• BIST 14336.17
  • Altın 6431.14
  • Dolar 46.2747
  • Euro 53.7423
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 26 °C

Erdoğan'ı kim ipten kurtardı ?

Başbakan Erdoğan küçükken babası tarafından asılmak istenmiş... Sebebi de bir arkadaşına küfür etmesi... Erdoğan'ı ipten bakın kim almış?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Wall Street Journal'a bir röportaj verdi. Erdoğan, referandum kampanyası sırasında kendisiyle iki gün geçiren gazeteye verdiği röportajda, çocukluğundan siyasi kariyerine kadar hayatının günışığına çıkmamış yanlarını anlattı.

İşte WSJ'nin Erdoğan ile yaptığı röportaj:

WSJ:  Komşunuzdan küfürlü sözler öğrendiğinizi duyan babanızın, sizi kollarınızın altından bir iple astığı doğru mu?

Erdoğan: Hayır. Ben küçükken, Müşerref diye bir komşumuz vardı. Hemen bizim evin karşısında otururdu. Elbette, o zamanlarda komşularla ilişkiler başkaydı. Sürekli sırtıma vururdu, tam olarak hatırlamıyorum ama ona bazı küfürlü sözler söylerdim. O bana vururdu ben de ona küfür ederdim. Babama “Kaptan Amca” derlerdi. Bir akşam babam eve geldiğinde, Müşerref, “Kaptan Amca, ben Tayyip’e bunu yaptım. O da bana bunu yaptı” dedi. Babam da beni eve götürdü ve evde salıncak kurmak için kullanılan bir ipi bacağıma bağladı. Kollarımın altından asmadı. Bacağımdan da asmadı. Sadece asmakla tehdit etti. Daha sonra, büyük manevi amcam gelip, beni kurtardı.

WSJ: İlkokulda ibadet etmeyi bildiğiniz için size “Hoca” diye seslendiklerini de duydum. Öğretmeniniz de sizden namazlık olarak gazete kullanmanızı istemiş ama siz “Gazetenin üzerinde resimler var bunu yapamam” demişsiniz. Doğru mu?

Erdoğan: Doğru değil. Ama bir kısmı doğru… Beşinci sınıftayken, okul müdürümüz bize din dersleri veriyordu. Bir gün yine din dersinde, “Kim namaz kılmayı gösterecek” diye sordu. Baktım kimse gönüllü olmuyor ben de “Ben yaparım” dedim. “Gel” dedi, gittim. Yere bir gazete serdi. Gazetede resimler olduğu için üzerinde namaz kılamayacağımı söylediğimde, gazetenin üzerine masa örtüsünü serdi ve ben de masa örtüsü üzerinde namaz kıldım. Aslında diğer öğrencilere de namaz kılarken neyin doğru neyin yanlış yapıldığını gösteriyordum. Bana ilkokuldan sonra “Hoca” demeye başladılar. Çünkü kısmen İmam Hatip Lisesi olan bir okula başlamıştım.

WSJ: 1980 darbesinden sonra, İETT futbol takımını, yeni gelen patronun albay olması ve sizlere “Bu takımda kimse bıyıklı olarak futbol oynayamaz” demesi yüzünden bıraktığınıza yönelik haberler okudum. O zamanlar bıyığınız olduğundan takımı bırakmışsınız.

Erdoğan: Bu da doğru değil. Albay, darbeden sonra sadece futbol takımından değil bütün İETT’den sorumlu genel müdürlük görevine getirildi. Bu yüzden sadece futbol takımında değil, bütün İETT’de bıyık bırakılmasına izin vermiyordu. Kimin uzattığına bakılmaksızın bütün bıyıklar ve sakallar kesildi. Geriye sadece ben kalmıştım. Bana, “Ya bıyığını kesersin ya da takımdan ayrılırsın” dedi. Ben de albayın bu dayatmasını protesto etmek için takımdan ayrıldım.

WSJ: Kasımpaşa, (Başbakan Erdoğan’ın büyüdüğü, İstanbul’un bir semti), Pera tepesinin (İstanbul’un en eski merkezlerinden biri ve şu anda yüzlerce gece kulübü ve bara ev sahipliği yapıyor) altında yer alıyor. Gençken Pera’da zaman geçirir miydiniz? Oradaki insanlar (sizden) farklı hareket ettiği için o zamanlar ne düşündüğünüzü merak ediyorum.

Erdoğan: Elbette, ben Pera hayatı yaşamadım. Pera’yı biliyorum. Benim bölgem. Evimin hemen arka sokağıydı. Ama Pera’nın ne ifade ettiği başka bir konu. Gece hayatı hakkında mı yoksa alanın coğrafyası hakkında mı konuşuyorsunuz? Eğer Pera’nın gece hayatı hakkında konuşuyorsanız, ben o hayatın parçası olmadım. Ama o hayatın içinde yer alan arkadaşlarım vardı.

WSJ: O zamanlar bir genç olarak, onlar sizden farklı bir hayat yaşadığı için neler düşünürdünüz? Onlar alkol içerdi, farklı giyinirlerdi.

Erdoğan: Hayır, farklı giyinmezlerdi. Ama evet, eğlenirlerdi, alkol alırlardı vesaire… Ancak bu bizim yaşam şekillerimizin farklılığıydı. Bizim o zaman da muhafazakar bir yaşam tarzımız vardı ve bu benim hayatımdı. Ama dediğim gibi bahsettiğiniz insanlar arasında da arkadaşlarım vardı. Onlar beni bilirdi ben de onları bilirdim. Birbirimize saygı duyma konusunda, bir gün olsun sorun yaşamadık.

WSJ: 1970’li yıllarda iki arkadaşınızı, Mustafa Bilge ve Sedat Yenigün'ü siyasi bir ayaklanmada kaybettiniz. Öldürüldüler. Bu durumun sizin üzerinizdeki etkisi ne oldu?

Erdoğan: Mustafa Bilge, benim İmam Hatip Lisesi’nden ağabeyimdi. Çok başarılı biriydi ve çok çalışkan bir öğrenciydi. Aynı zamanda Milli Türk Talebe Birliği’nin de başkanıydı. Ne yazık ki, işyerine atılan bir bombaya kurban gitti.

Aynı şekilde, Sedat Yenigün de başarılı bir öğretmendi. Onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Örnek aldığımız insanlardı. Ülkelerini çok severlerdi. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum büyük ağabeylerimdi. Onlara gerçekten Allah’tan büyük rahmet diliyorum.

Ne Mustafa Bilge ne de Sedat Yenigün, herhangi bir silahlı eyleme katılmıştır.

Güncel haberler için AksiyonHaber'i takip edin.

www.AksiyonHaber.com

İSTANBULHABER AJANSI 

Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim