• BIST 1.127
  • Altın 502,081
  • Dolar 8,2591
  • Euro 9,6937
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 17 °C

Ülke insanımızın hala, “risk havuzuna” dönüşmüş alanlarda yaşamaya mahkûm edildiği görülmektedir.

Ülke insanımızın hala, “risk havuzuna” dönüşmüş alanlarda yaşamaya mahkûm edildiği görülmektedir.
Ülkemizdeki afet risk azaltlımı ve yönetimi sisteminin kurulması ve işletilmesi için gerekli çalışmalar katılımcı ve çevreye duyarlılık temelinde sürdürülmelidir. Toplumun her kesiminde bilinç düzeyinin yükseltilmesi hedeflenmelidir.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr Mehmet Tatar, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 21. yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada insanların hala “risk havuzu”na dönüşmüş yaşam alanlarında yaşamaya mahkum edildiğini söyledi.

Sadece “Ocak 2020” ile “17 Ağustos 2020” tarihleri arasındaki 8 aylık dönemde “Elazığ-Sivrice, Bingöl-Karlıova, Van Başkale, Manisa-Akhisar depremleri, Van-Bahçesaray çığ düşmesi,  Adana,  Antalya, İstanbul, Bursa, Rize ve Artvin’de meydana gelen sel baskınları nedeniyle 100’ü aşkın vatandaşın yaşamını yitirdiğini 25 bine yakın konutun veya iş yerinin hasar gördüğünü anımsatan Dr Tatar, “ 7 milyar lirayı aşkın maddi kaybın meydana geldiği bir tablo ile karşı karşıyayız. Ülke insanımızın hala, “risk havuzuna” dönüşmüş alanlarda yaşamaya mahkûm edildiği, toplumda afet güvenliği farkındalığı konusunda bir adım bile ileriye gidilmediği görülmektedir” dedi.

2023 AFET GÜVENLİĞİ İÇİN DE ‘EŞİK’ OLSUN

2023 yılının simgesel bir tarih olarak birçok açıdan 'eşik' olarak kabul edildiğini vurgulayan JMO Adana Şube Başkanı Tatar şöyle devam etti;

“Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’ün, aynı zamanda “afet güvenliği”  konusunda da önemli sıçramaları gerçekleştirdiğimiz bir 'eşik' olmasına tanıklık etmek istiyoruz. Bunu başarabilmek için, bulunduğumuz coğrafyanın jeolojik yapısı itibariyle karşı karşıya kaldığımız doğa ve insan kaynaklı afet risklerine karşı “afet güvenliğini önceleyen bir ekonomiyi, tedbirleri kararlılıkla uygulayan bir siyaseti ve afet farkındalığı yüksek bir toplumu” yaratmak ve bu yolda ilerlemek zorundayız. Oysa ülkemizde afet yönetiminin son 20 yılı, İdare-i Maslahat etmekten başka bir anlam ifade etmeyen faaliyetlere sahne olmuştur.“

TMMOB OLARAK ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ

“Yeni 17 Ağustoslar olmasın” parolasıyla uyarılarda bulunan Tatar, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

“Afet; olayın kendisi değil sonucudur. Bu nedenle afet etkilerine karşı kırılganlıklarımızı azaltmayı hedefleyen, sadece teknik açıdan değil siyasal, ekonomik ve sosyal boyutları güçlendirilmiş politikalar ve planlar hayata geçirilmelidir.  Ülkemizdeki afet risk azaltlımı ve yönetimi sisteminin kurulması ve işletilmesi için gerekli çalışmalar katılımcı ve çevreye duyarlılık temelinde sürdürülmelidir.  Toplumun her kesiminde bilinç düzeyinin yükseltilmesi hedeflenmelidir.  Diğer ülkelerde de örneğine rastlanan, deprem özelindeki çalışmalara referans olacak bir 'FAY YASASI' kazandırılmalı. 

Afet mevzuatı yeniden yapılandırılırken İmar ve Yapı Üretim ve Denetim Kanunu” yeniden yapılandırılmalı; Her iki mevzuat risk azaltma odaklı afet yönetim sistemi içerisinde birbirine entegre olarak çalışır hale getirilmelidir. Afetlere dayanıklı yapı stoğu oluşturulmalıdır. Yapı üretim süreçlerinin tamamının fenni mesul yapı denetim firmaları tarafından yapıldığı bir sistem kurulmalıdır.  Belediyeler tarafından gelir kaynağı haline dönüştürülen yapı ruhsat harçları, amacına uygun olarak sağlıklı ve afet/depremlere karşı dirençli yapıların yapılmasını sağlayacak, etüt ve projelerin yerinde denetimini etkin şekilde yerine getirecek personel ve kurumsal altyapının geliştirilmesi amacıyla kullanılmalıdır.” 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim