Amerikan ve Avrupa sinemasının egemenliğine başkaldıran yeni yönetmenler, bütün zorluklara rağmen, içlerindeki sinema aşkını beyazperdeye taşıyor...
Afgan sinemacılar buna iyi bir örnek.
Baskıcı Taliban rejiminin darbe vurduğu Afgan sineması, kendine bir çıkış arıyor...
Afgan yönetmenler, 2000'li yıllarla birlikte ülkelerine geri dönmeye başladı.
Kalpleri sinema sevdası ile atan bu yönetmenler, bütün imkansızlıklara rağmen iyi niyetli çalışmalarla sektöre can katıyor.
Filmler düşük bütçeli. Ne kostüm, ne dekor, ne de efektler Amerikan ya da Avrupa sineması ile boy ölçüşebiliyor.
Ama olsun; sektör çalışanlarının iyi niyetli çabaları hataları örtüyor. Ve umut dolu yönetmenler, canla başla film çekmekten vazgeçmiyor.
Sinema sevenler de, küçük salonlarda, seslendirme düzeni bozuk, havalandırma yetersiz olsa da film izlemekten geri kalmıyor.
Salon sahipleri eski aletler kullanmaktan şikayetçi ama iş değiştirmeyi asla düşünmüyor.
Yapımcıdan yönetmene, dağıtımcıdan izleyiciye sinemaya gönül verenlerin iyi niyetli çabaları sayesinde, "Üçüncü Dünya Sineması" olarak anılan, Güney Amerika, Asya, Uzakdoğu ve Afrika yapımı filmler her geçen gün sesini daha güçlü duyuruyor.
İSTANBUL HABER AJANSI











































