• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C

Cemaat'ten MGK Genel Sekreteri'ne kırmızı kitap önerileri!

Cemaat'ten MGK Genel Sekreteri'ne kırmızı kitap önerileri!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın paralel yapı olarak nitelendirdiği 'Cemaat'i MGK kararı ile terör örgütü ilan etmeye yönelik çalışmalarına Cemaat'ten cevap geldi.

Zaman'dan Veysel Ayhan'ın haberine göre, IŞİD, Kobani, Suriye, 3 milyon mülteci, 40 insanın olaylarda ölümü, kamu kurumlarının, okul ve yurtların yakılması Erdoğan'ı ilgilendirmiyor. Onun tek gündemi ‘Hizmet.' Madem MGK , kişisel hesapları gündemine alabiliyor bir vatandaş olarak biz de halkın zihnini kurcalayan istifhamları gündeme alıp Cumhurbaşkanı'na iletmesi için MGK Genel Sekreteri'ne iletelim:

1. Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Hizmet'e terör örgütü diyorsunuz. Hizmete gönül vermiş milyonlarca insan içinde adi bir suçtan dahi karakola düşen yok. Bu insanlar çakı bile taşımıyor. Sokağa dökülmüyor. Hukuksuzca gözaltına alınan polislerin yakınları 'eylem' olarak adliye önünde Kur'an okudular, dua ettiler. Yurtları okulları yakıldı, mukabelede bulunmadılar. Siz PKK ve KCK'ya hatta Amerika'dan dönene kadar IŞİD'e terör örgütü demediniz. Hizmet'e yaptığınız onlarca hakaretten sadece 'haşhaşi' lafını bir başka zümreye yapsaydınız başınıza gelecekleri hayal etmek bile ürkütücü olurdu. Ama Hizmet'e gönül verenler seslerini bile yükseltmedi. Kargaların bile güleceği ‘terör örgütü' iddiasıyla amacınız ne? Hizmete terör örgütü demekle aşağıdaki korkunç iddialar görünmez mi olacak? Bu ithamı siz değil de bir başkası yapsaydı “Fare, sığıp geçemediği deliği bir de kuyruğuna kabak bağlayarak denermiş.” der geçerdik. Ama siz yapınca bu itham devlet eliyle yapılacak bir teröre kapı açabilir.

2. Sayın Cumhurbaşkanı, toplantınıza katılan komutanlar 2008'de PKK'yı silahlı güç olarak neredeyse bitirmiş iken örgüte hayat öpücüğü verilip çözüm süreci başlatıldı. Barışa hizmet edecek diye sabırla izledik. Kürt halkının kültürel hakları, anadil hakkı pazarlıksız olarak verilmesi gerekirken gecikmeler yarayı derinleştirdi. Tamam, şehit gelmedi ama Başbakan'ınızın ifadesiyle silahlı güç ülkeyi terk etmedi. Aksine binlerce genç dağa çıktı. Kürt halkı PKK'nın yanına itildi. Son iki ayda 3'ü önceki gün olmak üzere 11 şehit geldi. Ve bu sürecin hiçbir safhası teröre 13 bin şehit veren komutanlarımızla istişare edilmedi. Hatta onlara bilgi dahi verilmedi.

Çözüm derken hedef; barış ve asayişin İmralı'nın iki dudağı arasında olması mıydı? Eğer öyleyse Cemaat'e operasyon yapmaktan asayişi sağlamaya vakti olmayan Efkan Bey yerine niçin Abdullah Öcalan'ı içişleri bakanı yapmıyorsunuz!

3. İçişleri Bakanlığı, Kobani olaylarında tamamen iflas etti. Efkan Bey sırra kadem bastı. Asayişi takip Tarım Bakanı'na kaldı. Önceki gün de Cizre'de özerklik ilan edildi. Polis sokağa çıkamıyor. Bu kaosun ortasında Jandarma'nın fiilî olarak çökmüş İçişleri Bakanlığı'na bağlanmasının anlamı ne? Yoksa ileride yapılacak herhangi bir yolsuzluk operasyonunda Jandarmanın kolluk kuvveti olarak birilerinin kapısına gelmesini önlemek için mi?

4. Sayın Cumhurbaşkanı, bizler birer vatandaş olarak hukuka hep saygılı kaldık. Toplantınızda bulunan askerler de öyle. Örneğin Genelkurmay Başkanı İlker Paşa gitti 2 yılı aşkın süre içeride yattı. Diğer general ve subaylar hakeza. Oramiral İlhami Erdil haksız mal edindiği gerekçesiyle mahkûm olabildi. Askerler size ‘Hâkimleri görevden alın, polis müdürlerini sürün' diye başvurmayı düşünmedi. Biz ve askerler böyle hukuka saygılı iken bakan çocuklarının ve İranlı Reza'nın yargıya darbe yapılarak tahliyeleri, mahdumunuz Bilal'in ‘kendi yargınız' tesis edilene kadar yargıdan kaçırılmasını, daha kötüsü onlara suçüstü yapanların şimdi hapse atılmasını şaşkınlıkla izliyoruz. Son olarak hâkimleri özel olarak atanan Sulh Ceza Hâkimliği, 17 Aralık'a takipsizlik verdi. Bu durumda zan altındaki bakanların itibarı TBMM'de iade edilecek mi? Eski görevlerine ne zaman dönüp hizmete koşacaklar?

5. Sayın Cumhurbaşkanı, biz hamdolsun aklı başında vatandaşlarız. Argo tabirle ‘birbirimizi yemeyelim'. Lütfedip şu kısık sesle konuştuğunuz tapelerin bir izahını yapsanız. Seçmeniniz size inanıyor olabilir. TÜBİTAK'ın başına tayin edilen hayvanat bahçesi müdürü, heceleme-montaj diyebilir. Sıfırlama talimatlarınızla akşama kadar taşınıp bitmeyen geriye 30 milyon Euro ve dekontlu 5 villa kalan tapeler ne olacak? Efkan Bey o akşam can havliyle operasyonu yapan polislerin görevden alınmasını emrediyor: “Hiç bi kere, hiç bi kere, bu polisler zinhar Bilal'in konutuna gitmesin, hemen görevden alın, kapıları kırın, mahkeme kararına gerek yok!” gibi laflar ediyor. Yargı şimdi emrinize amade. Sizin açınızdan endişelenecek bir şey yok. Olayın iç yüzünü bari MGK üyelerine lütfetseniz!

6. On aydır hiçbir kamu mensubu ‘darbeye teşebbüs' iddiasıyla yargılanmadı. Mahkemeler 3 şehirde tutuklu tüm polisleri suçsuz bularak tahliye etti. Meclis'e sunulan fezlekeler -ki Cumhuriyet gazetesi yayımladı- darbeye benzemiyor. Hemen hepsi milyarlık yolsuzluk delilleri. Dolayısıyla ortada darbe delili olmadığı gibi darbe suçlusu da yok. Sizin, “Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir. İspatlamayan şerefsizdir.” Sözünüzü ne yapacağız?

7. Sayın Cumhurbaşkanı, 25 gün önce 40 insan öldü, 5 ilde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Devlet resmen bitti. Bu korkunç olayları önleyici herhangi bir istihbarat raporu size gelmiş miydi? Görevi dışında her taşın altından çıkan bir istihbarat teşkilatımız var. Bizi uluslararası arenada sıkıntıya sokan Paris cinayetlerinin sanığı da MİT'le iltisaklı çıktı. KCK'ya sızmış ama suç işleyen (Serap'ın yakılması gibi) MİT ajanları dosyası var ki örtbas edildi. IŞİD meselesi var. Yıllardır ülkemizde örgütlenmiş, binlerce insanımız bu örgüte kazandırılmış ama yeni öğreniyoruz.

İstihbarat artık fişleme, bazı gazetelere manşet tedarik etme, itirafçı bulma, kendi halkına tuzak kurma gibi suçlamalarla itham edilmese, yasal sınırlarına dönse.

8. Toplu açılışlar ve diğer vesilelerle sürdürdüğünüz mitinglerde toplumu kutuplaştırıyor ama oklar size çevrilince ‘muhalefet kutuplaştırıyor' diyorsunuz. Nefret dili ve kutuplaştırmalar sonucu artık halkın arasına çıkamıyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı vermeye bile gidemediniz. Taşıma ve kurgusal kalabalıklarla fotoğraf veriyorsunuz. Gittiğiniz illerin polis kadroları sizi korumaya yetmiyor. Diğer illerden otobüslerle takviye yapılıyor. Geçenlerde Gümüşhane'ye gidiyorsunuz diye ta Malatya'dan polis takviyesi yapıldı. Dönüş yolundaki kazada 3 polis şehit oldu. Sürekli topluma nefret rüzgârı ekilirken fırtına biçmeyeceğimizin garantisini nerden aldık?

9. Dünya siyaset tarihi, kendi ülkesinde banka batırmaya çalışan bir cumhurbaşkanı görmedi. Şahsî nefretinizi devlet politikası yapmanız ve bu durumun dünyanın her yerinden takip edilen haber ajansı Reuters'a konu olması sizi tedirgin etmiyor mu?

10. Sadece son aylardaki Suriye-Kobani zikzaklarınız, sayılamayacak yekûne ulaştı. Dünya medyasına mizah malzemesi oldu. En fazla alay edilen ülke olduk. Bu siyasî zikzakların sebebi ABD, İngiltere ve Almanya'nın kabul ettiği dinlemeler mi? Yoksa henüz tekzip edilmeyen İsviçre bankalarında olduğu söylenen paralar mı? Bu yollarla Türkiye siyasetinin rehin alındığı iddialarını lütfen yalanlar mısınız?

11. Bağımsız cumhurbaşkanı olacağınıza yemin ettiğiniz halde her gün yemini bozup muhalefetle polemiğe giriyorsunuz. 76 milyonun değil, size oy veren 20 milyonun cumhurbaşkanı oldunuz. Elinizdeki siyasi gücü kullanarak Anayasa'yı taca atıp parlamenter demokrasiyi fiilî olarak başkanlık sistemine çevirmeyi başardınız. Başbakanlık makamı ‘23 Nisan merasim başbakanlığı'na dönüştü. Sayın Ahmet Davutoğlu'na biraz ayıp olmadı mı? Anayasanın bu kadar kalbura çevrilmesi bir milli güvenlik sorunu değil mi?

12. Sürdürülen politikalarla dış dünyadan soyutlandık. 2008'de BM'de 151 oy alan Türkiye şimdi 60 oyda kaldı. 4 milyon nüfuslu Yeni Zelanda 145 oy aldı. Dünyadaki imajımızın Kuzey Kore'nin yanına düşmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Ayrıca dünyadan bu kadar soyutlanmışken 436 milyon liralık yeni uçakla Letonya dışında nereye gideceksiniz?

13. İmara kapalı 300 bin dönüm orman yok edilerek yapılan Ak Saray meselesi var. Ki yıkılması için Ankara 11. İdaresi Mahkemesi karar verdi. Anayasa’nın 138. maddesi çiğnenerek yıkımı engellendi. Çankaya Köşkü'nü nakletmeye, Beyaz Saray'ın 6 katı, Kremlin'in 12 katı büyüklüğündeki bu projeye kim karar verdi? Bakanlar Kurulu mu, Meclis mi? Maliyeti 1.100.000.000 TL'yi aşan bu para ile TOKİ, abartısız 30 bin konut yapıp şehit, gazi ve fakir ailelere ücretsiz dağıtabilirdi.

İroniye bakın ki belediyeden ‘oturma izni' de olmayan bu 'gecekondu'da 2 gün sonra Cumhuriyet kutlanacak!

Sayın Cumhurbaşkanı, bu dev açmazlar, aklını ipotek etmeyen her vatandaşın beynini kemiriyor. Hiç olmazsa MGK üyelerine tavzih etseniz. Onlar da çıkıp bize ‘Biz tatmin olduk ama devlet sırrı,' dese söz, ikna olacağız. Bu iddiaları her seslendirenin yüzüne “Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir. İspatlamayan şerefsizdir.” cümlenizi çarpacağız.

Etiketler: , ,
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim