• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 9 °C

Çağlayan: Mersin adaylığını kabul etmedim

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na adaylığı ile ilgili parti teşkilatının düşünceleri olduğunu ancak sağlık sorunları nedeniyle kabul etmediğini söyledi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan NTV/CNBC-e ortak yayınında Ahmet Ergen'in sorularını yanıtladı.

Üçüncü çeyrekte yüzde 4.4'lük büyüme rakamını değerlendiren Çağlayan, "Raklamları dört dörtlük olarak değerlendiriyorum. Bu büyüme rakamını öngörüyorduk. Son çeyrekte de büyüme yüzde 4 civarında olacak.

Büyümenin kalitesi son derece önemli. Bu yıl ihracatta istediğimiz hedefi yakalayamadık ama 2013 sonunda Orta Vadeli Program hedefi tutacak.

1-9 Aralık'ta 7 iş gününde ihracat 3.6 milyar dolar, geçen yılın yüzde 23 üzerinde.

Türkiye büyümeli ama cari açığı büyüterek büyümemeli. Cari açığı azaltacak önemli kararlar aldık. En kötü şartlarda bile ihracatta geçen yılın  rakamlarını koruyacağız.

Merkez Bankası Başkanı ile zaman zaman görüş ayrılığı olsa da başarılı buluoyrum. Sayın Başçı 1.92'lik kur tahmininden pişman olmuştur. Merkez Bankası başkanlarının bir saygınlığı vardır.

Türkiye'den çıkmak isteyen varsa kura baskı yaparak ucuz döviz sağlanmamalı. Merkez Bankası'nın görevi kur rakamını belirlemek değildir" diye konuştu.

Siyaseti bırakacağı yönündeki haberleri değerlendiren Çağlayan, "Her şeyin gelip geçici olduğunu kendime felsefe edinen biriyim. Aslında ben siyasete girmek isteyen biri değildim. Sayın Erdoğan her türlü talebe rağmen 3 dönem konusunda ısrar etti. Her şey gelip geçici, her şeyin bir sonu var. Bırakmam gereken noktada bırakırım. Siyasete girdiğim zaman 'koltuğa oturduğum gibi onurumla, ailemle birlikte bu koltuktan kalkmayı nasip eyle' diye dua ettim. Ben bir sanayici, bir makine mühendisiyim. Biraz daha ailemle zaman geçirmek istiyorum. Sayın Başbakan'la görüşmedim ama siyasete girerken söylemiştim" dedi.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na adaylığı konusunda da şunları söyledi: "Parti teşkilatımızın adaylığım konusunda duygu ve düşünceleri vardı. Bu benim adıma bir onur. Sağlık sorunlarım nedeniyle 5 yıl bu görevin beni zorlayacağını söyledim. Bir kalp krizi geçirmiştim. 4 stent takıldı. Başbakanımız da sağolsun anlayışla karşıladı."

Öncelikle 3. çeyrek büyüme performansını nasıl değerlendiriyorsunuz sizin beklentileriniz doğrultusunda mı?

Dört dörtlük olarak değerlendiriyorum. Bizim beklentimiz çerçevesinde zaten 4’ün üstünde görüyorduk büyümeyi. Aslında 4.4’lük büyüme bizim orta vadeli program hedefinin üstünde. Asıl beni sevindiren tarafı yüzde 4.2’lik büyümenin özel sektör makine ve tesisat yatırımında olması. Özel sektör ya kapasitesini arttıracaktır veya yeni pazarlar bulup daha fazla üretim ihracat yapacaktır. Eğer Türkiye son çeyrekteki Kasım ayı ihracatımızın önemli bir katkı vereceğini tahmin ediyorum. Son çeyrekte de büyümedeki rakamın yüzde 4’ler seviyesinde olacağını görüyoruz. Son çeyrekte yüzde 4’lük bir büyüme yakarsak 2013 yılını yüzde 4’lük bir büyüme ile kapatacak. Eğer yüzde 4’ün altında bir büyüme yakalarsak yüzde 4’e yakın bir büyüme ile kapatacak.

Diğer göstergelerde durum nasıl büyümeyi etkileyen? Bu yüzde 4 rakamını riske edecek bir gelişme olur mu?

Sanmıyorum. Kasım ayında biz tarihimizin en yüksek ihracatını gerçekleştirdik. O rakamlara dahil olmayan gümrük idaresi tarafından tutulan rakamlar bu ay sonunda açıklandığı zaman tahmin ediyorum 14 milyar dolara yakın bir rakam çıkacak. Bunların her birine baktığımızda son çeyrekte büyüme rakamlarının yüzde 4’ler civarında olacağı tahminlerimi güçlendiriyor. Türkiye'nin büyüme kalitesi çok önemli. 2012 yılında Türkiye yüzde 2.2’lik büyümeyi ihracatın yüzde 4.1’lik desteğiyle sağladı. Bu dönem istediğimiz katkıyı veremedi. Bu anlamda ümit ediyorum ki ihracat rakamlarımızda da Orta Vadeli Program hedefine yakın kapatıp geri kalmayacağız inşallah.

Aralık ayı nasıl görünüyor şu anda?

1-9 Aralık itibariyle 7 iş gününde ihracatımız 3.6 milyar dolara yakın. Geçen yıla göre yüzde 23’lük bir artış var. Asıl benim verebileceğim temel mesaj Türkiye büyürken cari açığı büyüterek büyümemeli. Biz cari açığı azaltacak önemli kararlar aldık. Stratejik yatırımlarla ilgili bizim tarafımızdan verilen teşvik belgesi 12 buçuk milyar lirayı geçmiştir. Bilhassa kimya sektöründe yüzde 900’lük bir artış var. Diğer taraftan kömür santrallerine ilk defa vermiş olduğumuz 5.bölge destekleri bunların her biri bizim cari açığımızı azaltacak faktörler olacak. Türkiye sanayileşerek büyümek zorunda. Bu anlamda maalesef sanayinin gayri safi milli hasıla içinde azaldığını görmekten üzülüyorum. Türkiye'nin hizmetler sektörüne doğru gitmesini çok doğru bulmuyorum. Türkiye'nin geleceğinin sanayide olduğunu anlamamız lazım.

2013 yılını tamamlamak üzereyiz Merkez Bankası'nın 1.92’lik kur tahminini nasıl değerlendiriyorsunuz? 2013 için Merkez Bankası'nın başarılı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Merkez Bankası Başbakanı’mızın 1.92’lik tahmini hariç başarılı olduğunu düşünüyorum. 2001 yılına gidelim temel problem anayasa kitapçığı değildi. O yıl kuru serbest bırakılsaydı ve yabancılar Türkiye'den çıkmak isteyenlere ucuz döviz satmak yerine çık kardeşim ama piyasaya çıkarak fiyatı da kabullen diyebilseydik Türkiye o krizi yaşamayacaktı. Ama iyi ki o krizi yaşadık. Bugün gelmiş olduğumuz ortamda Merkez Bankası'nın temel görevleri, yapması gereken çalışmaları zaman zaman fikir ayrılığımız olsa da iyi buluyorum. Keşke burada 1.92 gibi bir şey söylemeseydi. Zannediyorum kendisi de çok pişman olmuştur. Merkez Bankası başkanları konuştuğu zaman yer gök titrer, konuşmaya başlamadan evvel piyasalar oraya odaklanır. Biz serbest dalgalı kur rejimini benimsemiş olduğumuz durumda Merkez Bankası'nın görevi kuru belirlemek değil serbest bırakmaktır. Türkiye'den çıkmak isteyenlere giderken yaptıkları karın yanına caba olarak kura baskı yaparak onlara daha ucuz döviz almasını sağlamamalıyım. Merkez Bankası Başkanı bunu yaptı diyemem ama 6 milyar dolarlık müdahale ve sadece iki kuruş geriye götürebilme bunu göstermişti. Merkez Bankası tabi kendisine verilen yasal çerçevede çok önemli fonksiyonlara sahiptir özellikle kur konusunda.

Para politikası kurulu yılın son toplantısını 17 Aralık’ta yapacak. Sizce faize dokunulması gerekiyor mu?

Faizler konusunda en büyük belirleyici unsur 2014 yılında Amerikan Merkez Bankası’nın tutumu ile ilgili olacaktır. 900 milyar dolarlık tedavülde olan bir rakamı 3.6 trilyon dolar gibi dört katına çıkarmışlardı. Bu rakamın ömür boyu böyle yaşayacağını düşünen hiçbir ekonomi olamaz. Bunun mutlaka geri geleceği herkes tarafından bilinen bir konuydu. Ancak burada sanki sürprizmiş gibi yorumlar var. İster istemez Türkiye'nin paraya ihtiyacı olacağı bir noktada faizler üzerinde bir askı oluşturabilir. Burada bütün temel husus para politikası kurulunun faizleri en ufak şekilde yukarı doğru arttırması için hiçbir sebep yok.

Bu FED’in kararının en fazla negatif etkisinin Türkiye'ye olacağı yönünde yorumlar var.

Şu ana kadar yapılan uygulamaların etkisine baktığımızda en fazla etkilenen Brezilya oldu Endonezya oldu, Hindistan oldu. Türkiye sağlam bilhassa elde etmiş olduğumuz mali disiplinle, siyasi istikrarla bu konuda son derece sağlam durdu. Elbette etkisi olacaktır. Türkiye'nin şu anda dış borçlanma konusunda bırakın negatifi artıya geçtiği bir ortamda özel sektöründe yarın ihtiyaç duyacağı dövizi de merkez bankası sağlamak durumunda. Tabi ister istemez FED’in uygulayacağı kararların Türkiye'yi de bir şekilde etkilemesi olabilir. Ama şu anda Türkiye üzerinde bir olumsuz etkisi olacağı kanaatinde değilim.

İç tüketimi kısabilecek bir adım tartışması var kredi kartı ile alışverişte taksit sınırlaması. Siz bu adımı nasıl buluyorsunuz?

Tabi devlet olarak çok fazla piyasasının akışına müdahaleci olunmaması gerektiği kanaatindeyim. Bizim hükümetimizin de en büyük özelliği bilhassa özel sektörle iyi bir diyalogu olması.Ben bunun özel sektör tarafından benimsediği kanaatinde değilim. Ama burada bankacılık sistemi biraz kendisine çeki düzen vermesi gereken bir dönemden geçiyor. Sokak başında tezgahta simit satar gibi kredi kartı pazarlaması yapılmamalıdır. Tabi vatandaşımızın da ayağını yorganına göre uzatması borcunu borçla öder vaziyetten çıkması gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde kredi katkı ile borçlanıp o borcunu başka kredi kartı borcu ile ödeyen ülke olmasın. Buna sınırlama getirilmesi bana göre doğru değil. Bunun tüketim üzerinde istenilen şekilde etki bırakmayacağı kanaatindeyim. Bir kere kredi kartı ile alımlar kayıt altında tutulabiliyor. Öbür türlü yine senet defterleri, açık çekler olacak. Bunun sınırlı bir etkisi ve diğer taraftan bu etkinin de başka yollara sevk edeceği olan görüşümü ifade ediyorum. Bir kayıtdışılık olabilir. Bizim tabi cari açığımız açısından iç piyasa önemlidir. İç piyasada tüketim olmazsa ne yapacak benim sanayicim, esnaf ne yapacak? Türkiye gibi 76 milyon genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan Türkiye'ye böyle gem vurulması mümkün değil. Türkiye'yi gelen son 10 yılda 132 milyar dolara yakın uluslararası doğrudan yatırımlarının Türkiye'nin iç piyasa dinamiklerini de doğrudan baz alarak geldiğini de unutmayalım. Tüketim üretimin kamçısıdır. Bugün Türkiye dünyada üretime malların en kalitelisini üretir hale gelmiştir. Beyaz eşya da, otomobilde, mobilya tüm dünyada Türk ürünleri kapış kapış gidiyor.

Siyaseti bırakacağınız yönünde haber çıktı hafta sonu. Netleşmiş kesinleşmiş bir kararınız var mı?

Ankara basını beni yıllardır tanır. Her şeyin gelip geçici olduğunu, her şeyin sona ermesi gerektiğini sizden başkası yokmuş gibi düşünülmemesi gerektiğini kendime felsefe edinmiş olan biriyim. Ben siyasete girmeyi çok arzu etmemiştim. Ama sayın başbakanımızın daveti ve sektörler ilgili konularda empati yapan değil işin mutfağında çalışmış olan biriyim. Odalar birliği kanunu da yaparken en hararetli savunduğum şeylerden biride başkanlık dönemlerinin 3 dönemle sınırlandırılmış olmasıydı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan seçilmesinden tekrar iktidara gelmesinden hiçbir şüphesi olmayan bir ortamda sayın başbakanımız 3 dönem ve her türlü talebe, baskıya rağmen son derece dik duran bir lider olarak göründü. Bana gelince her şey gelip geçici. Ben de siyasetle ilgili düşüncemi bırakılması gereken noktada bırakılması gerektiğini çok net düşünen biriyim. Siyaseti kendime meslek edinmeyeceğim. Benim iki mesleğim var sanayiciyim ve makine mühendisiyim. İki oğlum var torunlarım gelecek biraz daha onlara zaman ayırma konusunda yani üçüncü dönemde öyle bir düşüncem olmayacağı konusunda çeşitli görüşmelerden ortaya çıkan bir sonuçtur.

Bu kararınızı sayın başbakan söylediniz mi?

Hayır olmadı. Ama ilk siyasete girerken ben her partiden her dönemde milletvekili olmam konusunda baskı görmüştüm ama siyasete kesinlikle girmeyecektim. 2007 yılında sayın başbakanımla görüştüğümüzde bir kere hizmetin burada verilmesi gerektiğini ifade etmişti. O dönemde de ben meslek edinmeyeceğim inşallah günü geldiğinde bırakacağım demiştim kendisine. 3 dönem belki olur olmaz önümüzdeki günlerde bakarız.

Bakan arkadaşlarımızla tabi görüştük. Dün sayın başbakanımızın başkanlığında 6 saate yakın toplantı yaptık ama bir görüşmemiz olmadı başbakanımızla.

Bu haberlerde de yer alan size Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adaylık teklifi olduğu sizin de kabul etmediğiniz ve böyle bir karara yöneldiğiniz şeklinde. Böyle bir süreç yaşandı mı?

Benim sayın başbakanın bana vermiş olduğu görevlerde layıkıyla görevimi yaptım ama sayın başbakanımızın performansına hiçbir zaman erişemedim. Bu ortamda sayın Başbakan beni Mersin’e gönderdi hiçbir alakam yoktu Mersin’le. Görevdir ben emir olarak telakki ederim ve bu noktada Mersin’e gittiğimizde sayın Başbakan'ımızın desteği ile birlikte 3. parti iken 1. parti olduk. Adaylık konusunda sayın Başbakan'ımızın, parti teşkilatımızın Mersin’deki teşkilatlarımızın benim Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmam konusunda bir düşünceleri vardı. Bu benim için bir onurdur. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle böyle bir görevi 5 sene yapabilmemin beni zorlayacağını söyledim. Siyaset öncesinde çok büyük bir kalp krizi geçirmiştim ondan sonra 4 stent daha takıldı. Hem genetikten hem DNA’dan gelen hem diğer taraftan koşturmadan performanstan da oluyor. Ama sonuçta hiçbir rahatsızlığım şu anda söz konusu değil. Belediye başkanlığı 5 sene yapılması gereken bir görevdir. Sayın Başbakan'ımıza bana talimatları ne olursa görev kabul edeceğimi belirttim. Ama sağlık konusunda beni mazur görürseniz çok sevinirim dedim. Sayın Başbakan'ın insani tarafını, gönül tarafını çok iyi bilenlerden biriyim sağolsun anlayışla karşıladı. Biz Mersin Büyükşehir’i de ilçelerini de büyük oranda inşallah alacağız seçimlerde.

www.istanbulhaber.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim