• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C

Teröre Psikolojik Olarak Kaybetmeyin

Teröre Psikolojik Olarak Kaybetmeyin
Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, teröre psikolojik olarak kaybedilmemesi uyarısında bulundu.

Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, teröre psikolojik olarak kaybedilmemesi uyarısında bulundu.

Terörün Latince kökenli Fransızca bir sözcük olduğunu ve "korkudan titreme" anlamına geldiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, "İlk olarak Fransız İhtilali'nde kullanılmıştır. Genel olarak terör toplum içinde endişe, korku, huzursuzluk, güvensizlik ve karmaşa yaratan, fiziksel ve psikolojik şiddet barındıran her türlü eylemdir" dedi.

Bugün terörizmle baş etmede tüm dünya ülkelerinin sorun yaşadığını anlatan Üney, "Hem terör eylemlerini engelleme, hem de sonuçlarıyla baş etme her devletin zorlandığı bir konudur. Son 5 ayda ülkemizde özellikle büyük şehirlerde hepimizin yaşadığı alanlara yönelik terörist eylemler yapılmıştır. Esasen bu terörist faaliyetlerin ana amacı bireylerin, hatta toplumun psikolojisini etkileme olduğu bilinen bir konudur. Terörist eylemin hedefleri bireyin ve toplumun davranışlarını değiştirmek, korku ve dehşet oluşturmak, teröre karşı toplumsal direnci kırmak, ülke ekonomisine zarar vermek sayılabilir" diye konuştu

Yrd. Doç. Dr. Üney, terörist eylemlerin kişilerde oluşturduğu durumları şöyle sıraladı:

"İşe gitmeme: Birçok kişi terör eyleminden sonra gerek korku, gerekse güvenlikle ilgili belirsizlik nedeniyle işe gitmekten bir süre için uzak durabilmektedir.

Okula gitmeme/göndermeme: Hem öğrenciler, hem de aileleri terör eylemlerinin okulları da etkileyebileceğini düşünmektedirler. Bu nedenle korku ve kaygı okula gitmeyi etkileyebilir.

Toplu alanlarda bulunmaktan kaçınma: Alışveriş ya da buluşmalar için tercih edilen mekânlar genellikle kalabalık alanlardır. Terörist eylemlerle kalabalık alanların ilişkisi nedeniyle birçok kişi alışveriş merkezleri ve şehrin kalabalık mekânlarından uzak durabilmektedir.

Aşırı tedbirli olma: Kişiler bu eylemler sonrası aşırı tedbirli olabilmektedirler. Çocuklarının dışarı çıkmalarını kısıtlayabilmekte, arkadaşlarıyla, akrabalarıyla görüşmekten kaçınabilmektedirler.

Kuşkuculuk: Bu olup biten olaylar nedeniyle kişiler birbirlerine kuşkuyla bakabilmektedirler. Daha önce otobüs durağında dikkatimizi çekmeyen, farklı giyinmiş ya da farklı davranan kişilerden kaçınmaktadırlar. Sürekli etrafı bir dedektör gibi tarama eğilimi olabilir. Bunun dışında trafikte farklı plakalı bir araç bile kişileri korkutabilmektedirler.

Huzursuzluk ve gerginlik: Kişiler bu dönemlerde kendilerini gergin, umutsuz ve huzursuz hissedebilirler. Ayrıca bu dönemlerde uykusuzluk gibi sorunlar daha sık yaşanabilmektedir.

Kötü bir şey olacak hissi: Birçok kişi bu olaylar nedeniyle sürekli kendilerinde durup dururken ortaya çıkan kötü bir şey olacak duygusu hissedebilir. Bu esasen aşırı kaygının bir sonucudur.

Haberlere aşırı yoğunlaşma: Olaylar sonrası hemen herkes haberlere yoğunlaşır. Hatta başka kişilerin haberlerde duyduklarını konuşurken duyduklarına kulak kabartması, konuşulanları yanlış anlaması mümkündür. Bu durum kişinin aşırı alarm halinde olmasından kaynaklanmaktadır.

Fısıltılar ve sosyal medya: Terörist eylemler insanları hassaslaştırır. Bir bilginin kaynağının doğru olup olmadığına bakmaksızın, onu gerçek olarak algılar. Bazıları iyi niyetli, bazıları kötü niyetli bu fısıltılar ve sosyal medya paylaşımları, kişilerde korku ve panik duygularını artırmaktadır.

Seyahat zorlukları: Bu dönemde birçok kişi ya tehlikeli bölgeden uzak yerlere gidip bir dönem orada yaşamayı tercih edebileceği gibi bir kısmı da evinden hiç çıkmamayı tercih edebilir.

Daha önce psikolojik tedavi görenler: Psikolojik tedavi gören kişiler içi bu dönem stresin artışıyla birlikte tedavide gerileme, sorunlarda artış olabilir."

Geçirdiğimiz dönemin hepimiz açısından en temel parçası olan temel güven duygusunu zedelemiş olabileceğini ifade eden Üney, "Dünyaya, ülkemize ve geleceğe karşı karamsar olmamıza neden olabilir. Verdiğimiz tepkilerin nedeni olayların çok taze olması ve hala etkisinin devam etmesi ile ilişkilidir. Yani, bu stresli olaylara verdiğimiz ilk tepkidir. Yoğun duygusal tepkiler, endişe ve korku tepkileri vermemiz bu durumun doğasında vardır. Şunu unutmamak gerekir; terörizmin ilk ilkesi kaosun, korkunun ve dehşet duygusunun oluşmasını ve bunun sonucu olarak davranış değişikliklerinin gelişmesini sağlamaktır. Yapılacak uygulamalar bireyin bu durumla baş etmesini, toplumun ortak tepkileriyle birleştirerek artırmak yönünde olmalıdır" şeklinde konuştu.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Migren ağrılarına elle tedavi17 Aralık 2017 Pazar 11:03
  • SDÜ’ye ’Radyonüklid Tedavi Odası’16 Aralık 2017 Cumartesi 16:53
  • Almanya'da ödül verilen Türk doktor ülkesine hizmet etmek istiyor16 Aralık 2017 Cumartesi 16:34
  • 5 yıl beklediği nakil yaşamasına yetmedi16 Aralık 2017 Cumartesi 16:23
  • Bin hastanın 48 ton göbek yağını ameliyatla eritti16 Aralık 2017 Cumartesi 14:23
  • Eğitim Mahallesi’ne sağlık merkezi16 Aralık 2017 Cumartesi 14:08
  • Sarıgöl’de iki günde 70 ünite kan toplandı16 Aralık 2017 Cumartesi 13:48
  • Muşmula çayı binbir derde deva16 Aralık 2017 Cumartesi 13:18
  • Başhekim Balcı göreve başladı16 Aralık 2017 Cumartesi 13:13
  • Kışın kalp hastalarını tehdit eden 3 risk16 Aralık 2017 Cumartesi 12:33
  • ÇOK OKUNANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim