• BIST 13817.5
  • Altın 6423.05
  • Dolar 46.1147
  • Euro 53.2728
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 28 °C

RTÜK'ün yapısı gözden geçirilsin

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyon, medyadaki ''masuniyet ihlali'' iddialarını araştırdı. Medya ile ilgili önemli analizlerde bulunuldu. RTÜK'ün yapısının gözden geçirilmesi istendi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyon, medyadaki ''masuniyet ihlali'' iddialarını araştırdı.

Komisyon raporunda, ''resmi kurumlarda gerekli birimler oluşturularak doğru haber akışının sağlanması'' ve ''bilgilendirmeyi yapacak birimin, medya organlarına eşit mesafede yaklaşması'' gerektiği vurgulandı.

AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam başkanlığında, ''Medyada Yer Alan Bazı Haberlerin Masumiyet Karinesini İhlal Ettiği İddialarının Araştırılması'' amacıyla kurulan alt komisyon çalışmalarını tamamlayarak raporunu hazırladı.

Alt komisyon çalışmaları sırasında, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız, NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner, SHOW TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Demirel, Kanal D ve CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Birand, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Basın Konseyi Başkanı ve Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, RTÜK Başkanı Davut Dursun, Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gürsoy, Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı Hidayet Karaca, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Naci Bostancı'nın aralarında bulunduğu gazeteci ve akademisyenlerin bilgi ve görüşlerine başvuruldu.

İncelemenin konusunu, ''Kamusal hizmet sorumluluk anlayışıyla görev yapan medyaların, yayınları sonucunda meydana gelen masumiyet karinesinin ihlali'' oluşturdu.

RAPORDAKİ TESPİTLER

Raporda, şu tespitlere yer verildi:

''Özellikle toplumu yakından ilgilendiren olaylarda veya hukuksal konularda toplumu yanlış yönlendiren bilgi kirliliğinin önlenmesi ve bilgi eksikliğinin giderilmesi amacıyla resmi kurumlarda gerekli birimlerin oluşturularak doğru haber akışı sağlanmalıdır.

Gerekirse adliyelerde medya ve halkla ilişkiler büroları kurularak sağlıklı iletişim kanalları oluşturulmalı ve gizlilik içermeyen belgeler medya ile paylaşılmalıdır. Bilgilendirmeyi yapacak birimin kamu yetkisi kullandığı ve görevinin bilgilendirme olduğu düşünüldüğünde, farklı medya organlarına eşit mesafede yaklaşması, hem medyanın bu konuda hatalara düşmesini engelleyecek, hem de doğru haber akışının sağlanmasına neden olacaktır.

Yargı mensuplarının basın sözcüsü sıfatıyla medyaya bilgi vermesini engelleyen hükümler mevzuattan çıkarılmalı, bu konuda yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

Medyanın, adli konularda haber yapması sırasında yapılabilecek yanlışlıkların önlenmesi amacıyla, 'Adli Haber Editörlüğü' medya kuruluşları tarafından bir alternatif olarak düşünülmeli, yargı muhabirleri için temel hukuk bilgilerini de kapsayan eğitim programları düzenlenmeli, yargıya ilişkin haberlerin sunumunda 'etik ilkeler' belirlenmelidir.''

''YAYINLARDA, YÖNLENDİRME VE KARALAMA OLMAMALI''

Toplumu yakından ilgilendiren olaylar ve özellikle adli soruşturmalarda, kamu yararı, basın özgürlüğü ve bireylerin bilgilenip gerçekleri öğrenme hakları ile kişisel hakların çatışabildiği kaydedilen raporda, şöyle denildi:

''Bu durumlarda kamu yararı öncelikle tercih edilmesi gereken bir unsur olmalı ve yayın yasakları en son başvurulması gereken bir yöntem olmalıdır. Ancak yapılan yayının haber vermek ve toplumu bilgilendirmek amacıyla yapıldığı da medya tarafından gözden kaçırılmamalı, yayında; yönlendirme, karalama ve hükmetme olmamalı, bireylerin mağduriyetine sebebiyet verilmemelidir.

Medyanın meslek standartları yükseltilmeli, mesleki birlik ve kuruluşların periyodik olarak düzenleyecekleri seminer, panel ve kurslarla çalışanların mesleki duyarlılıkları artırılmalı, otokontrol sistemi etkin bir şekilde çalıştırılarak özdenetim sağlanmalıdır. Mer'i hukukun yanı sıra, mesleki etik kurallar geliştirilmeli, bunların uygulanmamasının sadece kural ihlali yapan yayın organlarını değil, tüm medyayı sorgulanır hale getirdiği unutulmayarak, güven ve itibar kaybına sebebiyet veren eylemleri önleyerek yaptırım uygulayan ve tüm camiayı içine alan mesleki bir mekanizma kurulmalıdır.''

''BİREYLERİN HAKLARI HUKUKİ KORUMA ALTINA ALINMALI''

Bireylerin haklarının, medyaya karşı daha kuvvetli bir hukuki koruma altına alınarak ihlallerde başvuracakları hukuki yollar hakkında bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanan Raporda, ''Medyanın gücü karşısında mağdur pozisyonundaki bireylerin hukuken korunması medyanın daha sorumlu yayın yapmasına sebep olacaktır'' denildi.

RTÜK'ün yapısı yeniden gözden geçirilerek, denetleme ve düzenleme görevini daha işlevsel yapabilmesini sağlayacak yasal ve yapısal düzenlemeler gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilen raporda, ''Sadece devlet eliyle yapılan bir kontrol mekanizması yerine, ortak denetim sisteminin benimsenmesi, idari otorite ve siyasi parti temsilcilerinin yanında yayıncıların, sivil toplum örgütlerinin, izleyicilerin ve konu ile ilgili taraf ve aktörlerin de kurulda temsili sağlanmalıdır.

Basın özgürlüğünün tam olarak sağlanabilmesi için, basının tekelleşmesini önleyecek yasal tedbirler alınarak çok sesliliğe imkan verilmeli, basın çalışanlarının mesleklerini daha özgürce yapabilecekleri ortamın oluşturulması adına sendikal haklarını güvence altına alan düzenlemeler yapılmalıdır'' görüşüne yer verildi.

www.istanbulhaber.com

Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim