• BIST 1.407
  • Altın 498,308
  • Dolar 8,6862
  • Euro 10,3805
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 30 °C

Mardin’de ‘uyuşturucu ile mücadelede basının rolü’ konulu sempozyum

Mardin’de ‘uyuşturucu ile mücadelede basının rolü’ konulu sempozyum
Ünlü gazeteciler Mardin'de uyuşturucu ile mücadelede basının rolünü anlattı.

Ünlü gazeteciler Mardin'de uyuşturucu ile mücadelede basının rolünü anlattı.

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörlüğü Vali Kılıçlar Salonu'nda birden fazla televizyon kanallarının temsilcileri, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İbrahim Özcoşar'ın ve izleyicilerin katıldığı uyuşturucu ile mücadelede basının ve gazetecilerin rolünün anlatıldığı sempozyum düzenlendi.

Sempozyumda konuşan Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi Emin Pazarcı, basının uyuşturucu pazarında etkin rolü olan terör örgütü PKK'ya karşı çocukları zehirlediklerini eleştiremediğini söyledi. Pazarcı, "Doğu Anadolu'da uyuşturucu ticareti nasıl sağlanıyor diye sorguladığımızda önümüze terör örgütü PKK çıkıyor. Bir yandan gençlerimiz öldürülüyor diğer yandan gençlerimizi kaçırılıyor. Basın olarak diyemiyoruz siz insanlık suçu işliyorsunuz. Siz sadece çocuklarımızı kaçırmıyorsunuz siz çocuklarımızı da zehirliyorsunuz diyemiyoruz.Eğer biz uyuşturucu ile mücadele edeceksek PKK denilen terör örgütü ve bunların siyasi uzantılarını ayıplarını yüzlerine vurmamız lazım. Suçlarını yüzlerine vururken gerçek suçluların üzerine kararlılıkla yürürken biz medya olarak görevimizi yapamıyoruz. Çünkü bir insanlık suçu var, insanlık suçunu seyrediyoruz. Eğer Diyarbakır anneleri bir farkındalık oluşturmasalardı biz belki o konuda da pasif kalacaktık. Burada kendimizi de eleştirmemiz gerekir diye düşünüyorum" dedi.

"Uyuşturucu satıcıları gazete veya televizyonda reklam vermez"

İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu Başkanı Süleyman Basa ise uyuşturucu satıcılarının internet veya televizyonda reklam vermediğini kaydetti. Basa, "Hiçbir uyuşturucu satıcısı ne bir gazeteye ne de bir televizyona reklam verebilir, verirse de yayınlanmaz. Ama maalesef sosyal medyada bunun hem reklamını yapabiliyorlar hem tanıtımını yapabiliyorlar hem de kendi müşterilerini ağa düşürebiliyorlar. Son günlerde Sosyal Medya Kanunu dediğimiz zaman bu konuda ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. İnternet, yazı ve matbaadan sonra dünyanın en önemli buluşudur. Her buluş, bize hizmet ettiği kadar önemli ve değerlidir.Örnek vermiş olursak Aynştayn atomu bulduktan sonra Hiroşima'ya atılacağını düşünseydi atomu bulmazdı herhalde.İnternet de böyle bir şey, yarar getirecek şeyler için kullanılırsa iyi sonuç verir,kötü bir şekilde kullanılırsa kötü sonuçlar verir. İnternetin iyi bir şekilde kullanımından örnek vermiş olursak, pandemi sürecinde evlerimizde internet sayesinde toplantılarımızı da eğitimlerimizi de yaptık" diye konuştu.

"Biz interneti dünyadan çok sevdik"

Basa, günde 7 bin tane sahte sosyal medya hesabı açıldığını belirterek, "Niye, işte insanlara sosyal medya medya üzerinden insanlara pandemi sürecinin son durumu nedir şeklinde yalan yanlış haberlerle sizleri bir siteye yönlendiriyor. Siz de oraya bütün bilgilerinizi oraya giriyorsunuz. Çünkü en hassas olduğumuz konulardan bir tanesi de bu. Korona virüs ile ilgili bütün bilgilere aç olduğumuz için maalesef art niyetli kişiler bu yönde bizleri kullanabiliyorlar. Sosyal medya çok hızlı evrilebilen bir mecra, dünyada son 10 yılda internet kullanımı yüzde 30'lardan yüzde 80'lere geldi. Türkiye'de bu oran yüzde 85'lere geldi. Son 10 yılda internet yayıldı tüm dünyada" diye konuştu.

Dünyada internet kullanıcıların sadece yüzde 50'sinin sosyal medyayı kullandığına dikkat çeken Basa, "Türkiye'de sosyal medyayı kullananların miktarı yüzde 87'lerde. Biz sosyal medyayı dünyadan çok daha sevdik. Bir istatistik daha vermiş olursak, raporlara göre dünya günde vaktinin yarım saatini internette geçiriyorsa biz dört buçuk saat geçiriyoruz. İnterneti ve teknolojiyi de bulan bunlar ama bizler ünlü oluruz veya egomuzu tatmin etmek amacıyla sosyal medyayı bu denli sık kullanıyoruz" şeklinde konuştu.

"İnternet global bir olay, suçlar Türkiye'deki bir kanunla engellenemez"

İnternetin tüm dünyayı ilgilendiren bir husus olduğunu dile getiren İMEF Başkanı Süleyman Basa, şöyle devam etti:

"Çocukların yüzde 25'i internete bağımlı olarak kullanıyor.Bunların yüzde yüzü siber zorbalığa maruz kalıyor ve yüzde on sekizi internette yabancı kişiler ile vakit geçiriyıor ve yüzde on beşi ise bahsetmiş olduğumuz uyuşturucu gibi zararlı içeriklere maruz kalıyor.Türkiye çocuk istismarında 65 ülke arasında 7'nci sırada.Bütün bu rakamlara bakıldığı zaman sosyal medyanın kötü bir hale geldiğini görebiliyoruz.Kişilik hakları,bir başkasının hakkına değdiği zaman bitiyor.Eğer ki birisi benim hakkımı sosyal medya üzerinden gasp ediyorsa mutlaka bunun kanunlarla engellenmesi lazım.Bakın,6551 sayılı internet üzerinde yapılan suçlarla mücadele kanun var, burada gerçekten de ağır cezalar var. Ancak internet global bir olay ,sadece Türkiye'deki bir kanunla engellenemez.Çünkü adalar üzerinden Türkiye'ye yapılan bir yayın Türkiye'ye gider, Mardin'e gelir veson olarak çocuğunuzun önüne gelir.Çocuklarımızı mümkün olduğunca kontrol etmeliyiz. Bir öğretmen arkadaşıma bunları anlattım .Öğretmen arkadaşımız da dedi ki,hocam o zaman çocuğum evde daha güvensiz.Çünkü çocuğumun sokakta kiminle alakadar olduğunu biliyorum ama internette kimlerle alakadar olduğunu bilmiyoruz."

"Dizilerin suç işleyişinde etkisi büyük"

Dizilerin insan üzerinde etkisi olduğu gibi suç işleyişinde de etkisi olduğunun altını çizen Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet, "Adalet Bakanlığı yapmış bir isimden duymuştum, uyuşturucuyla ilgili medyanın rolüne baktığımızda o dönemde Adalet Bakanı'nın anlattığı şuydu,yargıtayda iki ayrı daireden iki ayrı dosya geliyor ama dosyanın içeriği birebir aynı. Birbirinden habersiz iki ayrı şehirde iki tane genç kız çocuğu mahkemede kendi babalarını şikayette bulunuyor. Birinci derecede mahkemede sonra en son yargıtaya kadar geliyor.Yargıtayın iki ayrı dairesi aynı içerikli dosyaya bakıldığında sonuçta şu fark ediliyor.O kız çocuklarının televizyondan izlediği dizide kullanılan replikten hareketle o repliği doğrudan kendi babalarına suçlayıcı bir malzeme olarak kullanıyorlar ve babalarına bir problem yaşatmışlar. Dizi repliğinden etkilenerek aynı replik aynı konuşma daha sonra çocuklara sorulduğunda çocukların itiraf etmesiyle iki ayrı dosyanın nasıl gelişip fark edilerek davanın bozulmasıyla ilgili karar çıkıyor. Televizyon gazeteciliğinde belli bir duyarlılığın yayıldığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Konferans, Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İbrahim Özcoşar'ın katılımcılara plaket vermesiyle sona erdi.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim