• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 24 °C

Mutfaktaki tehlike

Döküntü peynir tuluma dönüşüyor, tereyağına patates püresi karışıyor.
Özellikle Tarım Bakanlığı’nın sıkı denetimleri gıda teröristlerinin manevra alanını iyice daralttı. Sahtecilerin kamuoyuna teşhir edilmesi de etkili bir yöntem olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sahtecilikte önemli mesafeler alındı. Yine de bitti demek için erken. 
 
Gıda sahtecilerinin en yoğun olduğu alanların başında süt ve süt ürünleri geliyor. Genç yaşlı herkesin tükettiği süt, peynir, tereyağı, kaymak gibi ürünlerde kullanılan sahtekarlık yöntemleri dudak uçuklatıyor. İş o noktaya kadar varıyor ki artık ‘süt kullanmadan’ dahi peynir yapabiliyorlar. 
 
İşte araştırmaların ortaya çıkardığı yöntemler: Biraz kazein, bir bardak soya yağı, biraz soya proteini, değişik gam ürünleri, bir miktar karoten boya ve bir kaşık da margarin! İşte süt kullanmadan ‘ucuz peynir’ yapılan malzemeler. Yöntemler bununla sınırlı değil. Peynir altı suyundan süt elde edenlerin yanı sıra bir miktar süte süt tozu karıştırıp daha fazla ürün elde ediyorlar. Birkaç örnek…
 
DÖKÜNTÜ PEYNİR ‘TULUM’A DÖNÜŞÜYOR 
 
Öncelikle küflenmiş ve bayatlamış peynirler eritiliyor ve krem peynir haline getiriliyor. Bir miktar da bitkisel yağ katılıyor. Ardından da tekrar peynir haline getirilip piyasaya sunuluyor. Eğer beyaz peynir yapıyorlarsa bu kez kireç katarak parlak hale getiriliyor. Nişasta ve bitkisel yağ katılmış döküntü beyaz peynirler yağlı tulum peyniri olarak satılıyor.
 
TEREYAĞI YERİNE PATATES PÜRESİ 
 
Sahteciliğin en çok yapıldığı ürünlerden biri de tereyağı. Sütün öz yağı alındıktan sonra yerine yağlı süt izlenimi verecek margarin karıştırılıyor. Genellikle de son kullanım tarihi geçmiş ya da iyi korunmamış sütleri tercih ediliyorlar. Tereyağına patates püresi ve margarin karıştırılıyor.
 
PALM YAĞI DA KULLANILIYOR 
 
Peynir üretiminde kullanılacak sütteki yağın alınıp, yerine daha ucuza mal edilen palm yağının kullanıldığı da iddialar arasında. Aslında palm yağı gıda sektörünün farklı alanlarında kullanılıyor ancak süt ürünlerinde kullanıldığında kalitesini düşürüyor. Özellikle kaşar üretiminde kullanılan palm yağının kilosu bitkisel yağdan bile ucuz. Tüketicilerin palm yağını fark etmesi ise zor. Ancak gelişmiş analizlerle ayırt edebilmek mümkün…
 
KÖTÜ PEYNİRİ NASIL ANLARIZ?
 
Öncelikli kriter fiyatı... Piyasadaki ortalama fiyatın altındaysa ‘bu işte bir bit yeniği var’ diye düşünmek gerek. Uzmanların diğer önerileri ise şöyle: 
 
- Tadı ve kokusu farklı olur, lezzetsiz ve keskin kokuludur.
 
- İyi bir kaşar peyniri sarımsı, parlak ve canlı renktedir. Hareli ve dalgalı renkte olmamalı. Yarık, çatlak ve delikli kaşarları tercih etmeyin. Ayrıca kaşar kesilince ufalanan bir peynir değildir. Eğilip bükülmeye dayanmalıdır.
 
- İyi bir beyaz peynirin kalıbı düzgün olmalı. Paslı ve sızıntılı tenekeden, kirli salamuradan çıkarılan peynirleri almayın.
 
- Peynir bıçakla bölünüp bir kesit alındığında, yapısının pürüzsüz ve lekesiz olması gerekir. 
 
- Son kullanma tarihine mutlaka bakın, ambalajı şişmiş, etiketi olmayan ürünleri şikayet edin.
 
15 TL’DEN UCUZ KAŞAR, 10 TL’DEN AZ BEYAZ OLMAZ
 
TÜRKİYE Süt Üreticileri Birliği Başkanı Ali Koyuncu, tüketicilerin dikkat etmesi gereken başlıkları şöyle açıklıyor: “Her ürünün bir maliyeti var. 15 TL’den aşağıya kaşar ya da tulum peyniri olmaz. “Satıyorum” diyen yalan söyler. Çünkü 1 kilo kaşar ve tulum üretmek için en az 11 litre süt gerek. Teneke peyniri dediğimiz beyaz peynir için de aynı durum geçerli. 1 kg. beyaz peynir için 10 litre süt gerekiyor, peyniri yaptınız en az 4-5 ay fermantasyon için beklemesi şart. Yani fiyatı 10 TL’nin altında olamaz.”
 
DENETİMLERİ ARTTI DÜNE GÖRE İYİYİZ
 
AKŞAM’a konuşan Türkiye Süt Üreticileri Birliği Başkanı Ali Koyuncu, süt ürünlerinde yönetmeliğin 1,5 yıl önce çıktığını belirterek “Ciddi denetim başladı, sahtecilerin teşhir edilmesi iyi bir yöntem oldu. Düne göre iyi durumdayız ancak bu işler bitti diyemiyoruz” yorumunu yaptı.
 
BU KONTROLLERİN MESAİ DIŞINDA YAPILMASI GEREK
 
Gıdada sahteciliğin önlenmesi için yoğun çaba harcayan örgütlerin başında gıda mühendisleri geliyor. İstanbul Gıda Mühendisleri Odası’nın yöneticileri en caydırıcı aracın denetim olduğunu söylüyor. Yetkililer, “Analiz bazlı denetimlerin artması şart. Gıdada hile yapanlar, üretimi de sevkiyatı da mesai saati dışında yapar. Denetçilerin mesai dışında da kontrollerini sürdürmesi gerek. Laboratuar sayısı da yetersiz, bu konudaki eksikliğin de giderilmesi lazım” önerisi yapıyorlar. 
 
SINIRDAKİ GIDA KAÇAKÇILIĞININ BÜYÜKLÜĞÜ 7 MİLYAR LİRA
 
Gıdada sahteciliğin yanı sıra baş ağrıtan bir diğer sorun kaçak. ∂ Kaçakçılık için İran ve Irak’a günübirlik turların bile düzenlendiği şekerde ise yıllık kaçak sokulan tutar 500 bin ton civarında. Kaçak şekerin ekonomiye maliyeti ise 750 milyon dolar. Özellikle üreticiye en büyük zararı olan kaçak çayın yasadışıyollardan Türkiye’ye giriş miktarı ise 60 bin ton. Bunun önemli miktarı İran ve Suriye’den. Ekonomik maliyet 75 milyon dolar. ∂ Türkiye’ye İran, Irak ve Suriye üzerinden her yıl, büyük bir kısmı da küçükbaş olmak üzere 500 bin civarında canlı hayvan kaçak yollardan sokuluyor. Kaçak canlı hayvanın yıllık ekonomik zararı 750 milyon dolar. İran’dan da karkas etin geldiği bilinen bir başka sorun. Kesin olmamakla beraber, buradaki ekonomik kaybın da 5 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. ∂ Gürcistan ve İran’dan yurda dağıtılan başlıca kivi, muz, kavun, karpuz, ananas ve mango kaçakçılığının yıllık değeri ise 500 milyon dolar civarında. ∂ Her türlü konserveler, salam, sosis gibi hazır et ürünleri ürünlerinin kaçakçılığı da artış gösteriyor. Tahmini kayıp 1 milyar dolar.
 
VATANDAŞ VE DEVLET KAYBEDİYOR SAHTECİLER KAZANIYOR
 
Süt Üreticileri Birliği Başkanı Ali Koyuncu, Türkiye’de maliyetlerin ekonomik olarak benzer ülkelere göre daha yüksek olduğuna dikkat çekerek “Maalesef bu da sahteciliği artırıyor. Burada en büyük kaybı üretici ve tüketici görüyor, tabii devlet de vergi açısından zarara uğruyor. Kim kazanıyor sahteciler ve aracılar. Üretici ve tüketici arasındaki bu aracı kesim en büyük payı alıyor, sistemin değişmesi lazım” diye konuşuyor.
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim