• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C

Mustafa Şentop: Türkiye'de yargı yok

Mustafa Şentop: Türkiye'de yargı yok
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın aldıkları bir karar ile ilgili konuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın aldıkları bir karar için, "Hep beraber toplandık" dediklerini belirterek, "Bizi de çağırsalardı bari, biz de katılsaydık. Türkiye'de idari yargı yok, adli yargı yok, ceza mahkemeleri yok, hukuk mahkemeleri yok, bir tek Anayasa Mahkemesi var. İyi ki var, yoksa Türkiye batacak. Böyle bir havaya kimsenin girmemesi lazım" dedi.

Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"YSK ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştirmek ile ilgili bir çalışma olup olmadığının" sorulması üzerine Şentop, "Hayır yok" yanıtını verdi.

Mustafa Şentop, bir gazetecinin, "Parti nezdinde konuşulan, şu anda konuşulan bir şey yok" sözleri üzerine, şunları kaydetti:

"Yok. Bizim Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda önerimiz vardı zaten. Siyasi parti temsilcilerinin girmesi doğru olmaz. RTÜK modeli çok doğru olmaz. Fakat YSK'daki temel problem şu: Dün başkan da açıkladı, 'artık konuşmayacağız, yargı görevi ifa ediyoruz' dedi. Halbuki daha önce YSK'nın yaptığı çalışmalar hep idari görevlerdi. YSK bir taraftan idari görev yapıyor, yürütme, bir taraftan da yargı görevi yapıyor. Yani aynı kişiler. Dolayısıyla burada bir karışıklık var. YSK yine YSK olarak kalabilir bizim önerimiz buydu Uzlaşma Komisyonu'nda. YSK'nın idari ve yargısal görevlerini ayırıp, iki ayrı kurul halinde çalışmasını sağlamak lazım. Çünkü işi kendisi yapıyor, sonra yaptığı işle ilgili itiraz üzerine onun yargılamasını da kendisi yapıyor. Burada sıkıntı var. Ama bu bugünün işi değil, aciliyeti olan bir husus değil."

Şentop, bir soru üzerine, Bingöl Belediye Başkanı'nın açıklamalarının dünkü MYK'da gündeme gelmediğini, ancak konuyu takip ettiklerini söyledi.

"Cumhurbaşkanlığı gündeme geldi mi?" sorusuna Şentop, "Yok, erken daha Cumhurbaşkanlığı için" yanıtını verdi.

Mustafa Şentop, başka bir soru üzerine, "Anayasa konusu biraz sıkıntılı. Nasıl yapacağız? Partilerle bir uzlaşma lazım, partilerle birlikte hareket etmek lazım. Bize göre Anayasa'da çok acil, hemen yapılması gereken bir şey yok" dedi.

"Öncelikli olarak çıkarılması gereken yasalar konusunda değerlendirme yaptınız mı?" sorusunu yanıtlarken Şentop, "Yaptık ama o grup başkanvekillerinin konusu, onlar açıklasın" dedi. Şentop, 4 eski bakanla ilgili soruşturma komisyonu kurulmasına ilişkin soruya, "Biliyorum ama onu grupla konuşun" karşılığını verdi.

-"Cumhurbaşkanlığı mesajı yok"

Mustafa Şentop, "Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili mesaj verdi mi?" sorusu üzerine, "Hayır mesaj yok, merakla bekliyoruz" diye konuştu. Genel başkan yardımcılıklarındaki görev değişiklikliğinin gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine ise Şentop, "O Başbakanımızın takdirinde. Genel Başkan, genel başkan yardımcılarını belirliyor MKYK içerisinde" sözlerini sarf etti.

"Seçim sonuçlarından nasıl bir değerlendirme çıkardınız?" sorusuna Şentop, şu yanıtı verdi:

"Seçim sonuçları çok güzel, çok memnunuz, mutluyuz, seviniyoruz; seçim sonuçlarını zafer olarak görüyoruz. Nereden bakarsak bakalım, 2009'a göre, 2011'e göre bakıyoruz… Oy sayısındaki azalmayı mevzu bahis edenlerin gözden kaçırdığı bir şey var. Daha önceki seçimlerde Türkiye'de geçersiz oy sayısı 900 bin civarında idi, 2002'den bu yana. Biraz ufak artışlar var. Bu seçimde ise 1 milyon 900 bin. Yani aşağı yukarı 2 katından fazla geçersiz oy artışı var bu seçimde önceki seçimlere göre. Bunun en temel sebebi; muhtarlık pusulalarının belediye pusulaları ile beraber; büyükşehir, ilçe belediye başkanı, meclis üyeleri ile beraber aynı zarfa konulması. Diyeceksiniz ki 'bu seçimde mi ilk defa oluyor?' Hakikaten en önemli husus da orası. İlk defa değil, önceki seçimlerde de aynı uygulama var. Çünkü kanun 1961'deki kanun. Kanun sıralamasını yazmış, 'önce il genel meclisi oy kullanır, sonra belediye meclisi, belediye oyu, sonra muhtarlık.' Bu 2014'te ilk kez uygulanmıyor, 2009'da da uygulanmış. Peki 2009'da niye böyle olmamış da 2014'te olmuş? Bunun birinci sorumlusu YSK'dır. Çünkü YSK demek ki sandık kurulu başkanlarına yeterli eğitimi vermemiş. Burada kabinleri mi ayıracaksın, oy pusulasını kabine koydurtmayacak mısın, verirken söyleyecek misin, ikaz mı edeceksin? Bunun bir yolunu bulması lazımdı. 2004'te, 2009'da bunun yolu bulunmuş ama 2014'te bunu becerememişler, başaramamışlar.

Birinci sorumlusu YSK, ona yakın ikinci sorumlusu da CHP'dir. Çünkü CHP, bizim seçim günü 30 Mart'ta yapmış olduğumuz 'bu konuda ilke kararı belirlensin" şeklindeki talebimize karşı çıktı. Biz 30 Mart günü saat 15.30'da YSK'ya dilekçe verdik. 'Dedik ki yaygın olarak böyle bir şikayet geliyor, 'muhtar pusulaları zarfa konuluyor' diye vatandaşlarımızdan. Bu oylar geçersiz sayılacak diye bir endişe var. 4'te doğuda, 5'te batıda açılıyor sandıklar biliyorsunuz. Daha açılmadan, kimin kaybı daha fazla bilinmeden biz ilke kararı istedik. Hukuken bu mümkündür, yorum meselesi, bu yorumu da yaptık kendilerine. Orada diyor ki 'başka bir seçim türüne ait oy pusulası zarfa konulursa geçersiz olur.' Başka bir seçim türü önemli. Biz diyoruz ki 'bu başka bir seçim türü değildir. Mahalli seçimler bir bütündür, tek seçim türüdür.' Dolayısıyla böyle bir yorumla bunu aşabiliriz dedik. Biz başvurumuzu yaptık, diğer iki parti temsilcisi destekledi, CHP karşı çıktı, genel merkezine sordu yine karşı çıktı. YSK da bir karar alamadı, 'genelgede hüküm vardır, oybirliği ile almamız falan diye.' Somut bir bilgi ve belge olmadığından bizim talebimizi reddetti, 15.30'da. Saat 17.00'de sandıklar açıldı, ilk İzmir'de CHP itiraz etti, bunların geçerli sayılması için. Biz de bir çok yerde itiraz ettik. Fakat en vahim tablo şu: CHP Ankara ile ilgili başvurusunu yaparken, orada uzunca bunu izah ediyor, 'bu pusulalar geçerli sayılmalı' diyor. Niye? Size dokundu. Bu tamamen ikiyüzlülük, oportünistçe bir yaklaşım. Sandıklar açılmadan bilmiyorlar çünkü, CHP'nin oylarında geçersizlik daha az olur diye hesapladıkları için, ona karşı çıktılar. Baktılar ki CHP'nin oylarında da bir hayli fazla… Hani derler ya CHP'nin seçmeni daha şey seçmen, öyle zannediyorlar. Fakat CHP'de daha fazla çıkınca, bunlar öyle gördüler herhalde. Şimdi itiraz ediyorlar. Biz ilke kararı istedik."

-"Geçerli saymak yönünde yorum yapmak lazımdı"

Şentop, "Bu geçersiz oylarda AK Parti'nin oyu mu daha fazla… Öyle değil. Biz şöyle düşünüyoruz, birtakım sondajlamalar da yaptık. Partilerin genel oy oranı neyse, geçersizdeki oy oranı da odur. Bunları partilere sayıp da kabul etseydik, oy oranlarında değişme olmayacaktı. Burada mesele şu; vatandaşımız gitmiş orada oyunu kullanmış, kendi kabahati yok. Bu, oradaki görevlilerin kabahati; ikaz etmeleri, yönlendirmeleri lazımdı. Burada önemli olan demokrasi lehine yorum yapmaktır, seçme hakkını kullanma lehine yorum yapmaktır. Oy kullanılmış mı, kullanılmış, irade anlaşılıyor mu, anlaşılıyor. Bunu geçerli saymak yönünde yorum yapmak lazımdı. Maksadımız buydu, yoksa bizim oyumuz fazlaydı, oradan alacağız gibi bir endişemiz yok" diye konuştu.

AK Parti'nin oylarında sayı olarak 2011'e göre azalma olduğunun söylendiğini ifade eden Şentop, "1 milyon fazlalık var, bu 1 milyonluk fazlalılığı dağıttığımızda, AK Parti'nin oyunun 2011 oyu ile sayısal olarak azalmadığını görüyoruz" dedi.

Mustafa Şentop, "Bundan sonraki toplandı belirlendi mi?" sorusuna, "Belirlendi 14, pazartesi" yanıtını verdi.

"17 aralık sürecinin seçim sonuçlarını etkileyip etkilemediğinin" sorulması üzerine Şentop, "Olumsuz etkisi olmadığını görüyoruz. Olumlu etkisi olabilir. Bir nevi teşkilatlarımızın daha bütünleşmesini sağladı, daha fazla şevkle, azimle çalışmasını sağladı bu olaylar. Bu manada bir faydası var. Muhtemelen milletimizin teveccühü bakımından da aynı şey söylenebilir. Onlar da biraz böyle bir olaya reaksiyon gösterdiklerini düşünüyoruz biraz" diye konuştu.

Mustafa Şentop, "Anayasa Mahkemesi'nin Twitter kararının" sorulması üzerine, şunları kaydetti:

"Başkanın açıklamaları dün enteresandı. Ne diyor? 'Hep beraber toplandık' diyor. Bizi de çağırsalardı bari, biz de katılsaydık. Böyle bir şey yok. Tüm üyeler toplandı diyor. Toplanamaz. Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'na göre, Anayasa Mahkemesi'nde bireysel başvurular ön incelemeye tabidir. Ön incelemeyi komisyon yapar, bir kaç kişilik bir komisyon. Ön incelemede Kabul edilebilirlik kararı verildikten sonra, bölümler bakar. Anayasa Mahkemesi'nde iki bölüm var, bireysel başvuruya bakmak üzere. Bu bölümler de başkan ve 7 üyeden oluşur. Fakat toplantılarını başkan… Anayasa Mahkemesi'nin iki başkanvekili var. Her başkanvekili bir bölümün başındadır, onun başkanlığında 4 üye ile toplanır, yani 5 üye ile. Üstelik 'başkan bölümlerin üyesi değildir' diyor kanun. İçtüzüğün hükmü de bu. 'Başkan bölümlerin üyesi değildir' diyor. Ne demek bu? 'Başkan bölümlerin toplantılarına katılamaz.' demek. Niye katılmış acaba, niye hep beraber toplanmışlar, anlamadım bunu? Bu, Anayasa Mahkemesi'nin içtüzüğüne de aykırı, kanuna da aykırı."

Şentop, bir gazetecinin, "Anayasa Mahkemesi'nin yaptığı toplantı kanuna ve içtüzüğe aykırıdır diyorsunuz yani" sözlerine, "Yayınlanan karara baktığımızda karar da zaten doğru gözüküyor. Bir başkan ve 4 üye ile toplanmış ve onların imzası var kararda sadece. Başkanın dediği gibi 'hep beraber toplandık, çalıştık, kararlaştırdık falan gibi bir durum' metinde yok. Ama başkanın dediği gibi yaptılarsa yanlış yapmışlar. İçtüzüğe de kanuna da aykırı bir toplantıdır bu, böyle bir toplantı olmaz" karşılığını verdi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın yurt dışına çıkartılacak birisi ile ilgili "ne yapacağız, bekleyecek miyiz?" dediğini anımsatan Şentop, şu ifadeleri kullandı:

"İdari yargı var. İdari yargıya başvuruyorsun, yürütmenin durdurulması kararı istiyorsun. Aciliyet durumuna göre yürütmenin durdurulması kararını hemen veriyor idari yargı, böyle bir durumda. Zaten 'idari işlemlerle ilgili bireysel başvuru yoluna gidilemez' diye de bir hüküm var kanunda zaten. Yurt dışına çıkartma kararı idari işlem, idari yargıya gidilir. Türkiye'de idari yargı yok, adli yargı yok, ceza mahkemeleri yok, hukuk mahkemeleri yok, bir tek Anayasa Mahkemesi var Türkiye'de; iyi ki var. Yoksa Türkiye batacak. Böyle bir havaya kimsenin girmemesi lazım. Türkiye'de mahkeme yok, yargı yok. sadece Anayasa Mahkemesi var. Bu anlayış yanlış bir anlayıştır, herkesin görev alanı içerisinde kalması lazım, Anayasa'ya ve kanunlara uygun hareket etmesi lazım, rol çalmaması, kapmaması lazım. İdari yargının işini idari yargı, adil yargının işini adli yargı yapacak. Bireysel başvuruya baksın, Anayasa Mahkemesi. Bireysel başvuru adı altında, diğer mahkemelerin görev alanını gasp etmesin."

http://www.istanbulhaber.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim