• BIST 96.808
  • Altın 144,462
  • Dolar 3,5651
  • Euro 4,0065
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 26 °C

Serenay Sarıkaya'dan itiraflar

O kendini izlerken zorlanan oyunculardan: 'Çok gergin oluyorum kendimi seyrederken. Hatta bazen kendimi ellerim boğazımda izlerken buluyorum. Hep daha iyisi olsun istiyorum...'
Serenay Sarıkaya, bana kalırsa, Türkiye’nin en güzel kadınlarından biri. Henüz çok genç ama uzunca bir süredir hayatımızda. Çok genç yaşta ünlü olmanın ağırlığından belki, bir olgunluk çökmüş üstüne. Her cümlesi ölçerek, tartarak çıkıyor gibi ağzından. Ama bir yandan da her an yaramazlık yapmaya hazır kız çocuğu gibi bir hali var. Şu sıralar sezonun iddialı dizilerinden “Medcezir”in başrol oyuncularından.Bir yandan da dün gösterime giren “Behzat Ç.: Ankara Yanıyor” filmiyle bir “Behzat Ç.” kadını oldu artık.
Bakmayın siz fotoğraflardaki sert bakışlarına, aslında güler yüzlü. Ve kendi sözleriyle anlatmak gerekirse, “kendini çok şanslı hissediyor, hayatın ona sunduklarına şükrediyor ve her anının tadını çıkarıyor...”
 
“Behzat Ç.”de nasıl bir kadını oynuyorsunuz?
 
Filmde Melisa karakterini canlandırıyorum. Melisa, Ercüment’in (Nejat İşler) iş ortağı, sağ kolu. Böylesine iddialı bir işin içinde; eli silahlı, asi, Ercüment’in kadın versiyonu diyebileceğimiz bir karakteri oynamak bir ilk oldu benim için de.
 
İlk başta bu kararı verirken çok zorlandım aslında, çok tedirgin oldum. Çünkü “Behzat Ç.” kadınları izleyici tarafından öyle çok kolay kabul edilen kadınlar değiller. Ama ekip çok güzel, oyuncu kadrosu, yönetmen Serdar Akar... Reddetmem mümkün değildi, ufak da olsa bir şekilde yer almak istedim bu işin içinde. Çok da memnunum. Çok güzel bir iş çıkmış ortaya. İlk defa İstanbul galasında izledim ben de. Güzel bir işin içinde olduğumu bir kez daha anladım.
 
Güzel mesajları olan bir film. Son dönemde ülkece yaşadığımız olaylara da değinen bir iş.
 
İlk kez mi silah tuttunuz?
 
Daha önce rol icabı silah tutmam gerekmişti.  “Adanalı”da, “Lale Devri”nde öyle sahnelerim olmuştu. Fakat bu bambaşka bir şey. Silaha hakim olmakla öyle tesadüfen eline almak arasında çok fark var. Melisa da duruma çok hakim, silah kullanmayı bilen bir kızdı. Set öncesi silah kullanma dersi aldım, atış yaptım. Çok enteresan bir tecrübeydi.
 
“Keşke maddiyat bu kadar önemli olmasa”
 
Bir yandan diziniz devam ediyor... Nasıl, umduğunuzu buldunuz mu?
Her şey yolunda. Güzel tepkiler alıyoruz. Bütün ekip çok mutluyuz. Kamera önü de arkası da o kadar güzel insanlarla dolu ki çok nadir denk gelebilecek bir şey bu. Nazar değecek diye aklımız çıkıyor.
 
Mira ve Yaman aşkına ne diyeceksiniz? Bu kadar farklı sosyal statüden insanın birbirine âşık olması mümkün mü sizce?
Tam da bu sebepten gerçek bir şeylere dayanıyor bu hikaye. Artık bir şeylerin madde ile ilgili olmaması, tamamen kalben hissedilen duygunun peşinden koşulması gerektiğinden bahsediyoruz. Ne yazık ki son dönemde kimsenin yapamadığı bir şey bu, herkes için sosyal statü, maddiyat çok önemli olmaya başladı. Keşke olmasa... Sadece dizilerde, filmlerde izleyebiliyoruz belki ama bence gerçek olan o. İnsanları etkileyen, ekrana bağlayan da bu. Seyirci de bunu görmek istiyor.
 
Size de olmayacak bir şey gibi gelmiyor yani...
 
Neden olmasın! Ben böyle bir şeyi reddetmezdim.
 
Kendinizi izlemek zor geliyor mu?
 
Çok gergin oluyorum kendimi izlerken. O yüzden mümkün mertebe yanımda kimse olmasın istiyorum.
 
Hatta bazen kendimi ellerim boğazımda izlerken buluyorum. Geriliyorum çünkü hep daha iyisi olsun istiyorum, izlediğim şeyden daha iyisini yapabileceğimi düşünüyorum. Bir de ben bizim diziyi izlemekten zaten çok keyif alıyorum. Geçen setimiz yayın gününe denk geldi, bir yandan telefondan diziyi izliyordum. Sonra benim sahnem geldi... “N’olur
en sevdiğim dizi başladı, gitmek istemiyorum” dedim.
 
Çok küçük yaşta başladınız bu işe. Nasıl geliyor geçmişe dönüp bakınca kariyeriniz?
 
Ben çok şanslıydım ama aynı zamanda büyük fedakarlıklar da yaptım. Kendimi hep koruma altına aldım, hep sakin olmaya, durmaya zorladım kendimi. Şimdi de bunun meyvelerini alıyorum. Çünkü bu sektörde şans önemli, yetenek tabii tartışılmaz biçimde çok önemli ama sakin olabilmek çok daha önemli bir şey bence. Ben acele etmemeye çalıştım, içim kaynasa da bir an önce bir şeyler yapmak istesem de karar verirken enine boyuna düşünüp tartıp karar vermeye çalıştım. Şimdi de bunun karşılığını alıyorum, bu kadar kısa sürede bu kadar güzel yerlere gelebilmem büyük şans. Şükrediyorum. Olduğum yeri korumaya çalışıyorum. Çok büyük hırslarım yok, o yüzden kendimi kaybedip kötü bir şeyler yapma noktasına gelmiyorum. Tadını çıkartıyorum her anımın...
 
“Annem her zaman bir numaralı destekçim”
 
O yaşlarda aptalca şeyler yapabilir insan ergenlik enerjisiyle...  Siz nasıl tutabildiniz kendinizi?
 
Bilmiyorum. Muhtemelen yanımda bana doğru akıl veren insanlar vardı. Annem bu konuda bir numaralı destekçimdi. Ne istersem yapabileceğimi, hep arkamda olacağını söyledi. Birinin size yüzde yüz güvenmesi ayaklarınızın yere daha sağlam basmasını sağlıyor.
 
Röportajlarınızdan okuduğum kadarıyla annenizle çok güzel bir ilişkiniz var...
Her röportajımda annemden bahsediyorum. Kendimi alıkoyamıyorum annemden bahsetmekten.
 
Ben de sürekli annemden bahsederim. Yadırgamadım hiç o yüzden. Şimdi anneniz ne düşünüyor bulunduğunuz yerle ilgili?
 
Çok mutlu, gururlu... Son dönemde fazlaca gözleri dolmaya başladı. Yakın çevresinde benimle ilgili çok güzel şeyler söyleyenler oluyormuş... Her bir şey duyduğunda beni arıyor: “Serenay böyle böyle söylediler, çok mutluyum, iyi ki sen benimsin” diye. İletişimimiz çok güzel onunla. Çok net söyler yanlışlarımı da, eleştirir de yani... Söylediği her şeyi çok ciddiye alırım. Biraz onun sevgisiyle de korunduğumu düşünüyorum şimdiye kadar. 
 
“Çok dağıtan bir tip değilim”
 
Neyin hayalini kurarsınız?
 
Yaptığım işte çok iyi yerlere gelebilmeyi, kendimi aşabilmeyi, iyi bir oyuncu olabilmeyi çok isterim. Onun haricinde benim hayallerim ailem, kendim, çevremle ilgili. Onları mutlu edebilmeyi, bunun için bana imkan verilmesini çok isterim. Yavaş yavaş bir şeylerin birikimini yapıyorum.
 
Erken yaşta kendi paranızı kazanmaya başladınız....
 
Kendi paranı kazanma hissiyatı çok başka bir şey. Kendi evime kendi kazandığım parayı götürmeye çok küçük yaşta başladım. Bu benim için çok büyük bir gurur. Çünkü her çocuk bir an önce çalışıp, para kazanıp anne-babasının omzundan o yükü almayı ister. Ben bunu erken başarabildiğim için mutluyum tabii. Çok şükür bunu yapabilecek durumdayım.
 
Gece dışarı çıkmayı sever misiniz?
 
Çok arada, kendimi yanında güvende hissettiğim insanlarla dışarı çıkabiliyorum sadece. Çok dağıtan bir tip değilim zaten gece çıktığımda, sadece çok eğlenirim.
 
Nasıl geçer bir gününüz?
 
Evcimen bir yapıya sahibim. Sette değilsem spora gidiyorum, evde senaryo çalışıyorum, müzik dinliyorum, bir şeyler yazıyorum...
 
Ne mesela, senaryo gibi mi?
 
Yok hayır. Kendime dair, duygularımı anlatan şeyler yazıyorum. Çok severim yazmayı, bir sürü defterim var.
 
“Kokoreçe hastayım”
 
Bikram yoga ile zayıflamışsınız...
 
Öyle zayıflamadım. Bikram yoga ile altı ay önce tanıştım. Sıcakta yapılan bir şey olduğu için terleme ile fazlalıkları atıyorsunuz ama kilo vereceğim diye yaptığım bir şey değil. Bedensel ve içsel temizlik anlamında kendimi iyi hissettiğim için yapıyorum.
 
Bu anlamda yediğinize, içtiğinize dikkat eder misiniz?
 
Kendimi bildim bileli dikkat ediyorum. Yemek yemeye çok düşkünüm ama bu çok yemek yerim anlamına gelmiyor. Sağlıklı, beni yormayacak şeyler yerim. Ama çok kötü şeyleri de seviyorum.
 
Mesela?
 
Geçenlerde işkembe çorbası içtim mesela gecenin bir vakti, çok severim. Kokoreçe de hastayım...
 
Göz önünde olduğunuz için kendinizi kısıtladığınız oluyor mu?
Tabii ki. Sonuçta yaşı küçük bir kitleye hitap ediyoruz. Yaptığımız her şeyi, giydiklerimizi, hal ve hareketlerimizi kopyalıyorlar. Kötü örnek teşkil etmek istemem. Ama zaten dikkatli bir insanım.
 
Çevremdeki birçok erkek bayılıyor size. Erkek arkadaşım da dahil...
Benim “Medcezir”den sonra erkek hayranlarım arttı (gülüyor). Bundan da çok mutluyum. Çünkü gitgide hitap ettiğim kitle başkalaşmaya başlıyor. Bu,bir oyuncu olarak benim için şanslı bir durum. Birçok renge girebileceğim anlamına geliyor...
 
Siz sabah kalkıp en doğal halinizle aynaya baktığınızda ne düşünüyorsunuz?
Kendimi severim ama öyle hayranlık durumunda değilim tabii. Her insanın kendini sevmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bir başka insanı, herhangi bir şeyi sevmek kendini sevmekle başlar. 
 
www.istanbulhaber.com
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim