• BIST 13710.07
  • Altın 6135.35
  • Dolar 46.1337
  • Euro 53.3531
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 33 °C

Zafer Çağlayan: TÜSİAD'ı anlamakta zorlanıyorum

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, TÜSİAD'ın, demokratik hak ve özgürlükler konusunda görüşlerini çok net ifade eden, çok radikal şeyler söyleyebilen bir kuruluş olduğunu belirterek, referandumla ilgili tavrını da net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini söy

Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması'nın finaline katılan Çağlayan, girişte gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Genç moda tasarımcıları ve sanayicinin bir araya geldiği bir organizasyon olan İstanbul Fashion Week 2010'u nasıl değerlendirdiği sorulan Çağlayan, buradaki amacın zaten moda yaratıcısı ve tasarımcısıyla sanayiciyi bir araya getirmek olduğunu söyledi.

Çağlayan, tasarımcıların sürekli desteklenmesi ve teşvik edilmesinin, üreticiyle bir araya gelmesinin önemine işaret ederek, tasarımcıyla üretici birleştiği zaman ortaya güzel eserler çıktığını kaydetti.

Bu etkinliğin son derece önem arz ettiğini dile getiren Çağlayan, İstanbul ve Türkiye'nin önemli moda merkezlerinden biri haline getirilmesinde etkili olacağını vurguladı.

Herkesin gayretinin bu yönde olduğunu, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı başta olmak üzere, emeği geçenleri kutladığını söyleyen Çağlayan, Türkiye'nin özellikle tasarım, moda ve dünyada uluslararası üne sahip markalar yaratmada geçmişte eksik kaldığını, bu eksikliği tamamlamak için gayret sarf ettiklerini anlattı.

Çağlayan, ''Yani bir tişörtü yapıp 1 dolara mı satalım, yoksa bunu daha teknolojik iyi bir tasarımla 100 dolara veya bin liraya mı satalım, şimdi yapılması gereken bu. Ümit ediyorum bunlar bunun hepsinin altyapısını sağlıyor'' dedi.

Bu tip organizasyonların Türkiye'nin ihracat hedefine ulaşmasını ne şekilde etkilediği sorulan Çağlayan, ''Bir kere buradaki en önemli şey, alıcıyı ayağınıza getiriyorsunuz. Satıcının alıcının ayağına gitmesi lazım. Ancak burada da Türk tekstil konfeksiyon sektörümüz başta olmak üzere, özellikle dünyada moda yaratıcılarını, moda ve tasarımı, dizaynı en iyi, en doğru yapanları ülkemize getirip Türkiye'de ve dünyada bir farkındalık yaratılması çok önemli'' şeklinde konuştu.

''Tekstil konfeksiyon sektörü bizim göz bebeğimizdir'' diyen Çağlayan, kendisinin de sanayinin içinden geldiğini hatırlattı.

Çağlayan, tekstil konfeksiyon sektöründe Türkiye'nin elde ettiği çok önemli başarılar bulunduğunu, Türkiye'nin dünyada tanınmasının nedenlerinden birinin bu sektör olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin konfeksiyon ihracatının yüzde 80'ini Avrupa'ya yaptığını, bunun Türkiye'nin Avrupa'da konfeksiyon sektöründe geldiği nokta açısından çok önemli olduğunu belirten Çağlayan, şöyle devam etti:

''Özellikle ihracatçımızı etkileyen kur, parite, avronun değer kaybetmesi gibi birçok probleme rağmen şu anda konfeksiyon sektöründeki ihracatımız geçen yıla nazaran giderek artıyor. Geçen yılı 11,2 milyar dolar ihracatla tamamlamıştık. Ümit ediyoruz ki bunu daha çok geçeceğiz. Şu anda ilk 6 ayda yapılan ihracat toplamı 6 milyar dolara yakındır, 5,9 milyar dolardır. Bu rakam da gösteriyor ki geçen yıla göre yüzde 12 bir artış var. Bu da gösteriyor ki tekstil konfeksiyon sektöründeki ihracatımız bu yıl 12 milyar doların üzerine çıkacaktır. Tabii, bir taraftan sektörle ilgili strateji yaparken, bir taraftan katma değeri yüksek ürünler ve moda-tasarımı birleştirerek bunları daha fazla artırmak durumundayız. Bugüne kadar değer ve miktar bazında inceleme yaptığımız zaman ihracatımızda birbirine yakın rakamlar vardı. Ancak bundan sonrasında yükte hafif, pahada ağır dediğimiz bir üretim yapısına geçmemiz gerekiyor. Türk insanı yaratıcılık konusunda son derece önemli bir seviyeye gelmiş durumdadır. Her ne kadar ailelerimiz bizi 'Başımıza icat çıkarma'' diye yetiştirmiş olsa da biz gençlerimize, 'Aman icat çıkartın, ama oturup iyi tasarımlar, çok düzgün tasarımlar yapalım' diyoruz. Teknolojik yeni ürünler, eserler organizasyonlar yapalım. Bu teknolojik dönüşümü sağlarsak, ihracatımızı çok rahat değer olarak, miktar olarak ikiye katlama imkanına sahip oluruz. Şu anda bütün gayretimiz bunun altyapısını kurmak içindir.''

İhracatçılar Meclisinin 2023'te 500 milyar dolar ihracat hedefi koyduğunu, kendisinin de sonuna kadar bu hedefin arkasında olduğunu vurgulayan Çağlayan, Başbakan'ın da Hükümetin de bu hedefin arkasında bulunduğunu söyledi.

Çağlayan, ''2023'teki 500 milyar dolar ihracat hedefini, ihracatçılarımızla birlikte tekstil konfeksiyon sektörünün de önemli payıyla yakalayacağız. Türkiye'yi ekonomik olarak dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokacağız ve diğer taraftan uluslararası üne sahip markamızı yaratma konusunda Bakanlığıma bağlı Müsteşarlık aracılığıyla çok önemli destekler veriyoruz'' diye konuştu.

Bu akşamki yarışmaya katılan genç tasarımcıların, yarın dünyanın en önemli tasarımcıları olacağını dile getiren Çağlayan, Türkiye'den Hüseyin Çağlayan, Atıl Kutoğlu gibi birçok kişinin dünyada çok önemli yerlere geldiğini, bunların sayısını artırmak istediklerini belirtti.

-REFERANDUM-

Çağlayan, bir gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan'ın referandumla ilgili 'Bütün birlikler görüşlerini açıklasınlar' yönünde bir beyanı oldu. Siz de bu görüşte misiniz?'' sorusu üzerine, anayasa değişikliğinin AK Parti'nin bir projesi veya anayasal düzenlemesi olmadığını, milletin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir anayasal düzenlemesi olduğunu söyledi.

''Gönül isterdi ki dört dörtlük, ilk 3 madde hariç tamamını değiştirelim, ama muhalefet partileri bu konuda gerekli anlayışı göstermediler. Tüm dünya kamuoyu bunu gördü'' diyen Çağlayan, anayasa değişiklik paketinde toplumun tüm kesimlerinin kendini bulacağı düzenlemeler olduğunu söyledi. Çağlayan, şöyle devam etti:

''Sayın Başbakanımızın söylediği şudur, ben de aynı noktadayım, şu anda bu anayasal düzenlemenin sahibi siyasal partiler olmamalı. Bu anayasal düzenleme içinde kendisini bulanların çıkıp bunu ifade etmesi gerekiyor. Yani işadamlarıyla ilgili yapılan düzenleme çok önemlidir. Ben bunu geçmişte yaşadım. Şu anda mevcut durumda bir işadamımız, ihracatçımız, isterse tek başına 10 milyar dolar ihracat yapsın, vergi dairesine herhangi bir şekilde unutkanlık olarak ödeyememiştir, son derece doğaldır, bir vergi borcu varsa veya vergi dairesi sehven o işletme sahibini vergi borçlusu göstermişse, o kişinin yurt dışına çıkması yasaktır ve pasaportuna el konulmaktadır. Ben bu noktada 100'ün üzerinde insana yardımcı olmuştum.''

İhracatçılar Meclisi Başkanının geçenlerde açıklamasını yaptığını ve sektör başkanı olarak tüm desteklerini verdiklerini dile getiren Çağlayan, ''Arkadaşlar, bu anayasal düzenlemeye 'evet' veya 'hayır' çıkması, birinci derecede bunun içinde kendisini bulanları etkileyecektir. Bizim arkadaşlarımız ne ekerlerse onu biçeceklerdir. 'Evet' ekerlerse evet çıkacak ve bunun sonuçlarına kavuşacaklardır. 'Hayır' derlerse statükonun devamı olacaktır'' diye konuştu.

Çağlayan, ancak her şeyden önce bu anayasal düzenlemenin insanlara bireysel özgürlük, yeni anayasal haklar, onurlu ve sorumlu Türk vatandaşı olma hakkını getirdiğini anlatarak, ayrıca insanların kendi üst mahkemeleri varken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmesini engellediğini, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun yönetimini daha kaliteleştirecek, daha da büyütecek bir düzenleme yaptığını belirtti.

Devlet Bakanı Çağlayan, ''Bu noktada genciyle, kadınıyla, erkeğiyle toplumun ciddi bir şekilde 'evet' vereceği kanaatindeyim. Yaptığım gezilerde de bunu görüyorum. Tabii kimi ilgilendiriyorsa onun sahip çıkması gerekir. Kadınları ilgilendiren konularda kadınlarımız, emeklileri ilgilendiren konularda emekliler sahip çıkmalı'' dedi.

Bu düzenlemeyle emeklilerin normal memurların yararlandığı tüm imkanlardan faydalanmasının anayasal güvenceye kavuşturulduğunu, memurlara toplu sözleşme hakkının ortaya çıktığını, diğer taraftan grev konusunda işverenin grevi geciktirmesi hususunda işçi sendikalarına grev ertelememe gibi bir hak getirdiğini anlatan Çağlayan, ''Herkesin çıkıp siyasi bir mecraya getirmeden, bu işi bir siyasi malzeme yapmadan, toplumun her kesiminin buna sahip çıkması kadar doğal bir şey yok. Başbakanımız da bunu söylüyor'' dedi.

-''BASKI OLMASI MÜMKÜN DEĞİL''-

Bir gazetecinin, ''TÜSİAD'da bir gerilim var mı?'' sorusunu Çağlayan, ''TÜSİAD'da bir gerilim var mı yok mu zaten olan bitenleri siz de görüyorsunuz'' diye yanıtladı.

Çağlayan, şöyle devam etti:

''Sayın Başbakanımızın burada çıkıp, 'evet' deyin diye bir ısrarı yok. Sayın Başbakanımızın söylediği, 'Kardeşim, bu meseleler sizi ilgilendiriyor. Siz bu konuyla ilgili söyleyeceğiniz şeyler varsa bunları söyleyin. Yoksa 'evet' ya da 'hayır' deme noktasında herhangi bir baskı olması mümkün değil. Bunu birçok insan saptırıyor.''

27 yıl sanayicilik yaptığını, iş dünyasını çok yakından tanıdığını, TÜSİAD'ı, TOBB'u bildiğini vurgulayan Çağlayan, TÜSİAD'ın her konuda görüş bildiren ve çok radikal görüşler veren bir kuruluş olduğunu, hatta zaman zaman bu radikalliğinin toplumun çeşitli kesimlerinin tenkitlerine uğradığını söyledi.

Çağlayan, böyle önemli bir konuda, daha önce 2001'de gazete ilanları vermiş TÜSİAD'ın bu şekilde suskun kalmasını anlamakta zorluk çektiğini vurgulayarak, 'Eğer bir TÜSİAD üyesi olsaydım, ben de çıkar başkanına sorardım; 'Sayın Başkan neden susuyoruz' diye'' şeklinde konuştu.

''TÜSİAD, diğer kuruluşları aşmış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda görüşlerini çok net ifade eden, çok radikal şeyler söyleyebilen ve yapılan tenkitleri de hazmedebilen bir kuruluştu'' diyen Çağlayan, ''Ancak nedense ben de bu sefer anlamakta zorlanıyorum. Çıkıp çok net bir şekilde eğer kendilerine, üyelerine bir fayda getiriyorsa 'evet' demeliler, getirmiyorsa 'hayır' demeliler. Dolayısıyla sayın Başbakanımızın ifade etmiş olduğu budur. Ben de tamamıyla aynı beklenti içinde olduğumu ifade etmek istiyorum'' dedi.

Güncel haberler için AksiyonHaber'i takip edin.

www.AksiyonHaber.com

İSTANBULHABER AJANSI

Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim