• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 9 °C

'Böcek olayı' AKP içi hesaplaşma

'Böcek olayı' AKP içi hesaplaşma
2012 yılının Mart ya da Nisan aylarıydı. Başbakanlık'ta olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu Başbakan'ı aramıştı.
Başbakan'ın çalışma ofisinde böcek bulunduğunu o gün öğrenmiş olduk. Enis Berberoğlu, Başbakan'ı Metehan Demir'in yazdığı bir haber için aramıştı.
 
Metehan Demir, 'Başbakan'ın evinde yapılan aramada MİT tarafından bir böcek bulunduğunu, böceğin emniyet tarafından konuduğunu' yazmıştı
 
Enis Berberoğlu bu haberi yayınlama konusunu Başbakan'a sormuştu. Başbakan 'Kesinlikle yayınlamayın' demişti.
 
Ertesi gün ve sonrasında Hürriyet'te böyle bir haber çıkmadı. O günlerde 7 Şubat krizi gündemin ana maddesiydi. Böyle bir haber yayınlansa Fidan'ın ve MİT'in eli inanılmaz güçlenecekti. Başbakan'ın bu haberi neden yayınlatmadığını ve 3-4 ay neden bize bu konudan bahsetmediğini anlayamadık.
 
Olayın detaylarını öğrendikçe taşlar da yerine oturmaya başladı. O günlerde Başbakanlık'ta iki grubun mücadelesi vardı.
 
Zeki Bulut ve Mücahit Aslan'ın olduğu grup baştan beri Başbakan'ın yanında olan ve Erdoğan'ın her konuyu bire bir istişare ettiği ekipti.
 
İkinci grupsa Mustafa Varank ve Sümeyye Erdoğan ekibiydi. Arkalarında ise Yalçın Akdoğan vardı. Emine Erdoğan'ın 'Yanından bir dakika ayrılmayacaksın' diye Sümeyye Erdoğan'ı, Başbakanlık'a gönderdiği an itibariyle değişen dengelerdi bunlar.
 
Zeki Bulut ve Mücahit Aslan, Sümeyye Erdoğan'ı pek önemsemiyor, sadece 'Başbakanın kızı' nazarıyla bakıp saygı gösterilmesi gereken biri olarak görüyorlardı.
 
Ancak Varank ve Akdoğan, Sümeyye'yi 'Güç dengelerini değiştirecek figür' olarak görüyordu.
 
Böceğin bulunuş hikayesini dinlediğimizde bunun bir tezgah olduğunu anlamıştık. Başbakan'ın da hikayeyi dinlediğinde tezgahı fark etmiş olması muhakkaktı. Çünkü etrafındaki mücadeleden ve gerilimden haberdardı ve bu kontrollü gerilimden rahatsızlık duymuyordu.
 
Zeki Bulut ve ekibini dağıtmak ve Mücahit'i de etkisizleştirmek için böcek oraya rakip grup tarafından konulmuştu. Fakat Başbakan olayı çözmüş ve grup arasındaki çatışmanın geldiği boyuta çok kızsa da herhangi bir adım atmamıştı.
 
Olayın dallanıp budaklanması Başbakanlık'taki çatışmanın herkes tarafından bilinmesine ve medyada yer alarak kontrolden çıkmasına neden olabilirdi. Erdoğan bu nedenle konunun üstünü örttü.
 
Fidan her zeki insan gibi olayı çözmüş ve bu nedenle parmak izi, kamera kayıtlarına el koyma gibi basit soruşturma işlevini bile yaptırmamıştı. Fakat 7 Şubat krizi patlak verince her şey değişti. Yenimahalle çok kızgındı.
 
Ve böcek olayı bu kez Başbakan'ın etrafındaki polisleri değil tüm Emniyet'i ve Emniyet İstihbarat'ı tasfiye için yeniden kurgulandı.
 
Tasfiye amaçlı yeniden kurgulanan olay belli ki Hürriyet'e verilmişti. Metehan'ın Fidan'la yakın ilişkisini ve Yenimahalle'den çıkmadığını herkes bilirdi.
 
Başbakan o gün için bu kurgunun Hürriyet'te çıkmasına izin vermemişti. Ama hepimiz bu vesileyle böcek olayından haberdar olmuştuk.
 
Böcek olayı Başbakanlık'taki herkesin bildiği bir sır olarak unutulup gitti.
 
7 Şubat dönüm noktasıydı. İkinci grup yanına Fidan'ı da almayı başarmıştı. Artık her fırsatı kolluyor, Başbakan'ı Zeki Bulut ve koruma ekibine karşı dolduruyorlardı. Başbakan sonunda o kadar evhamlandırıldı ki koruma ekibini değiştirmek zorunda kaldı.
 
Ama yine de hepsini onore edip iyi yerlere gönderdi. Hepimizin olduğu bir toplantıda 'Zeki'yi iyi bir ile müdür yapın" dedi. Öyle de oldu.
 
İki yıl sonra NTV yayınında dinlemeler konuşulurken Nermin Yurteri'nin ısrarlı soruları karşısında Başbakan bir anda kendisinin de dinlendiğini ve ofisine böcek konduğunu söyleyiverdi. Ortalık yıkıldı.
 
Erdoğan devreye girerek yandaşlara olayı kaşımamalarını salık verince yandaş medya frene bastı.
 
17 Aralık'taki "Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu" olunca bütün dengeler de alt üst oldu. Kimyalar bozuldu. Oyun yeniden kurulmak zorunda kalındı.
 
Ve yeni bir düşman bulundu; 'Paralel Yapı'. Devletin imkanları seferber edilerek Cemaati bitirme adına delil üretilmeye başlandı.
 
Ancak hiçbir bahane bulunamıyor ve delil üretmekte güçlük çekiliyordu. Ve böcek olayı bir kez daha raftan indirildi. Cilalanıp delil sınıfına sokulmaya çalışıldı. Başbakanlık Teftiş Kurulu yaklaşık üç yıl sonra harekete geçirilip rapor yazdırıldı.
 
O süreçte dengeleri bozan gelişme bir gelişme yaşandı. Başbakanlık Teftiş Kurulu, Başbakan'ın çalışma ofisinin iç-dış güvenlik kamera kayıtlarını istedi. Panik başladı.
 
Zeki Bulut ve ekibini aklayacak tüm suçlamaları tersine çevirip asıl suçluyu ortaya çıkaracak güvenlik kamerası görüntüleri buharlaştırıldı.
 
Başbakanlık'taki herkesin bildiği bir sır var. O böcek Zeki Bulut- Mücahit Aslan ekibi tasfiye edilsin ve aslında 'MİT bulsun' diye konuldu.
 
Olayın neticelerine bakıldığında Zeki Bulut ve ekibinin dağıtıldığını, Mücahit Aslan'ın gücünü önemli ölçüde kaybettiğini, Varank-Sümeyye ikilisiyle arkalarındaki beyin Yalçın Akdoğan'ın imparatorluklarını ilan ettikleri görülüyor.
 
Böcek olayından sonra bu ikinci grup Bakanlar Kurulu'nun da üstünde bir statüye ulaştı. Arınç tepki gösterse de değil Yalçın Akdoğan'ın, Varank'ın bile yarı gücüne sahip değil.
 
Böcek olayı Psikolojik Harp tarihinde okutulacak kadar ilginç bir algı operasyonudur. İstediğin zaman istediğin yöne çekerek kullan. Rüzgarın yönü değişsin 'MİT koydu' diyerek MİT'çileri içeri alır kurumu tasfiye edersin.
 
Olmadı 'Danışmanlar koydu' der danışmanları, 'Emniyet koydu' der emniyetçileri tasfiye edersin. Herkesin algıya oynadığı Başbakanlık'ta rüzgarın yönü nereye eserse can simidi gibi kullanılan ve inanılmaz bir fırsata dönüşen böcek olayını orada cilalanmış olarak göreceğiz.
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim