• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 8 °C

'Emine Ülker Tarhan'ı CHP'de tutamamak beni çok üzüyor'

'Emine Ülker Tarhan'ı CHP'de tutamamak beni çok üzüyor'
CHP'nin eski genel başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın partiden ayrılığı için “CHP’de tutamamak beni çok üzüyor” dedi.

CHP'nin eski genel başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın partiden ayrılığı için “CHP’de tutamamak beni çok üzüyor” dedi. Baykal, yeniden genel başkanlığa dönmesi konusunda ise “Siyasetin içinde daima bir sürpriz, bilinmezlik vardır” yorumunu yaptı.

Baykal, uzun süren sessizliğini önceki gece Abbas Güçlü'nün sunduğu "Genç Bakış"ta sona erdirdi. Türkiye’nin sıcak gündemine yönelik değerlendirmelerde bulunan Baykal, “CHP’de değişim olur mu? Baykal’ın yeniden genel başkanlığa dönmesi mümkün mü?” sorusuna açık uçlu bir yanıt verdi. Baykal, “Siyaset, ülke sürekli değişim yaşanan bir alandır. Ne olacağını bilemeyiz. Siyasetin içinde daima bir sürpriz, bilinmezlik vardır. O bilinmezlik ne zaman ortaya çıkar, nasıl ortaya çıkar kimse bilemez” diye konuştu.

Baykal'ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

‘CHP’de sürprizler olabilir’

- Bir parti uzun süre iktidara gelemeyince niye gelemiyoruz diye arayışlara başlar, önce birilerini suçlar. O gitsin, o engelliyor derler. Olur bir şekilde, sonra görülür ki değişen bir şey yok. Hatta belki adam daha iyi yapıyordu. O da irdelemeye değer bir tablodur. Neden o zaman diye düşünülmeye başlanır. Kendi siyasi kimliğini sorgulamaya başlar ve kendi kimliğini aşan arayışlara yönelmeye başlar ve bu bir özenme, taklit etme, başkalarına benzeme hevesi gibi arayışları ortaya çıkarır. Bir süre sonra onunla da bir şey olmadığı ortaya çıkar ve bu arayışlara karşı bir tepki oluşmaya başlar. Bizim kimliğimizden ne sıkıntımız var derler.

-  2015 seçimlerinin Türkiye’de bir yenilenmenin, bir değişimin umudunu yeşertmesi ve bunun kapısını açması gerekiyor. Siyasette en büyük terbiye iktidarın geçici olduğunun görülmesidir. Bir süredir Türk siyasetinde böyle terbiyeli bir unsur yok. İktidar ebedi gibi bir anlayış var. Bu yolsuzluklara, hukuksuzluklara yol açıyor.

‘Tarhan’ı tutamadık’

-  Ben ilkelerinden ahlakından siyasi bilincinden kuşku duymadığım saygı duyduğum insanların CHP’de artık siyaset yapma imkânı kalmadı diyerek ayrılıyor olduklarını görünce büyük ızdırap duyuyorum.

-  Ben Emine Ülker Tarhan’ın parti ilkelerinden koptuğu kanısında değilim. Partisinden ayrılma kararı almış olabilir ama ben onu daima CHP’li olarak düşünürüm. Böyle düşünmekten vazgeçmemi gerektirecek bir gözlemim de olmadı. Emine Ülker Tarhan’ı CHP’de tutamamak beni çok üzüyor. Biz onu tutabilmeliydik.

‘Anayasa ihlali olur’

-  2015 seçimlerinde sayın Cumhurbaşkanı Ak Parti lehine oy isterse, bu Anayasa’yı ihlal olur. Tartışma götürmez. Taraf olma kaba bir şekilde Anayasa’yı tekmelemek demektir. Yapar mı, inşallah yapmaz. Yaparsa bu Türkiye’deki bunalımı daha derinleştirir, gerilimi daha da yükseltir.

-  Cumhurbaşkanı Erdoğan Yeni Türkiye’de Atatürk istismar edilmeyecek demiş. Sayın Cumhurbaşkanı Atatürk’ü sahiplenme konusunda bir yarış duygusu içinde konuşuyorsa bundan büyük mutluluk duyarım.

-  Eğer yeni Başkanlık sarayını Erdoğan kendi parasıyla yaptıysa israftır. Eğer devletin parasıyla yaptıysa çok ağır bir sorumsuzluktur. Ne estetik açıdan, ne işlevsellik açısından, ne bir haşmet yansıtması açısından başarılı bir uygulama olduğunu söylemek mümkün değil. Ayrıca bunu yaparken Başkanlık rejimi olacak diye planlanmış. Koca, boş bir saray var, Başbakan oraya gelmiyor. Bu durum, Sayın Erdoğan’ın, o binanın haşmetinin tutsağı haline dönüşmesi sonucunu da doğurabilir. O haşmet, bir hasretlik, tecrit edilme ve tutsaklık tablosuna da dönüşebilir.

‘Yine yaparım’

-  Tayyip Bey’den kurtulmanın kestirme yolu olarak, Baykal milletvekilliği yolu açılmasına hayır diyecekti ve bu iş olmayacaktı diyorlar, ne güzel dünya. Yüzde 34 oy almış bir partinin meşru genel başkanı olan bir siyasetçinin milletvekili olmasını engelleme pozisyonuna partiyi sokmuş olsaydık, o pozisyonda biz perişan olurduk. O dışarıda kahraman olur, efsane olur. Giderek daha büyük mağdur olur ve bunu yürütemezsin. Bugün yine hiç tereddüt etmeden desteklerim. Yüzde 34 oy almış bir adamın mahkumiyet yaşadığı için vekil olamamasına sevinmedim, bunu yanlış buldum. Kim olursa olsun bunu yapardım. Rakiplerimi kanunla saf dışı etmem. Yarışacağız, yeneceğiz, yenileceğiz.

-  Adam orada 4 ay rahat bir mahkumiyet geçirmiş, mağduriyet edebiyatına başlamış, milletvekili yapmamak mümkün mü böyle bir insanı. Buna direnmek direnenleri halkın gözünde demokrasi, adalet, vicdan her anlamda mahkum eder.

‘Amerika pişman oldu’

-  2003’te 1 Mart Tezkeresi’nde biz parlamento olarak çok önemli bir tavır sergiledik ve TBMM’nin tarihine yakışan bir önemli karar aldık ve dedik ki Türkiye bu düşünülen askeri harekâtın karargâhı olmamalıdır. Bu müdahalenin hiçbir amaca hizmet etmeyeceği benim için çok netti. O gün Amerika’yı yönetenler, o süreçten büyük vicdan azabı duymuştur ve bunu dile getirmişlerdir.

-  Uluslararası hukuki meşruiyet ve Türkiye’nin yaşamsal çıkarları söz konusu olmadan TSK’nın herhangi bir yere ve özellikle Ortadoğu’ya yönelik olarak askeri harekâta yönlendirilmesi hiçbir şartta kabul edilebilir değildir.

‘Erdoğan’la pazarlık’

-  2002-2003 döneminde milletvekili değilken Erdoğan ile buluşup bir pazarlık yaptığım ve o pazarlıkta ‘Sana Başbakanlığı veriyorum ve karşılığında da bana şunu ver’ diye konuştuğum söyleniyor. Bu bir şehir efsanesi. Hiçbir ciddi temeli yoktur. Bu bahsedilen görüşme doğrudur. Ama o görüşme olduğu zaman o iş zaten bitmişti. Anayasa değişikliği zaten yapılmıştı. Biz o görüşmede 1 Mart Tezkeresi’ni konuştuk.

‘Başka bir vesayet dönemi yaşıyoruz’

-  Türkiye’nin dış politikasını başarılı buluyor musunuz sorusuna evet cevabı vermek hiç kimsenin hakkı değildir. Çok acı bir tablo var ortada. Müthiş bir yalnızlık durumuyla karşı karşıyayız. Temel ittifaklarımız tehlikeye girmiştir, Batı ile ilişkilerimiz sıkıntıda.

-  Demokrasi ve hukuk devleti konusundaki tablo maalesef en sıkıntılı alanlarımız. BenErgenekon’un savcısıyım diye ortaya çıktı dönemin başbakanı. O dava ilk günden itibaren haksızdı. Siyasi bir davaydı.

-  Askeri vesayet diyorlar ya, şimdi başka bir vesayet dönemi yaşıyoruz, bu bir gerçek.

-  Açılım süreci her türlü tavize rağmen iyi gitmiyor. Yarın bu konuda da ne istediniz de vermedik noktasına gelinebilir.

-  Siyasetçiler sıkıştıkça terminoloji değişikliği ile bir tazelenme arayışı içine girerler. Bir süre önce ileri demokrasi lafı çıktı. Ne oldu sonra? Normal demokrasiyi kaybettik.

-  Yeni Türkiye nedir? Soma mı, Ermenek mi? Uydurma davalar mı, imal edilmiş CD’ler mi? Yıllarca içeride tutulan genelkurmay başkanları mı?

-  Laiklik demokrasi demektir. Laikliğin olmadığı ortamda din kavgası vardır, mezhep kavgası vardır.  

-  En sıkı dönemlerde, 12 Eylül’de gazetecilik, yayıncılık yapmış insanlar şu an yayıncılık yapamıyorlar.

‘Dersim’e Kerbela benzetmesi yanlış’

-  Üzüntüyle söyleyelim, Sayın Başbakan Dersim’i Kerbela’ya benzetti. Bir Başbakan, bir iktidar sahibi buraya girerse bu tarihe bakıp siyasi tartışma için malzeme çıkarıp birini suçlamak için buna yönelmeye kalkarsa, sizin söylediğiniz gibi, o bir siyasi partinin değil bir siyasi dönemin ortak sorumluluğudur ki bugünkü iktidar partisinin afişlerle arkasına sığındığı ve kahramanımız ilan ettiği insanlar da (Bayar ve Menderes’i kastederek) var o işin içinde. Yani bir devletin ortak sorumluluğu. Bunu Kerbela’ya benzetirse birisi de çıkıp Uludere ne peki derse bunun sonu alınmaz.

-  Yani devlet adamı sıkıştığı noktada güncel siyasi yarar için ülkenin milli tarihindeki acı olayları birisine fatura edeceğim diye istismara teşebbüs eden insan değildir.  

-  Türkiye’de demokrasi ihlalleri var. Yargı, hukuk siyasi iktidarın denetimine alındı. Bu bir facia.

‘Atatürk kıyaslanamaz’

-  Atatürk bir devlet kurucudur. Kurulmuş bir devleti idare eden ya da idare ederken eline gözüne bulaştıran biri değildir. Çok modern kavramlarla bir devlet kurmuştur.

-  Milli irade diyen, Atatürk’tür diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Evet milli irade diyen Atatürk’tür ama ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ diyen de Atatürk’tür. Laikliği getiren de odur. Bunları görmeyeceksin, milli irade diyeceksin, olmaz böyle şey.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim