escort ankara bayan brazzers porno kadıköy escort ümraniye escort ümraniye escort kombi servisi
  • BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 10 °C

Taliban'ın psikiyatristi anlattı: Birçoğu ölmek istiyordu

Taliban'ın psikiyatristi anlattı: Birçoğu ölmek istiyordu
Afganistan’ın kuzeyindeki Mezar-ı Şerif kentini 1998’de ele geçiren Taliban militanlarına psikolojik destekte bulunan Afgan psikiyatrist Nader Alemi, BBC’den Tahir Qadiry’ye konuştu.

Militanların birçoğunun yıllar boyu savaşmak nedeniyle psikolojik sıkıntılar yaşadığını belirten Alemi, yardım etmeyi kabul etse de Taliban’ın benimsediği ideoloji savunmadığını vurguluyor. 

Ülkede tanınan bir psikiyatrist olan Alemi, Taliban militanlarının birçoğunun konuştuğu dil olan Peştucayı Afganistan’ın kuzeyinde konuşan tek psikiyatrist olduğunu ifade ediyor. “Dil çok önemliydi, onların dilini konuşabildiğim için anlatırken kendilerini çok daha rahat hissediyorlardı. Taliban’dan ilk grubun beni görmeye geldiği zamanı hatırlıyorum. Gruplar halinde gelirlerdi, tek olarak değil. Birini iyileştirdiğim zaman , beni arkadaşlarına anlatırdı” diyen psikiyatrist, “Savaşçılar, üzerinde adımın yazılı olduğu bir kağıtla gelirlerdi. Arkadaşlarını iyileştirdiğimi ve kendileri de tedavi olmak istediklerini söylerlerdi. Birçoğu daha önce doktora gitmemişti” sözleriyle terapilerinin militanlar arasında nasıl yayıldığını anlattı. 

Taliban’ın eyalet valisi ve örgütün lideri Muhammed Ömer’den sonra ikinci isim olan Akthar Osmani’nin kendisini çağırdığı günü hatırlayan Alemi, “Sesler duyuyordu ve kuruntuluydu. Korumaları bana, Osmani’nin geceleri çıldırdığına tanık olduklarını söyledi. Onunla birlikte çalışanlar, liderlerinin sıklıkla kendilerini tanımadığını da belirtti. Bu adam çok uzun süre ön cephede bulunmuştu ve önünde kim bilir kaç kişi ölmüştü. Tüm o patlamalar ve çığlıklar, ofisinde rahat bir şekilde oturduğu zamanlarda bile zihninde yankılanıyor olabilirdi” ifadelerini kullandı. 

Psikiyatrist, Osmani’yi uzun dönemli tedavi için düzenli bir şekilde görmek istemiş, ancak Taliban valisi üç ayda bir “göreve” gittiği için az sayıda randevusuna katılabilmiş. Yıllar sonra, 2006’da, Osmani bir hava saldırısında öldürülmüş. 

Osmani’nin yanı sıra başka üst düzey Taliban liderlerini de tedavi ettiğini belirten Alemi, “Bir bakımdan arkadaş olmuştuk. Bir tanesi benden, onu karargahında ziyaret etmemi istedi… Depresyon ve kronik ağrı şikayeti vardı ve ben de ona semptomları hafiflesin diye ilaç yazmıştım. Bana gelen kişi sayısını tam olarak hatırlamıyorum, ancak binlerce olmalı. 2001’in Kasım’ında Mezar-ı Şerif Taliban’dan kurtarılmadan önce, onları neredeyse üç yıl tedavi ettim” diyor. 

Hastalarının birçoğunun daha önce doktora gitmemiş olması nedeniyle Alemi, Taliban komutanlarına, örgüt içinde bunun yasaklanıp yasaklanmadığını sormuş. Ne var ki, bu durumun yasakla bağlantılı olmadığını söyleyen psikiyatrist, “Dürüst olmak gerekirse, görevlerine ve günlük rutinlerine öyle kilitlenmişlerdi ki tedavi için vakitleri yoktu. Hepsi, şaşırtıcı derecede benim tedavime inanıyordu. Yaşadıkları çalkantıların sebebinin hayatlarındaki belirsizlik olduğunu söylüyorlardı. Başlarına gelenler ve gelecekler üzerinde kontrol sahibi değillerdi. Her şey komutanlarının elindeydi. Depresyona giriyorlardı çünkü bir dakika sonra ne olacağını asla göremiyorlardı. Birçoğu aylardır ailesini ve büyüyen çocuklarını görememişti” sözleriyle psikolojik sıkıntıların gerekçesini özetledi. 

Birçok militanın ölmek istediğini fark eden psikiyatrist, “Bana, intihar etmek istediklerini, ancak İslamî değerler nedeniyle bunu yapamadıklarını söylediler. Bir tanesi, ‘Ne zaman ön cepheye gitsem, birinin beni vurmasını ve hayatıma son vermesini diliyorum. Fakat hayatta kalıyorum ve bu şekilde yaşamaktan nefret ediyorum’ demişti. Toplumdaki tüm problemlere onların sebep olduğunu bilsem de Taliban’ı sıradan insanlar gibi, diğer hastalarımı nasıl tedavi ediyorsam öyle tedavi ederdim” diyor ve ekliyor, “Bazen ağlarlardı ve ben onları teselli ederdim.” 

Alemi’nin yaşadığı en büyük problemlerden biri, hastalarının “görevlere” gönderilmesi ve onları düzenli olarak kontrol edememesi olmuş. 

Yaklaşık 1 dolar karşılığında gerçekleşen görüşmelere, Taliban zaman zaman eşleri ve kız çocuklarını da gönderiyormuş. Alemi, “Onlar da depresyondan şikayetçiydi, çünkü eşlerini ve babalarını uzun süre görmüyor ve geleceklerinde onları neyin beklediğini bilmiyorlardı” sözleriyle militanların aile üyelerini de tedavi ettiğini açıkladı.

Din polisi Amr Bil Ma'ruf’un da işini sürdürmesine izin verdiğini söyleyen Alemi, hoparlörden insanlara işlerini bırakıp camiye gitmeleri için yapılan bir çağrı esnasında, tedaviye devam ettiği günü hatırlıyor. Psikiyatrist o günü şu sözlerle anlattı: “Yanımda çalışanlardan biri, ‘Doktor hastalarıyla meşgul’ diye binadan bağırdı. Amr Bil Ma’ruf ise geri bağırarak, ‘Tamam, işini yapsın’ dedi.” 

Alemi’nin Taliban üyelerini tedavi ettiği dönemde, eşi Parvin Alemi de, örgütün kız çocuklarının eğitim almasına izin vermemesi nedeniyle, gizli bir bölgede yaklaşık 100 kız çocuğuna eğitim veren bir okulu işletiyormuş. Öğrencilerine edebiyat, dil, matematik ve İslamî kitaplar konusunda bilgi veren Parvin Alemi, “Tek istediğim kız çocuklara eğitim vermekti. Şu anda bir kısmı doktor, mühendis ve öğretmen oldu ve hepsi onlar için yaptıklarımı takdir ediyor. Onlara eğitim vermesem okuma yazma öğrenemeyeceklerini söylüyorlar” diyerek öğrencileriyle yaşadıklarını anlattı. Şu anda biri doktor ve ikisi öğretmen olan Alemi’nin kızları da öğrenciler arasındaymış. 

Öğretmen Alemi, yakalanma riskini en aza indirmek için aldığı önlemleri, “Onlardan, problem yaşamamak amacıyla grup olarak değil, ayrı ayrı gelmelerini isterdim. Okulu gizli tuttuk. Öğrencilerimizden de kimseye söylememelerini istedik. Bu çok tehlikeli bir karardı, ancak risk aldığımız için gururluyum” sözleriyle açıkladı. 

Aradan 15 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Alemi hala çatışmalar nedeniyle problemler yaşayan Afganları tedavi ediyor. Çalıştığı hastanedeki sıra, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı olmak üzere koridorları kaplıyor. Kliniğe gelenlerin depresyon, dengesiz ruh hali ve kabus görme şikayetleri var. 

Alemi, yaşanan rahatsızlıkların altındaki en büyük problemin hayatlarındaki belirsizlik olduğunu söylüyor – zorluklar ve yoklukla yüzleşiyorlar ve gelecekte ne olacağı konusunda hiçbir fikirleri yok.  Neşe İdil- Radikal

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim