• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C

Büfeci zihniyetiyle turizm olmaz!

Büfeci zihniyetiyle turizm olmaz!
Akdeniz bölgesinin önde gelen turizmcilerinden Ahmet Barut'a göre bugün kadar yarın da önemli, geleceği de planlamalıyız...

Akdeniz ülke turizminin en önemli bölgesi, turizmimizin hem geçmişi hem geleceği onun üzerinden tartışılır. 1971’de Side Cennet Otelle turizme adım atan Barut ailesinin bugün Antalya ve çevresinde üç bin çalışanıyla 10 resort oteli bulunuyor. 

Ailenin ikinci kuşağı, uzun yıllar TÜROFED’in başkanlığını üstlenen Ahmet Barut ile bir araya geldik. Barut’la hem Türkiye turizmini hem de Antalya’da Dedeman oteli baştan sona yenileyerek açtıkları ilk kent otelleri Akra Barut’u konuştuk. 

Akdeniz ve Antalya’da turizminin dünden bugüne vardığı noktayı kısaca özetleyin desem neler söylersiniz?
Mutlaka eleştirilecek çok yönü olsa da Antalya’ya genel hatlarıyla baktığımızda iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye bugün dünyada en çok turist çeken, en çok turizm geliri olan on ülkeden biri. Antalya da Akdeniz’deki Mayorka ile birlikte kitle turizminde en önemli destinasyon. Yılda 12 milyon turist gelmiş geçen sene. 

Bu yıl azaldı mı sayı?
Yok, yüzde üç dört artıda. Neticede çift haneli turistin geldiği Akdeniz’deki en önemli yer. Mayorka biliyorsunuz küçücük bir ada. Antalya’nın ise hala büyüme potansiyeli var. Tabii ki gelirimiz de bu oranda artıyor. Turizm gelirlerinin üçte birden fazlası Antalya’dan geliyor. Nitelikli yatak kapasitesinin, birçok uçak şirketinin üssü, tedarik merkezi. Antalya’da bir turizm yatırımını il sınırları dışına çıkmadan yapabilirsiniz. 

Eleştirilecek yönlerine gelirsek?
20 sene önce arzı yükseltmek çok önemliydi. Ama artık önceliğimiz o olmaktan çıkmalı. Ama hala önceliğimiz oymuş gibi arz artıyor. Bu da kaliteyle doğru orantılı gelirimizi arttırmamızı engelliyor. 

100 bin yeni yatak bir senede bile yapabilirisiniz bu parayla olur ama bu sayı için nitelikli personeli bir anda nereden bulacaksınız? Yol, su elektrik gibi alt yapıyı bir anda nasıl yapacaksınız? 
 


Daha düşük yoğunluklu, kapasiteden ziyade gelire ve sürdürülebilirliğe odaklanmalıyız. Günü birlik gelir önemli ama 150 yıl sonrasını da düşünmeliyiz. Cannes’a 12 yıl kadar önce balayı sırasında gitmiştim 150 yıllık oteller var. Muhtemelen 150 sene sonra da yine turizm yapılıyor olacak. Antalya’da ve Türkiye’nin herhangi bir noktasında bizler de bunu başarabilecek miyiz? 

Yatırımlar var ama bir stratejisi yok, neler yapılmalı?
Resort otellerin çok fazla büyük olmaması gerekiyor. İnsanlar artık böyle bir yere geldiğinde sadece beton değil kaliteli hizmet kadar yeşillik de görmek istiyor. Günlük karlar düşünülerek haddinden fazla büyük tesis yapılıyor. Bizler gibi bu işin profesyonellerinin kendinden sonraki kuşakları da düşünmesi gerek. 

Kültürümüzün en büyük zaafıdır, günü kurtarmak...
Evet, büfeci zihniyetiyle turizm olmaz. Cannes’dan ne farkımız var ki, buradaki coğrafya oradan daha güzel. 150 sene sonra burada turizm yapacak mıyız, nasıl yapacağız onu planlamalıyız. Bunu sadece devletten, hükümetten beklemekle olmaz. Planlayıp bizim talep etmemiz, devleti zorlamamız lazım. 

Yanı başımızda süregelen savaşın olumsuz etkileri hissediliyor mu?
Turistlerin tedirgin olduğunu söyleyebilirim. Mesafenin çok daha yakın olduğunu zannediyorlar. Yurtdışındaki turizmcilerin söylediğine göre de şu an Kıbrıs ve Türkiye bölgede en zarar gören ülkeler. Rezervasyonlarda azalma var. 

Turizmin geliştiği bölgelerde hep kalifiye eleman eksikliğinden söz edilir. Antalya’da turizm meslek yüksek okulu var. Turizmciler öğrencilere burs veriyor, görgü ve bilgisi artsın diye yurt dışına yolluyor mu? 

Çok yeni yeni başlıyor. Açıkça bugüne kadar bizim yurt dışına yolladığımız çok olmadı. Ama yavaş yavaş bu bilince biz de geldik. İyi personel olmadan iyi hizmet veremezsiniz. İnsan kaynağına daha fazla yatırım yapılmalı. Ancak yurt dışına staja yollamak, çalışma izni almak özellikle Avrupa’da çok zor. 

Bir diğer eleştirilen nokta da Antalya turizminde ‘her şey dahil’ konseptinin kalite sorunudur. Bu konuda bir değişim var mı?
Aslında her şey dahil sisteminde de gastronomisi çok iyi oteller var. Kitle turizmi de kötü bir şey değil sonuçta o da gerekli. Ancak Antalya gibi farklı kitlelere hitap edebilecek bir coğrafya da farklı turizm çeşitlerini de yapmak gerekir. Aslında Antalya’da merkezde, alt destinasyonlar Kemer ve Side’de otelden çıkınca yemeğe gidilecek çok kaliteli restoranlar var. 

Antalya Akra Barut tam anlamıyla gustosu gelişmiş bir kent oteli olmuş. Özellikle restoranlarının kalitesi, otelin muhteşem manzarasının altında ezilmiyor. Nasıl başardınız bunu?
Burası, kentin merkezinde vaha gibi bir yer. Parkla birlikte neredeyse 50 dönümlük bir alana yayılmış, kentin göbeğinde bir resort otelden daha fazla alana sahip. İş adamlarının, bir konferans grubunun ihtiyaçlarını karşılayacak klasik şehir oteli özelliklerinin yanı sıra, tatil için de şehir merkezinde kalıp farklı gastronomik ve kültürel deneyimleri yaşamak isteyen kitleyi de çekmek istedik. Detox ve anti-aging için çok güzel bir sağlıklı yaşam merkezimiz, dört tane tenis kortumuz var. Antalyalıların yemeğiyle, sporuyla müziğiyle buluşma noktası olacak bir ortam yaratmayı hedefledik. Bu yıl Piyano Festivali’ne de sponsor olduk. 

Size maliyeti ne oldu tüm yenilenme çalışmalarının?
Dedeman’ı yaklaşık 80 milyon dolara satın aldıktan sonra 45 milyon dolarlık bir yenileme yatırımı daha yaptık. 

Antalya’da iyi yemek için nereleri önerirsiniz?
Antalya’nın klasiği Yedi Memetler’tir. Kale içinde çok başarılı Arma Restoran var. Balıkçımız İrfan, çevirme tavuğu ile meşhur Parlak, Topçu, Doyum, Hakkı Baba Dönercisi, açma böreğiyle Tevfik Usta ilk aklıma gelenler. 

Yeni hedefler var mı?
Fethiye’deki 80 dönümlük arazimiz üzerinde 415 oda ve 1250 yatak kapasiteli yeni bir otel inşaatımız devam ediyor. Nisan’da açmayı planlıyoruz. Bu yatırımın tamamlanmasıyla, şu an 9 bin yatak kapasitemiz 10 bine ulaşmış olacak. (Müge Akgün)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim