• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 24 °C

Kılıçdaroğlu: Hırsızlık babadan oğula geçer

Kılıçdaroğlu: Hırsızlık babadan oğula geçer
Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu konuşmasının büyük bölümünü yolsuzluk iddialarına ayırdı ve hükümeti bir belge bir de fotoğrafla vurdu.

Başbakan Erdoğan’ın, Mustafa Sarıgül’ün yolsuzluk yaptığı iddiasıyla ilgili gösterdiği fotoğrafa yanıt veren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, mahkemenin iddialarla ilgili beraat kararı verdiğini söyledi. Kürsüden 17 Aralık operasyonundan üç hafta önce çekilmiş bir fotoğrafı gösteren Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a sert sözlerle yüklendi.

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları

Ben temizim diyor. Bunları geç. Ben senin ne kadar temiz olduğunu çok iyi bilirim. Sen yürütmenin başısın. Fotoğraf yayınladı ya biz sözde zor durumda kalacakmışız. Şimdi ben ona bir belge açıklayacağım. Belki oradan görünmüyor. Başbakanlık Personel Prensipler genel müdürlüğünün bir yazısı. Altında Başbakan yazıyor. 22 Ocak 2004'te yazılmış. Diyor ki Adalet bakanlığndan bir yazı gelmiş dokunulmazlık dosyasıyla ilgili o da TBMM'ye gönderecek. Erdoğan neyle suçlanıyor? Zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak fiillerinden ötürü dosyası var dokunulmazlığını kaldırın diye imzalıyor. Kim Recep Tayyip Erdoğan imzalıyor. ben kapı gibi belge gösteriyorum hem de kendi imzasıyla. Sen zimmetten kalpazanlıktan suçlanıyorsun. Utanır mı? Utanması için ar damarı lazım ama o da yok. Kendi imzasıyla kendi yolsuzluğunu meclise bildirmiş.

belge-002.jpg

KILIÇDAROĞLU'NDAN RIZA SARRAFLI FOTOĞRAF

Fotoğraf nasıl olur ona bir örnek vereyim. 24 Kasım 2013, 17 Aralık operasyonundan 3 hafta önce. Bu fotoğraf... Üzerinde oynama yok. Sadece isimler yazılmış. Hiçbir yerinde bir oynama yok. Fotoğrafta Rıza Sarraf var... Ali Ağaoğlu var... Hani şu özel imar durumunu yaptıran. Suat Kılıç var.. Gensorudan kurtulan. Altındağ'da iş yürüten. Recep Tayyip Erdoğan var başçalan... Ve Emine hanım var. Bu tablo devlet protokolü... Sayın Başbakan şunu diyebilir. O tarihte 17 aralık yapılmamıştı bunların ne olduğunu bilmiyordum diyebilir. Ama o da doğru değil. Diyemez çünkü 18 Nisan 2013'te bu olaydan çok önce, MİT Erdoğan'ın önüne 3 sayfalık bir rapor veriyor. Raporun sonuç bölümünde şunlar yazıyor: "Rıza Zarrafın Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve İçişleri Bakanı Muammer Güler ile ilişkisinin ortaya çıkması halinde sözkonusu hususların hükümet aleyhinde kullanılabileceği değerlendirlmiştir" MİT Başbakan'a yazıyor bunu. Bu ne yaptı? Gitti şu pozu verdi. Senin haberin olmadan bu tablo oluşamaz. Peki bu adam ne yapmış. Hani bakana kol saati vermiş ya. 700 bin liralık. İşte o adamla aynı pozda yer alıyor. Bir bakana 28 kez rüşvet veriliyor. Toplamı 52 milyon dolar. Bir başka bakana 10 kez rüşvet veriliyor toplamlı 10 milyon dolar. Bir başka bakana 3 kez rüşvet veriliyor toplamlı 1 buçuk milyon dolar. Baş aktör kim? Sayın Başbakanla aynı safta oturuyorlar bu fotoğrafta. Başçalan...

sarraf-bakan-001.jpg

HELAL BUNLARIN KAPISININ ÖNÜNDEN GEÇMEZ

Bir bakana 500 bin dolar rüşvet gönderilecek. Diyor ki abi yarın güzel bir tane lokum, gümüş tabağa çikolata dizdir, bir tane de çikolata kutusu olsun, onun içine de 500 bin yerleştir tamam mı, Sadık biliyor o İstinye tarafında bir yer var ya, Ege'ye daha önce de hani göndermiştik ya, 500 500... Kim o? Burada oturan.. Kimin yanında oturuyor. Başçalan'ın yanında oturuyor. Başçalan'ın bilgisi dahilinde bunlar oluyor. Başçalan'ı kim uyardı? MİT uyardı. Ben onun için Başçalan diyorum.

Sıradan bir olay değil bunlar. Hala kalkmış 2004'te bu oldu şu oldu.. Açıkça söylüyoruz yolsuzluk nerede ise sonuna kadar gitmeyen namerttir diyorum. Bunlar helale değil harama ortaktır.

AKP'ye oy veren vatandaşlarım sizin paranızı çaldılar bunlar. Helal bunların kapısının önünden geçmez. Bu tabloyu herkesin düşünmesi lazım. Herkesin elini vicdanına koyması lazım. Sadece ben değil her yurttaşın söylemesi lazım.

HIRSIZLIK BABADAN OĞULA GEÇER

Benim oğlumla uğraşmayın diyor. Sevgili Recep Bey, biz senin oğlunla boşuna uğraşmıyoruz. Sen bulunduğun makamı kullanarak nüfuz ticareti yapıyorsun. Sen diyorsun ki şu ihaleyi sana vereceğim rüşveti de oğlumun vakfına verin. Orayı rüşvet merkezi yaptın sen. Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim diyordun. Hırsızlık babadan oğula geçer, evlattan babaya değil.

Git arsayı oraya bedavaya ver diyorsun. Senin nüfuzun olmasa o vakfa o arsa verilir mi? Bunun adın nüfuz ticaretidir. Sen nasıl bir günah işlediğinin farkında mısın? Bir baba evladını nasıl bu konuma sürükler. Benim vicdanım sızlıyor, seninki nasıl sızlamıyor? Erdoğan'a bir soru soruyorum. Gerçi hiçbir soruma cevap vermiyor ama... Medya da sormuyor. Bizim konuşmalarımızı kesiyorlar ama onların açılışlarını bile canlı veriyor. Medya medya değil çünkü... Biz bunu kabul etmiyoruz. Yolsuzluk olayı ciddi olaydır. Halk adına soru sorma yetkisi medyadadır. Medya yolsuzluğu örtemez örterse ona medya denmez.

TÜRGEV'İN HESABINA 99 MİLYON 999 BİN 990 DOLAR YATTI MI?

Bir hesap numarası var... TÜRGEV'in hesap numarası... Bu hesaba 26 Nisan 2012'de, 99 milyon 999 bin 990 dolar yattı mı? Bu para neyin parasıdır? Bu para rüşvet parası mı? Çıksın açıklasın. Bugün diyor ya şu kadar çamaşır makinesi sattım. Recep bey bütün dünyayı çamaşır makinesiyle donatsan senin kirini temizleyemez. Evet bizim sihirli formüle gelelim... İkinci adam kim? Ali Ağaoğlu... Ağaoğlu... Bakırköy'de arsası vardı. İmar durumunu değiştirecek. Değiştiremiyor. Nereye gidiyor? Başçalan'a gidiyor... Ben bu imar durumunu değiştiririm. Bakanına talimat veriyor gereği yapılıyor. Ali Ağaoğlu ile aralarında konuşma geçiyor. "Ben onu bakanlığa yaptırmadım, başbakana yaptırdım. Gittim büyük patrona söyledim, o da gitti bakana talimat verdi halledin burayı dedi.."

"Sonra bundan biraz rahatsızlık duydum." diyor Aziz Babuşçu... Büyükşehir'de oy birliğiyle reddedilen bir dosya, yani hiç uğramasa hadi neyse, reddedilen bir dosya, ondan sonra bakanlığa gidiyor, özel proje, İstanbul'da ilan edilen tek özel proje alanı bu". Ali Ağaoğlu da şunu söylüyor, "Ama o büyük patronun talimatıyla yapıldı". İşte o da o fotoğrafın içinde yer alıyor. Başka kim var? Erdoğan Bayraktar var... Suratı bir karış. Neden gelecek felaketi görüyor... Erdoğan talimat verdi ben de yaptım. Beni korur diye düşündü. Ama Erdoğan ne yaptı? Önüne istifa dilekçesi ve deklarasyon koydu. Ama o da hayır dedi. İstifa edilecekse sen de istifa et, sen dedin ben yaptım dedi. Şimdi Erdoğan'a söylüyorum, sen böyle bir fotoğraf bize gösterebilir misin? Yolsuzluk yapanlarla kol kola geziyorsun bildiğin halde. Çıkmışsın dinden imandan söz ediyorsun. Bazen ben iç dünyamda isyan ediyorum. Bunlar dinden imandan bahsedecekse biz neyden bahsedeceğiz. Bu bakanlar ile ilgili fezlekeler geldi. Adalet bakanlığında bekliyor. Ama meclise göndermiyorlar. Seçim geliyormuş. Adam gibi o fezlekeleri gönder. O bakanları da yüce divana adam gibi gönder. Yolsuzluk yapanların yanında durma. Yoksa alnına yazacağım bunu.

BUNLARIN YATACAK YERİ YOK

Gecenin saat on buçuğunda Adalet Bakanı müsteşarı başsavcıya ikinci kez telefon ediyor. Yenilir yutulur ifadeler değil..."Bu saatte git, cumhuriyet savcısını değiştir, yolsuzluk soruşturması yapan savcıyı değiştir diyor, tüm kararları iptal et, bu soruşturmayı durdur. Bunu yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız"... Bu demokratik bir ülke mi arkadaşlar? Bu yargı bağımsızlığının olduğu bir ülke mi yoksa mafyanın kol gezdiği bir ülke mi? Türkiye cumhuriyetini devleetini soyan bir hükümet iş başında diye boşuna mı söyledim? Ölçerek tartarak bilerek söyledim. Bakanların orada, sen de en baştasın, bütün rüşvetlerin içindesin, herşeyi biliyorsun, neden söylüyorum herşeyi biliyorum diye? Onun da belgesi var. 1 metrekarelik bir kamu arazisi kiralanacaksa, satılacaksa Erdoğan'dan izin isteniyor. Resmi gazetede çıktı bu. O nedenle ben sana başçalan diyorum. Bunların yatacak yeri yok. Bunlar hesap da veremezler. Emin olun, hükümetten düşsünler Türkiye'de göremezsiniz bunları.

BUNLARIN YEŞİL VE VİLLA DÜŞKÜNLÜĞÜ NEREDEN GELİYOR?

O adalet bakanlığı müsteşarı yerinde kalamaz dedim. Bürokratik gelenekler içinde bir müsteşar bunu yapamaz. Meğer ortaya çıktı ki Bakan da telefon etmiş. Efendim diyor müdahale için değil bilgi almak için ettim. Ulan müsteşar söyledi, sen ne diyorsun? Savcıyı değiştir diyorsun. Bu ne demektir? Doğrudan müdahale demektir. Adalet Bakanlığı şu anda boştur. Yolsuzlukları aklamaya çalışan bir kişi vardır Adalet Bakanı olarak. Onun adı da Bekir Bozdağ'dır herkes bunu bilsin. Hangisini sayacaksınız? Urla Villaları var. Ben merak ediyorum bunların bu villa düşkünlüğü nereden geliyor. Hadi bir tane iki tane var... Nedir bu villa hastalığı? Kime götüreceksiniz? Öbür dünyaya zaten bir kefenle gideceksiniz. Ama emin olun bunlar kefene kesin cep yapacaklar. Bunların özel bir yeşil merakı var. Yeşil derken doğayı anlamayın, dolar yeşili merakı var. Üzülüerek söylüyorum ama böyle bir hastalıkları var.

URLA VİLLALARI İÇİN PAZARLIK

Urla'da bir koy. DÜnyanın en güzel koylarından biri. Birinci derece sit alanı. Kazmayı vurursan tarih fışkırıyor. İnşaata başlıyor. Kim? Mustafa Latif Topbaş. Önemli bir iş adamı. Ama sayın başbakan demiyor, Abi diyor... Vali diyor ki yasa var, uygulamalar, genelgeler kanun var. Birinci derece sit alanına inşaat yapılmaz. O da abisine şikayet ediyor. Abi inşaat yapacağım iki villa da size ait. Bu vali izin vermiyor. Başçalan iki villa uğruna devletin valisini sattı ve onu gönderdi başka yere... İki villa uğruna. Ya gözünü toprak doyursun kardeşim. Sit alanı orası. Birinci derece sit alanını değiştirdiler, raporlar aldılar. O raporların da rüşvetle alındığı çıkacak. Beyefendi de oraya villa yaptırdı. Telefon kayıtlarını artık saymıyorum. Öyle bir havuz yaptır ki ikinci kattan bakınca bizim havuz görünmesin. O da öyle yaparız tabi diyor. Devlet yönetimi böyle olmaz. Devlet yönetiminde saygı gerekir. Kul hakkını korumak şeffaflık gerekir. Devletin yönetenler 76 milyonun kefaletinden sorumludur, geleceğinden sorumludur. Birlik içinde devleti yönetmek zorundadır. Vatandaşı kutuplaştırmak değil bir arada tutmak için vardır. Herkesi kucaklamak zorundadır. Devleti yönetenler vatandaşın özgürlüğüne önem verirler. Sendikalar diledikleri gibi konuşsunlar diye ortam hazırlarlar. Eğer hukukun alanını siyaset belirlerse orada demokrasi olmaz. Ama siyasetin alanını hukuk belirlerse orada hukukun üstünlüğü vardır. Bizim savunmamız gereken hukukun üstünlüğüdür.

YENİ BİR TÜRKİYE KURALIM

Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum, AKP'ye oy veren değerli yurttaşlarıma sesleniyorum, Türkiye'yi gelin kirden arındıralım. Yeni bir Türkiye kuralım. Buna bizim gücümüz yeter. Bakın dolar aldı başını gidiyor. Bütün iş dünyası kaygı içinde, onlara da söylüyorum. Siyasi partilerle kirli pazarlıklar içine giren iş dünyası önce kendi grubuna zarar verir.

Temiz iş adamlarına hep beraber sahip çıkacağız. Onların fabrikaları milletin fabrikasıdır. Ama hukukun üstünlüğü çerçevesinde... Türkiye'nin en büyük gazetelerinden biri. Sabah gazetesi, Takvim gazetesi... Kim bunların patronu? Bazı tv kanalları... Belli devrelerle belli kişilere veriliyor. Şu kadar süreyi sen ondan sonrayı sen alıp götüreceksin. Kim bu koordinasyonu yapıyor. Başçalan yapıyor... Değerli arkadaşlarım, biz birlik içinde olmalıyız. Biz varlık içinde olmalıyız. Özgür biçimde bu topraklarda yaşamalıyız. Varlıklı olmalıyız. Hiçbir çocuk yatağa aç girmesin. Her ailenin sosyal güvencesi olsun. Her kadın çocuğunu sabahleyin huzur içinde okula göndersin. Düşünceler farklı olabilir, partiler farklı olabilir ama ülkenin çıkarları üzerine yepyeni bir Türkiye inşa etmeliyiz. Bütün bunların temel ekseni özgür biçimde yaşamaktır. Kimse kimseyi ötekileştirmemeli. Onun için söylüyorum, varlık içinde, birlik içinde, özgür biçimde mutlu bir Türkiye kurmak için yola çıktık.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim