlandı ki geçmiş yıllara nazaran daha objektif bir ilerleme raporu çıktı. Yeni faslın açılması önemli ama tek çiçekle bahar olmaz.
 
Biz raporun akabinde faslın açılması için gerekli işlemlerin başlatılmasını talep ettik. Avrupa Birliği üyesi ülkeler 5 Kasım günü 22 nolu bölgesel politikalar faslının açılmasını kararlaştırdı. Kısmetse Kalkınma bakanımız sayın Cevdet Yılmaz'la birlikte Brüksel'e gideceğiz ve bu faslın açılış törenini gerçekleştireceğiz ve yolumuza devam edeceğiz.
 
-Özellikle 23-24. başlıklar noktasındaki beklentilerimiz neler?
 
Egemen Bağış: İlerleme raporunu yayınlarken Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi sayın Füle çok net bir açıklama yaparak bu iki faslın açılması yönünde bir çağrıda bulundu. Aslında biz Türkiye olarak bu fasılların açılmasına çok sıcak yaklaştığımızı hep vurguluyoruz. Gerek ilerleme raporlarında gerek demeçlerde gerek ikili görüşmelerde Türkiye'ye yöneltilen eleştirilerin yüzde 90'ı aslında bu iki fasılla alakalıdır. Temel haklar, yargı, ifade özgürlüğü, vicdan özgürlüğü gibi konular Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde an sık gündeme gelen konulardır. Bu konuların incelendiği fasıllarda 23-24. fasıllardır. Bu iki fasıl aslında öncelikli fasıldır.
 
Aday ülkeler bu iki faslı açmadan diğer fasılları açmamalıdırlar. Türkiye bugüne kadar 14 faslı açmış bir ülke olarak bu iki faslı açamamıştır. Açamamasının sebebi de Türkiye ve Türkiye'nin eksiklikleri değildir. Avrupa Birliği bu fasılların açılış kriterlerini belirleyememiştir. Bunun tek sebebi de bu iki faslın diğer fasılların öncelikli fasıl haline getirilmesine dair oy veren Güney Kıbrıs Rum yönetiminin bir aday ülke olarak Türkiye'nin bu fasılları açmasını engellemesidir.
 
Avrupa Birliği kendi içindeki oy birliği şartı da bir tek ülkenin dahi bir yarım ada ülkesi olsa bile bir süreci tıkayabilmesine fırsat veriyor. Aslında ekonomik krizlerinin de en büyük sebebi bu oybirliği şartıdır. Kararsızlıkta maalesef olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaktadır.
 
Ama umut ediyoruz ki diğer 27 ülke Güney Kıbrıs Rum yönetimini de ikna ederek bu iki faslın önündeki engeli kaldırmasını sağlayacaktır. Geri kalan ufak tefek adımları da Türkiye hızlı bir şekilde atar ve bizim demokratikleşme sürecimiz bizim reform sürecimiz bizim bu konudaki kararlılığımız bir kere daha teyit edilir.
 
-22 numaralı başlığın açılmasına onay verildi ama bir iki gündür bu konuşuluyordu. Almanya'nın tutumundaki değişikliği nasıl yorumluyorsunuz ve buna bağlı olarak önümüzdeki dönemde Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri açısından hangi ülkeleri sorunlu olabilecek potansiyelde görüyorsunuz?
 
Egemen Bağış: Bütün karalar oybirliği ile alındığı için şu ülke engel yaratıyor demekten çok bazı temel konular üzerinden odaklaşmamız lazım. Almanya'da bir seçim yaşandı. Sayın Merkel bir kere daha seçildi. Şu an Avrupa üç kere oyunu arttırarak seçilmiş iki lider var biri sayın Recep Tayyip Erdoğan birisi de sayın Merkel. Sayın Merkel'in seçimleri geride bırakması ile birlikte Türkiye'nin fasılları üzerindeki hassasiyetlerinde de bir rahatlaması olması çok doğaldır.
 
Bizim Almanya ile olan ticari ilişkimiz diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerden çok daha yüksektir. Almanya'da 3 milyonun üzerinde Türkiye Cumhuriyet vatandaşı, soydaşı yaşamaktadır. Ülkemizde iş yapan 4 binin üzerinde Alman şirketi vardır. Ülkemizde en çok turist Almanya'dan gelmektedir. Türkiye ile Almanya arasında ilişki zaten ayrıcalıklı bir ortaklıktır. Ama Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizde biz adil ve eşit bir müzakere süreci istediğimizi hep vurguladık bundan sonrada bunu vurgulayacağız.
 
Zannediyorum bu faslın açılması ile ilgili engel Almanya'nın iç siyasetine yönelik bir süreçte ve o süreç geride kaldı. Gerek yeni potansiyel ortakların sosyal demokratlar gerekse yeşiller Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine sıcak yaklaşan siyasi partilerdir. Ben uzun vadeli ilişkilerimizde Almanya ile daha farklı bir ortamı yakalayacağımıza inanıyorum. Ülkeler bazında suçlamaktansa prensipler bazında atavırlarımızı ortaya koymamız gerekir diye düşünüyorum. Şu anda Kıbrıs meselesinin çözülmemiş olması Türkiye'den çok Avrupa'nın çıkarlarına da zarar vermektedir.
 
Ama herkesten çok Kıbrıs'ın çıkarlarına etki ortaya koymaktadır. Annan planını destekleyen taraf olarak bir şeyi çok net vurgulamıştık. Annan planının bizimde rahatsız olduğumuz boyutları vardı ama o güne kadar ortaya çıkmış en makul barış projelerinden birisiydi. Ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde Annan planını açıkça destekleyecek cüreti ortaya koyan tek bir siyasetçi vardı. O tavrından dolayı da başkanlık hayallerini 10 yıl geciktirmek zorunda kalmıştır. Ama zaman Türkiye'nin ve o cesur siyasetçi sayın Anasyadis'in haklı olduğunu ortaya koydu.
 
Annan planının kabul edilmemiş olması gerek Türk tarafına gerek Rum tarafına çok ciddi ekonomik kayıplar ortaya koydu. Annan planı kabul edilmiş olsaydı belki de Kıbrıs bugün Avrupa Birliği'nin en müreffeh ülkelerinden biri olacaktı. Ama belirsizlik yatırım çekmedi istihdam yaratmadı ve özellikle Güney Kıbrıs'ın ekonomisini Rus fonlarına bağımlı hale getirdi ve sonunda her köpük gibi o da patladı. Şu anda Güney Kıbrıs Rum halkının o cesur siyasetçiyi devlet başkanı olarak seçmiş olmaları aslında Annan planı sürecindeki hatalarını kabul etmelerinin bir göstergesidir.
 
Biz Türkiye olarak yeni bir formül ortaya attık. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin müzakerecisini biz Ankara'da kabul edelim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin müzakerecisini de Atina kabul etsin ve karşılıklı bir müzakere süreci başlasın. Ümit ediyorum ki Kıbrıs konusunda gerekli adımlar atılır bu yıl sonuna kadar yeni bir plan ortaya çıkar ve iki tarafın kabul ettiği bir çözümü Türkiye olarak biz destekleriz. Yeter ki adadaki Türk ve Rum vatandaşlarını huzur içinde birlikte yaşayabilsinler. Sayın Anasyadis'in de vizyonunun içinde olan kendi içişlerinde olabildiğince serbest iki devletin kurduğu bir şemsiye yapısıyla Kıbrıs Avrupa Birliği'ne tek bir ülke olarak üye olur ama Türklerinde Rumların sözü olur. Böylelikle Türkiye'nin 14 faslını engelleyen bu sorun ortadan kalkmış olur.
 
-Demokratikleşme paketi ve ekonomi, olumlu görüş belirtilen başlıklar. Gezi olayları için ise, "Polisin aşırı güç kullandığı" eleştirisi var."Herkesin bundan ders çıkarması gerektiği" vurgusuna yer verilmiş. Bu konudaki görüşleriniz?
 
Egemen Bağış: Başbakanımız Gezi olaylarında gündeme gelen sanatçılarla kanaat önderleriyle uzun uzun görüşmeler yaptı. Gösteri yapılan tek yer Türkiye'de değil. Türkiye'yi eleştiren bazı ülkelerin azıcık da olsa kendi ülkelerine bakmalarını tavsiye ediyoruz. Eleştiren ülkeler iğneyi kendilerine de batırsınlar. Biz yaşananlardan hiçbir şekilde memnuniyet duymuyoruz.
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim