• BIST 1.329
  • Altın 449,266
  • Dolar 7,8115
  • Euro 9,3377
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C

Aladağ'daki yurt faciası davasında karar!

Aladağ'daki yurt faciası davasında karar!
Adana’nın Aladağ ilçesinde, 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği 24 çocuğun da yaralanmasıyla ilgili 18 kişinin yargılandığı davada karar açıklandı.

Kozan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada bugün karar çıkması bekleniyor.

Duruşmayı Sosyal Haklar Derneği, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin ile Adana Şube yöneticileri, Adana ve çeşitli illerin baroları izliyor. Duruşma öncesi basın açıklaması yapan Sosyal Haklar Derneği ve aileler, kamu görevlilerinin de sorumlu olduğunu belirterek adalet istediklerini söyledi. Burada konuşan Sosyal Haklar Derneği’nin avukatlarından Can Atalay, “Eğitimi Süleymancılar’a emanet edenler bu vebalin altında ezilecek. Bu dava eğitim hakkı davası. 12 kız çocuğu şahsında bu ülkede okumak isteyen yoksul çocukların davası” dedi.

alaa1.jpg

AİLELER İSTENEN CEZAYI AZ BULDU

Dava ‘özensiz davranış sonucu ölüme neden olma’ anlamına gelen ve 2 ila 15’er yıl hapis cezası ön görülen “Birden fazla kişinin taksirle ölümüne ve yaralanmalarına sebep olma” suçundan açılmıştı. Hazırlanan iddianame ölümlerin alınmayan ihmaller zinciri ile göz göre göre geldiği belirtilerek çok tartışılmıştı. Savcılık makamının önceki duruşmada istediği ceza dosyayı bir adım daha ileri taşıdı. Savcılık mütalaasında ölümlerin ön görülür olduğunu kabul ederek “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma” suçundan ceza verilmesini istedi. Buna göre taksirle öldürme ve yaralanmalarına sebep olma suçundan verilecek ceza 3’te 1 ya da yüzde 50 oranında arttırılarak 2 yıl 8 aydan 22.5 yıla kadar ceza verilmesi ön görülüyor. Ancak bu ceza yurt müdürü, yurdun bağlı olduğu derneğin yönetim kurulu ile sınırlı. Savcılık kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ceza istedi.

alaa2.jpg

Çocuklarını yangında kaybeden aileler ve müşteki avukatlar kamu görevlilerinin de sorumluluğuna dikkat çekerek, davranışın ölümle sonuçlanacağının ön görülmesine rağmen umursanmaması anlamına gelen “Olası kastla öldürme ve yaralanmalarına sebep olma” suçundan ya da ihmali davranışla kasten öldürmeden ceza almalarını istiyor.

Aileler mütalaaya karşı verdiği ifadede sanıkların cezalandırılmasını, adaletin yerini bulmasını istediklerini söyledi. 

alaa4.jpg

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI MÜTALAAYA KATILIYOR

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı temsilen katılan avukat mütalaaya katıldıklarını belirterek bilinçli taksirle öldürme suçunu üst sınırından ceza verilmesini istedi. Savunma yapan avukatlar ise savcının mütalaasına katılmadıklarını yangın çıkış sebebinin araştırılmasını isteyerek, itfaiye ekiplerini yine suçladı. Avukatlar cezanın “olası kastten öldürme’nin üst sınırında verilmesini” istiyor.

Avukat Can Atalay, yurdun 1972’de açıldığını ve kaçak olarak işletildiğinin Aladağ Belediyesinin idari soruşturma ile ilgili Adana 3’üncü İdare Mahkemesine verdiği yazıda ortaya çıktığını hatırlattı. “Yurt 1972 muhtırasından sonra açılmış, ilk resmi yazılmasını 1980 askeri darbesinden sonra yapmıştır” diyen Atalay, 1972 muhtırası ve 1980 darbesi ile cemaatlerin yurt açmasının önünün açıldığına işaret ederek “40 küsür yıldır Tüm kamu görevlileri tarafından korunacaksınız, sonra kamu görevlileri ile illiyet bağı yok diyeceksiniz. Bu dosya yoksul ailelerin çocuklarının eğitim hakkı dosyasıdır” dedi.

aladağ.png

‘KAÇAK YURT İŞLETİLMESİNE GÖZ YUMULDU…’

Eğitim hakkının yargının ve bürokrasinin iki dudağı arasında olmaması gereğini ifade eden Atalay, “Sanıklar cemaat faaliyetlerinin sürdürülmesini öncelleyerek gerekli önlemleri almamıştır. Dün FETÖ’cüler sağlanan imkan bugün Süleymancılara sağlanmaktır. Kamu görevlileri açısından ceza’ olası kasttan öldürme’nin üst sınırında verilmelidir. 40 kusür yıl göz yumulması kamu idaresinin sorumluluğunu tarif ediyor. Yurdun açılması ve faaliyetin sürdürülmesini sağlayan olası kastı tarif ediyor” diye konuştu.

Kamu görevlilerinin etkili denetim yapmadığını, tespit ettikleri eksiklikleri gidermek için hiçbir adım atmadığını dile getiren Atalay, “Cemaatin menfaati öncellenmiştir, öngördükleri sonucun meydana gelip gelmemesini umursamamışlardır” dedi. Atalay, kapıların çocukların üzerine kilitlendiğini ve çocukların kaçmamaları için kapı kollarının çıkarıldığını da hatırlattı.

Adana Baro Başkanı Avukat Veli Küçük de Aydın Efeler’de aynı cemaatin yurdunda çıkan yangından bahsederek şunları söyledi: “Denetlememe göz yumma var. İlçe Milli Eğitim Müdürünün yönlendirdiği söylüyorlar. En temel hak olan eğitimi sağlamak yerine İlçe Milli Eğitim Müdürü, kendi düşüncesini taşıyan yurda yönlendirmiş. Yangın hangi nedenle başlarsa başlasın çok ciddi yaşamsal tehlike oluşturacak koşullar var. Çok önceden biliniyor. Sanıklar bunu görecek yeteneğe sahip olması gereken kişiler. Kamu vicdanını rahatlatacak ve bir daha böyle olayların olmamasını sağlayacak şekilde hüküm kurulmasını, tüm sanıkların olası kastla insan öldürmeden ve üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyorum.”

Görevi kötüye kullanma ile suçlanan İtfaiye eri sanıklar adına savunma yapan Av. İsmail Ayan zimmetle malzeme almak zorunda olan itfaiye erlerinin yeterli olmayan malzemeden sorumlu olamayacağını belirterek “Sanıklar arasında daire başkanı ve İtfaiye amiri dahi yok. Ama malzemeyi tedarik etmekle görevli olmayan iki itfaiye eri sanık olarak dinleniyor. Elbisesini zimmetle teslim alan kişi sorumlu tutulamaz. Sorumlular amir konumunda çalışıp malzeme tedarik etmesi gereken kişilerdir” dedi.

SANIK SÖZLERİNE TEPKİ: PARA İSTEMİYORUZ!

Eski İlçe Milli Eğitim Müdürü sanık Mehmet Aktaş’ın avukatı Berkay Dikici tepki çeken bir savunma yaptı. Müvekkilinin olayın gerçekleşmesinde sorumluluğunun olmadığını söyleyen Dikici, milli eğitimden tazminat alabilmek için müvekkilinin suçlandığını söyledi. Etkin denetim yapmadığı konusunda konuşan Dikici, ‘müvekkilinin değil, marif müfettişlerinin izleme ve değerlendirme yapmakla yükümlü olduğunu, İlçe Milli Eğitim Müdürünün denetim yapmasının mümkün olmadığını savundu. Müvekkilinin günah keçisi yapıldığını iddia eden Dikici, müvekkilinin Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tazminat almak için hedef gösterildiğini ileri sürdü.

Dikicinin ifadelerine isyan eden aileler “Bizim canımız yandı biz para istemiyoruz. İstiyorsanız biz size verelim” diye tepki gösterdi. Aileler tepki gösterirken elinde fotoğraf makinesi bulunan bir gazeteci salondan çıkarıldı.

Savunmalarında TEDAŞ ve İtfaiyeyi suçlamaya devam eden sanık avukatları dosyanın genişletilmesini isteyerek ek süre istedi.

TÜM SANIKLARA HAPİS CEZASI!

Mahkeme heyeti kararını açıkladı. 18 sanık, 8 yıl ile 12 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezalarına çarptırıldı.Yurt müdürü sanık Cuma Ali Genç'e 11 yıl, dernek başkanı İsmail Uğur'a 12 yıl, yurt müdür yardımcısı Mahmut Deniz 10 yıl, dernek yöneticisi sanıklara ise 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası verildi.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim