• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 16 °C

İki öğünlü beslenme en doğalı!

İki öğünlü beslenme en doğalı!
İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, iki öğünlü beslenmenin en doğal yeme şekli olduğunu belirtti.

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, AA muhabirine açıklama yaptı.Karatay, "İki öğün zaten Karatay Diyeti'nin önerdiği beslenme biçimidir. Ben şunu öneriyorum, eğer ramazan sırasında iki öğüne alıştıysanız aynen devam edin diyorum" ifadelerini kullandı. Ramazanda 16-18 saat süreyle herhangi bir şey yenilip içilmediğini hatırlatan Karatay, bu dönemde sıcak havanın da etkisiyle susuzluğun problem oluşturabildiğini söyledi. Karatay, insan vücudunun aç kalmaya programlandığını anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"En doğalı iki öğünlü beslenmedir. Hz. Muhammed de iki öğün yerdi. Ancak ne yazık ki son yüzyılda halka 'aç kalacağım' korkusu verildi. Ayrıca insanlar, yapılan uygulamalar, hazırlanan fabrikasyon yiyecekler nedeniyle doyamadı. Yani bugün hakiki yiyecek yemediğiniz için doyamıyorsunuz. Zaten ben bunu kırmaya çalışıyorum. Açlık önemli değil, insan vücudu açlığa dayanmaya programlanmıştır. Vücuttaki hormonal dengeler onu ayarlıyor. Ancak susuzluk problemdir."

"Sık sık yedikçe doyulmaz"

Prof. Dr. Karatay, ramazanın yanı sıra, günlük hayatta da bol su içilmesi gerektiğine işaret ederek, "Bunun yanında vücuda sağlıklı yağ girmesi lazım. Siz yine bazı yapay gıdalarla bunu vücudunuza soktuğunuz zaman 'doydum' sanıyorsunuz. Ancak vücut, esas istediği temel, doğal gıdayı almıyor. O yüzden devamlı acıkıyorsunuz" diye konuştu. Sık sık yedikçe doyulamayacağını vurgulayan Karatay, ramazanda vücudun hormonal dengesinin normale döndüğünü ve rahatladığını anlattı. "Onun için bu trendi devam ettirirseniz sağlığınıza kavuşursunuz" diyen Karatay, şunları kaydetti:"Bayram ziyaretlerine gidildiği zaman baklavaları da tıka basa yemeyin. Ancak bir dilim baklava yenebilir. Ama oturup kıtlıktan çıkmış gibi yemesinler. 'Doyamayacağım' korkusu beyinde var zaten. Şeker yediğimiz zaman acıkırız. Gazlı, şekerli içecekler içtiğimiz zaman, çikolata ve ekmek yediğimiz zaman acıkırız. Neden? Bu artık bilimsel olarak gösterildi. Vücudumuzun hormonal dengesi altüst oluyor. Kilo almak demek yağlanma demektir. Vücutta yağlanma yapan da insülin hormonudur. Bu hormon vücutta yağları, karaciğerden başlayarak depo eder."

"Açık büfeler en sağlıksız yiyeceklerle doludur"

Karatay, Ramazan Bayramı'nda, bir ay aradan sonra yapılacak ilk kahvaltıda, köy tereyağında 2-3 yumurtayla, içine un konulmadan hazırlanan omlet veya menemenin tüketilebileceğini aktararak, şu önerilerde bulundu:

"Onun yanında avuç içi büyüklüğünde peynirle, 15-20 adet zeytin yenilebilir. Yanında Allah ne verdiyse, domates, biber, salatalık, yeşillik olabilir. Onun yanında da bir bardak taze kırılmış ceviz içi ama ekmek kesinlikle yok. İşte o zaman bütün günü tok ve dinç geçirebilirsiniz. Çay, şekersiz olmak şartıyla istenildiği kadar içilebilir. Şekersiz Türk kahvesi istediğiniz kadar içebilirsiniz. Bol bol su içilecek, şekerli içecekler, kolalar içilmeyecek. Onlar tehlikeli. Bir de esas dikkat edeceğimiz en önemli noktalardan biri de bu otellerdeki açık büfeler. Açık büfeler en sağlıksız yiyeceklerle doludur. Onun için 'bol' diye gidip 4-5 tabağı doldurmak olmaz. Yani seçici olunacak. İnsanlar otellerde gidip yumurtalarını kendileri kırdırtacaklar, hazır omlet yemeyecekler. Çünkü otelde doğal taze yumurta değil, pastörize yumurta kullanılıyor. İşte o tehlikeli."

"Meyve ve sebzelere sıkılanlar tarım ilacı değil, zehirdir"

Karatay, meyve ve sebzelerin de mevsiminde tüketilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Hastalıkların sebebi mevsiminde yememek. Siz 12 ay vücudunuza aynı şeyleri gönderdiğiniz zaman, vücut onu kaldırmıyor. Biz mevsimsele programlanmışız. Oruçtaki gibi, iki öğün yediğiniz zaman çok iyi hazmedebiliyorsunuz. Bütün hormonlar yeterli ve etkili salgılanıyor. Dolayısıyla acıkmadıkça yemeyeceksiniz" dedi. Meyve, sebze ve yeşilliklerin de sirkeli suyla yıkanması gerektiğine dikkati çeken Karatay, konuşmasını şöyle tamamladı: "Meyve ve sebzelere sıkılanlar tarım ilacı değil, zehirdir. Neden zehir diyoruz? O ilacı, zehri sıkanların kıyafetleri nasıl? Maskeleri, gözlükleri ve çok korunaklı kıyafetleri var. Peki o halde, nasıl sıkabilirsin bunu o meyve ve sebzelerin üzerine? Limit diye bir şey yok. Zehrin limiti olmaz. Bu insan vücuduna girmeyecek. Onun için meyve ve sebzeler de ya kişinin kendisi tarafından doğal yetiştirilecek ya da güvenilir yerlerden alınacak."

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • SDÜ’ye ’Radyonüklid Tedavi Odası’16 Aralık 2017 Cumartesi 16:53
  • Almanya'da ödül verilen Türk doktor ülkesine hizmet etmek istiyor16 Aralık 2017 Cumartesi 16:34
  • 5 yıl beklediği nakil yaşamasına yetmedi16 Aralık 2017 Cumartesi 16:23
  • Bin hastanın 48 ton göbek yağını ameliyatla eritti16 Aralık 2017 Cumartesi 14:23
  • Eğitim Mahallesi’ne sağlık merkezi16 Aralık 2017 Cumartesi 14:08
  • Sarıgöl’de iki günde 70 ünite kan toplandı16 Aralık 2017 Cumartesi 13:48
  • Muşmula çayı binbir derde deva16 Aralık 2017 Cumartesi 13:18
  • Başhekim Balcı göreve başladı16 Aralık 2017 Cumartesi 13:13
  • Kışın kalp hastalarını tehdit eden 3 risk16 Aralık 2017 Cumartesi 12:33
  • Bu uyarıyı dikkate alın16 Aralık 2017 Cumartesi 12:23
  • ÇOK OKUNANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim