Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla 5 Haziran'ın Dünya Çevre Günü olarak kabul edildiğini hatırlattı.
BM'nin 2010 yılını ''Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı'' ilan ettiğini belirten Bayraktan, bu doğrultuda bu yılki Dünya Çevre Gününün ana temasının ''Binlerce Tür, Bir Gezegen, Bir Gelecek'' olarak belirlendiğini kaydetti.
Biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin olan Türkiye'nin, bitki çeşitliliği bakımından da çok özel bir yere sahip olduğuna işaret eden Bayraktar, Avrupa kıtasında 2750 tanesi endemik olmak üzere 12 bin bitki türü bulunmaktayken, Türkiye'de 3 bin tanesi endemik olmak üzere 9 binden fazla bitki türü olduğunu kaydetti.
İklim değişikliği, her türlü çevresel kirlenme ve doğal kaynakların sürdürülebilir olmayan kullanımının biyolojik çeşitliliği dolayısıyla insanlığı tehdit ettiğini ifade eden Bayraktar, doğal kaynakların yanlış kullanımının ekolojik sistemlerin bozulmasına yol açtığını ve tüm canlıların yaşamı tehlikeye girdiğini belirtti. Bayraktar, şöyle devam etti:
''Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Dünya Çevre Günü öncesinde yayınladığı 'Ölü Gezegen, Canlı Gezegen: Sürdürülebilir Kalkınma için Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem İyileştirme' başlıklı raporunda da belirtildiği gibi; çevre bozulması dahil ekosistem kayıpları sel ve kuraklık gibi doğal afetlerin etkisini artırmakta ve yılda 270 milyon insanı etkilemektedir. Bu afetler sonucu ise her yıl dünya çapında, yüzde 85'i Asya'da olmak üzere 124 bin kişi ölmektedir.
Biyolojik çeşitliliğin korunması, tarım ve gıda güvencesi açısından çok önemlidir. Raporda, bazı tahminlere göre 2050 yılına kadar ekosistem hizmetlerindeki kayıp nedeniyle dünya gıda üretiminin yüzde 25'e varan oranda azalacağı ve açlık riskinin artacağı belirtilmektedir. Gün geçtikçe artan dünya nüfusuyla birlikte gıda maddelerine duyulan ihtiyaç da giderek artmaktadır.
Gıda üretimi ile doğrudan ilgili olan biyolojik çeşitlilik insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında çok büyük bir öneme sahiptir. Dolayısıyla gıda güvencemizi teminat altına almak için besin zincirinin önemli kaynaklarından biri olan biyolojik çeşitliliği korumak zorundayız. 2008 yılında 58 trilyon dolar olan Dünya Gayri Safi Milli Geliri ile karşılaştırıldığında, her yıl insanlığa değeri 21 trilyon dolardan 72 trilyon dolara varan hizmetler sunan ekosistemlerin önemini ayrıca ortaya koymaktadır.''
-TARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK-
Biyolojik çeşitliliğin korunması açısından sürdürülebilir tarım kavramının oldukça önemli olduğunu ifade eden Bayraktar, tarımda, yalnız maksimum üretimi elde etmek değil, toprağın ve suyun en iyi biçimde kullanılması ve sürdürülebilirliğin sağlanmasının hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.
Toplumda çevre bilincinin oluşturulması, çevre sorunlarına karşı duyarlı olunması ve gerekli önlemlerin alınmasının temelinde eğitimin yattığına dikkati çeken Bayraktar, üreticiden tüketiciye toplumun her kesiminin çevre konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi önem arz ettiğini bildirdi.
Bayraktar, ülkelerin doğal kaynakların korunmasını sağlayıcı politikaların geliştirmesi, sektörel politikaların biyolojik çeşitliliğin korunması amacını gözetecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.
Çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve üretim sürecinin olumsuz etkilenmemesi açısından, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı konusunda kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve toplumun konuya duyarlılığının da önemli olduğuna işaret eden Bayraktar, ''Yaşanabilir bir dünya ümidiyle Dünya Çevre Gününü kutluyoruz'' dedi.
Güncel haberler için AksiyonHaber'i takip edin.
İSTANBULHABER AJANSI












































