• BIST 90.263
  • Altın 224,364
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 27 °C

Retroya dönüş daha sağlıklı

Retroya dönüş daha sağlıklı
Teknolojinin gelişmesiyle zamana yenik düşen saatçilik mesleği retroya dönüşle tekrar canlanıyor.

Teknolojinin gelişmesiyle zamana yenik düşen saatçilik mesleği retroya dönüşle tekrar canlanıyor.

Zamanı ölçmek için bir ihtiyaç olarak kullanılan saatlerin satışı ve tamiri yıllar boyu saatçilerde yapılıyordu. Fakat teknolojinin gelişmesi ve mobil cihazların hayatımızın her anında yanımızda olması bu durumu tamamıyla değişti. Cep telefonlarının, bilgisayarların hatta artık mutfak eşyalarının bile üzerinde bulunmaya başlayan saatler, saatçilik mesleğinin önemini günden güne düşürmeye başlamışken retro modası eski saatlerin popülerliğini tekrar gündeme getirdi.

"Geçmişe bir dönüş yaşanıyor"

Saatlerin daha önceleri bir ihtiyaçken günümüzde aksesuar sayıldığını ve sağlık açısından insanların daha bilinçli davranarak zararlı manyetik dalgalar yaymayan masa saatlerini tercih ettiğini dile getiren 40 yıllık saatçi Ayhan Oskaylar,"İnsanlar, saati, kronometreyi ders çalışırken, planlı bir işi sürdürürken, bir yere yetişirken kullanıyor. Son dönemde de sağlık açısından eski tip masa saatleri, çalar saatler tekrar tercih ediliyor. Çünkü telefonların oluşturduğu manyetik alanın zararlı olduğunu öğreniyoruz. Elektronik cihazlardan yayılan dalgalarındaki sinyal gücü sınırının 4 buçuk birim olması gerekirken bir saç kurutma makinesinin 70 birimlik dalga yaydığı öne sürülüyor. Bu araştırmalar neticesinde insanlar evlerinde eskiye dönüş yaparak hem daha sağlıklı olmaya çalışıyor hem de bu modaya, retroya ayak uyduruyor. Eskiden salt mekanik saatler vardı. 80'lerde elektroniğin hayatımıza girmesiyle pille çalışan elektronik-mekanik karışımlı quartz saatler ortaya çıktı. Günümüzde ise şarjlı, hareket enerjisiyle bataryasını dolduran veya güneş enerjisiyle çalışan saatler öne çıkıyor. Bunlar pilli saati teknolojisini ortadan kaldırır mı bilemiyoruz fakat şu an geçmişe bir dönüş yaşanıyor. Mekaniklere nostaljik olmaları sebebiyle yeniden ilgi arttı ve antika değeri taşıdığı düşünülen saatler tekrar rağbet görmeye başladı. Bir de insanların ekonomik gücünün olması da önemli bir etken çünkü ancak bu sayede atalarından kalmış eski bir köstekli saatle uğraşma imkanı buluyorlar, bunun kıymetini anlamaya başlıyorlar. Mesela annesinin gelinlik saatini saklamış ve retro akımının da etkisiyle onu değerlendirmek isteyenler olabiliyor. Eskiden alım gücünün düşük olması nedeniyle saat sahibi olmak ayrıcalıktı, şimdi her açıdan bir rahatlık var hem yeni modelleri tercih edip hem de eski saatlerini işler hâle getirecek kadar zaman ve bütçe ayırabiliyorlar. Retro saatler daha çok sorulur oldu, saat teknolojisi ilerledikçe eski saatlere verilen kıymet arttı" şeklinde konuştu.

"Eskiden saat sahibi olamak ayrıcalıktı"

Bunlara ek olarak üretimin kolaylaşması ve buna bağlı olarak saat çeşidinin bolluğu sebebiyle kişisel saatlerin değersizleştiğini belirten saatçi Oskaylar, "Eskiden saat sahibi olmak bir ayrıcalıktı. İnsanların bir tanecik saati oluyordu, ona da gözü gibi bakıyordu. Elektronik çağ ile üretim kolaylaştı, çeşit çoğaldı dolayısıyla tüketim de arttı. Saat alırken, kıyafetine ayakkabısına ya da çantasıyla uyumuna bakarak alışveriş yapan vatandaşlar var, bu nedenle aksesuar oldu diyorum" dedi.

"Saatler fabrikalardaki 5 borusuna göre ayarlanırdı"

Zamanın ayarlanmasına dair geçmişle bugünü kıyaslayan ve saat kavramının işleyişine dair bilgiler aktaran Oskaylar, "Dedesinden bir saat kalmış, emekli olduğu kurumdan hatıra için verilmiş 50-60 yıllık bir saat. Bu saatin şu anki diğer saatlerle aynı şekilde çalışmasını istiyorlar, fakat mekanizmalar farklı. Uydudan aldığı sinyalle kendini otomatik güncelleyen tek bir atomik saate bağlı elektronik sistemler kullanılıyor, elbette bu eskiden böyle değildi" dedi ve sözlerine şöyle devam etti,

"Zaman mefhumu geçmişte bugüne göre çok daha değerliydi. Mesela biz çocukken fabrikalarda 5 borusu çalardı. Saatler o boruya göre ayarlanırdı ya da radyolarda saat 13 sinyali vardı, bunu da ayar için kullanırdık. Şöyle bir hikaye anlatılır; "Amcanın biri radyoyu her gün akşam 5'e doğru arayıp saati teyit edermiş. Radyodakiler de bir gün adama bunun ne için yaptığını sorunca amcamız, "kızım ben radyonun karşısındaki fabrikanın sahibiyim, sizin saatinize göre çıkış borusunu çaldırıyorum, işçiler dağılıyor. Radyodakiler de bunu duyunca "yahu amca biz de radyonun saatini sizin çıkış borusuna göre ayarlıyoruz" demiş"

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim