• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C

Otlu peynir sevenler dikkat!

Otlu peynirdeki damak tadını bozmadan ve buzdolabındaki raf ömrünü azaltmadan tuzu azaltmak gerekiyor. Aksi takdirde uzmanlar mide, gırtlak, kolon kanseri ve kronik böbrek yetmezliği hastalıklarında artışın olabileceğini söylüyor.
Türk Böbrek Vakfı (TBV), böbrek sağlığının korunmasını sağlamak, aşırı tuz ve şeker tüketiminin önüne geçmek amacıyla Van’da bir bilgilendirme semineri düzenledi.
 
Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın (Van TSO) ev sahipliğini yaptığı seminerde "Aşırı tuz ve şeker tüketiminin zararları", "Sağlıklı bir yaşam için beslenme ve hayat tarzı önerileri" konularında katılımcılara bilgi verildi.
 
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, vakıf olarak yaptıkları çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirerek, en önemli amaçlarından birinin ülkedeki böbrek hastalıklarının önlenmesini sağlamak olduğunu söyledi.
 
Bu konuda kamu yararına hizmet yürüttüklerini anlatan Erk, Türkiye’de 22 bin insanın böbrek nakli için sıra beklediğini ve bunlardan sadece yüzde 20’sinin beyin ölümü sonrası kadavradan nakle kavuştuğunu ifade etti. Erk, rakamların, arz talep dengesizliği olduğunu kanıtladığını bildirerek, bu oranın artması için hem kadavradan hem de canlıdan nakil sayısını artırmak gerektiğini dile getirdi.
 
'OTLU PEYNİRLİ ÇOK TUZLU'
 
Yapılması gereken bir diğer şeyin de tuz tüketimini mümkün olduğunca azaltmak olduğuna dikkati çeken Erk "Mesela, Van’a özgü otlu peynirdeki damak tadını bozmadan ve bozdolabındaki raf ömrünü azaltmadan tuzu azaltınız. Aksi takdirde bu yörede mide, gırtlak, kolon kanseri ve kronik böbrek yetmezliği hastalıkları artar, azalmaz. Üzüm çekirdiği önemli bir antioksidandır. İçinde 150 kimyasal var bunların tamamı çok büyük tedavi unsurlarıdır. Türkiye’de birkaç firma üzüm çekirdeklerini ayıklayarak çekirdeğini piyasaya sürüyor" dedi.
 
Semineri Van’da düzenlemelerindeki en önemli nedenin otlu peynirdeki tuz oranının yüksekliği olduğuna işaret eden Erk, yüksek miktardaki tuzun, kronik böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarının yanı sıra kanser dahil pek çok hastalığı tetikleyici özelliğinin olduğunu, ayrıca aşırı şeker tüketiminin de sağlıkta önemli sıkıntılara neden olduğunu kaydetti.
 
'BANA BİR ŞEY OLMAZ DEMEYİN'
 
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi Nefroloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Beğenik de tuz tüketiminin sıkıntılı bir durum olduğunu, insanların "bana bir şey olmaz" mantığıyla hareket ettiğini bildirerek, tuz tüketimini azaltan tansiyon hastalarının, kullandıkları ilaç miktarının da azalacağını belirtti.
 
Lifli gıda ve baklagil tüketiminin artırılması gerektiğini anlatan Beğenik, şöyle konuştu:
 
"Lifli gıdaların şöyle bir özelliği, iyi su tutmaları. Böylece bağırsakta fazla kalmazlar. Mümkünse her şeyi kabuklarıyla tüketmek lazım. Elmayı soyarak yemeyi severiz. Oysa ki soyulmamış bir elmanın değeri, soyulmuş 6 elmanın değerinden daha yüksektir. Kabuk iyi lif içeren bir yapı. Bölgede çok pişmiş ürünlerin tüketimi söz konusu. Et ürünleri çok pişirildiğinde, nitrozaminler salgılanıyor ve bu yöremizde bazı kanser türlerini etkiliyor. Bölgemizde özellikle özafagus ve mide kanserinde Türkiye’de bir numarayız. Van’daki özafagus ve mide kanseri oranı, Türkiye ortalamasının üç katı. Her yerde akciğer ve meme kanseri bir numara iken Van bölgesinde yemek borusu ve mide kanseri bir numara."
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim