• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 27 °C

Bediüzzaman'ın talebesi Aytimur'dan Erdoğan'a mektup!

Bediüzzaman'ın talebesi Aytimur'dan Erdoğan'a mektup!
Bediüzzaman'ın talebesi Ahmet Aytimur'dan Erdoğan'a mektup yazarak, "Risale-i Nur basım iznini" kendisiyle birlikte Hüsnü Bayram ve Said Özdemir'e verilmesini talep etti!

Bediüzzaman Said Nursi'nin telif ettiği Risale-i Nur Külliyatı'nın basım izni devlet tekeline alınmışken, Said Nursi'nin talebelerinden Ahmet Aytimur Recep Tayyip Erdoğan'a yazdığı mektupla basım hakkının kendisine verilmesini istedi. 

Said Nursi'nin talebelerinden Ahmet Aytimur, Risale-i Nur'un basılmasıyla ilgili Erdoğan'a mektup gönderdi.

Aytimur, Başbakana yazdığı mektupta, "Risale-i Nur basım iznini" kendisiyle birlikte Hüsnü Bayram ve Said Özdemir'e verilmesini talep etti.

Öte yandan söz konusu mektupla alakalı olarak Rotahaber'in sorularını cevaplayan Risalelerin devlet tekeline alınması mevzusunu yakından takip eden Avukat Kadir Akbaş, Ahmet Aytimur'un Başbakan'a yolladığı mektupta sunduğu belgelerin daha önce bir davada tartışılıp sözkonusu davanın reddedildiği, daha sonra temyiz davasında da bu ret kararının tasdik edildiğini söyledi. Akbaş, Aytimur'un Başbakan'a sunup Risalelerin basım yetkisini istediği belgelerin bu durumda bir geçerliliğinin olmadığını da kaydetti. 

İşte Avukat Kadir Akbaş'ın Aytimur'un mektubuyla alakalı Rotahaber'e yaptığı açıklama: "Muhterem Ahmet Aytimur ağabeyin başbakana gönderdiği mektubunda temas ettiği vasiyetname ve belgeler 1994 yılında Sıddık Dursun aleyhine ağabeyler tarafından İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada tartışılmış ve ağabeylerin açtığı dava reddedilmiştir. Karar temyiz edilmiş Yargıtay tarafından temyiz talepleri reddedilerek tasdik edilmiştir. Tashihi karar talepleri de reddedilerek karar kesinleşmiştir. Bu karar ile muhterem ağabeyin mektubunda temas ettiği belgelerin Risale-i Nurların neşri hususunda münhasır hak sahibi olmadıklarını mer'i hukuk uyarınca ifade etmiştir. Elbette ki şeklen hukuka uygun olmamakla birlikte Aziz Üstadımızın vasiyeti başımız ve gözümüz üstündedir.

"Nurların neşri hususunda Üstadımızın söylediklerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Manevi vasiyetnamede adı geçen ağabeyler sadece bugün hayatta olan (Allah hayırlı, bereketli ömürler ihsan etsin) isimlerden ibaret değildir. Eğer neşir hususunda sadece hayatta olan ağabeyler esas alınacaksa bu ağabeyler vefat ettiğinde artık hayatta varis kalmadığı için Risale-i Nurları neşretmeyecek miyiz? Sungur ağabey vefat ettiği için artık Sözler Yayın evi Nurları basmamalı mı? Risale-i Nurları yayınevi ismi ile ilk kez basan ve 45 yıldır basmaya devam eden varislerden Zübeyir Gündüzalp ağabeyin bizzat kurduğu Yeni Asya Neşriyat'ı kim hangi hakla Nurları neşretmekten alıkoyabilir ki?" 
 
"Yeni Asya Neşriyat Nurların basımından elde ettiği gelirin tamamını Risale-i Nurun hizmetine harcamıyor mu? Yeni Asya'nın her birimi ile haza Nur değil midir? Meselenin çözümü Nurların neşir hakkının inhisar altına alınması değildir. Kanuni mirasçıların, hayattaki ağabeylerin, yayınevlerinin bir araya gelerek bu meseleye çok kolay bir çözüm bulabileceklerine inanıyorum. Risale-i Nur Enstitüsü bu gaye ile dört toplantı gerçekleştirdi. Ekim ay başlarında da bu gaye ile bir çalıştay ve panel tertipleyecek. Bütün taraflar bir araya gelmeli ve asliyeti korunarak yayınlanmasının önünü açacak bir mutabakat sağlanmalı. Bu konuda değerli hukukçu ve Nur Talebesi Safa Mürsel'in önerilerin herkesçe benimsenebileceğini düşünüyorum. Nurların neşrinin inhisar altına alınmasında ısrar edilmesi halinde Nurların beş altı yıl basılamayacağını içim kan ağlayarak ifade etmek isterim. Bu vebali kimse yüklenmemelidir."
 
İşte Ahmet Aytimur'un Başbakan'a yolladığı o mektup:
 
"Sayın Başbakanımız Recep Tayyib Erdoğan Beyefendi;
 
Malumunuz üzere Risale-i Nur’lara bandrol meselesi yaklaşık üç-dört aydır devam etmektedir ve bu sürede hiçbir yayınevine ve kimseye bandrol verilmemiştir.
 
Esasen Risale-i Nurların nasıl ve kimler tarafından basılacağı, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin hayatında bu mesele ayan beyan tesbitlidir.
 
Bizler Risale-i Nurların hukukunun korunması bakımından memnun olmakla birlikte hak sahiplerine de basım hakkının verilmesi, hatta bunun bir statütüye bağlanmasının ehemmiyetini arz etmek isteriz.
 
Çünkü eskiden beri sizlere muhalif olanlar ve şimdi de onlara iltihak edenlerin elinde bu mesele sizlerin aleyhinde istimal edilebilir hale gelmektedir. Bu hal hem Risale-i Nur neşriyatına, hem sizlere zarar verebilir.
 
Üstad Hazretleri, bütün yakın talebelerinin şehadetiyle Risale-i Nurların basım işini İstanbul’da Ahmet Aytimur’a (Envar Neşriyat) Ankara’da Said Özdemir’e (İhlas-Nur Neşriyat) bizzat vermiştir ve fiilen de bu altmış beş senedir böyle gerçekleşmiştir.
 
Bediüzzaman Hazretleri bu vazifeyi vermekle birlikte bu vasiyetini resmen yayınlanan kitaplarında mektup olarak neşrettirmiştir. Bununla kalmamış Emirdağ talebelerinden Mehmet Çalışkan ve Hamza Emek şahitliğinde 20.01.1960 tarihli noterden tasdikli bir vasiyetname yazdırmıştır. Buradaki vasiyetinde zikrettiği talebelerinden bugün hayatta kalanları Ahmet Aytimur, Said Özdemir ve Hüsnü Bayram’dır.
 
Bediüzzaman Hazretlerinin vefatından sonra, Konya’da bir şahsın yayınladığı mecmuaya Risale-i Nurlardan iktibas yapması ve bahisler yayınlaması üzerine; o zaman Konya’da ikamet etmekte olan Bediüzzaman Hazretlerinin nesebi kardeşi ve tek kanuni varisi hükmündeki Abdülmecid Nursi Efendi (Ünlükul) bu neşriyata itiraz etmiş ve yayın hakkının kendisinde olduğunu söyleyerek dava açmıştır.
 
Bunun üzerine bu neşriyatı yapan şahıs da, Avukat Bekir Berk’i dava vekili olarak tayin etmiştir. Bekir Berk Abdülmecid Nursi (Ünlükul) Ağabey ile görüşmesinde ağabeyi Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin yakın talebelerinden sekiz kişiyi isimlerini yazarak kendisine varis tayin ettiğini ve eserlerini neşir hakkının bu şahıslar tarafından devam ettirilmesini istediğini beyan eden şahitli imzalı ve noter tasdikli bir vasiyetnameyi göstermiştir. Bediüzzaman Hazretlerinin arzu ve isteğinin bu olduğunu beyan etmiştir. Bunun üzerine de Abdülmecid Nursi (Ünlükul) Ağabey böyle bir vasiyetnameden haberi olmadığını ifade etmiş ve hemen bir feragat belgesi hazırlanmasını söylemiştir ve davadan feragat mukavelesi imzalamıştır. Yani Ağabeyi Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin varis tayin ettiği talebelerin neşir hakkını kabul etmiş ve imzalamıştır. Şimdi bu talebelerden Ahmet Aytimur, Said Özdemir ve Hüsnü Bayram hayattadır. Ve Risale-i Nur neşriyatına Envar Neşriyat ve İhlas Nur Neşriyat olarak devam etmektedirler.
 
Ayrıca Abdülmecid Nursi (Ünlükul) abinin iki yasal varisi vardır ve onlardan merhum Suad Ünlükul vefat etmiştir ve Saadet Ünlükul hanım Konya’da ikamet etmektedir. Suat Ünlükul vefat etmeden önce 1987 yılında noterden verdiği beyanname ile tüm kanuni haklarını Envar Neşriyat sahibi ve Said Nursi Hazretlerini bütün vasiyetlerinde, özellikle son vasiyeti olan 20/01/1960 tarihli noter tasdikli vasiyetnamesinde ismi geçen Ahmet Aytimur'a tüm haklarını devretmiştir. Diğer kanuni varis de kimseye basım yetkisi vermemiş ve neşriyatla ilgili müsbet ve menfi bir talebi bu güne kadar olmamıştır. Fakat müteaddid defalar “haklarımı verirsem Envar Neşriyat sahibi ve Üstadın varis tayin ettiği Ahmet Aytimur'a veririm” demiştir.
 
Şimdi sizden beklediğimiz, Bediüzzaman Hazretlerinin varis olarak tayin ettiği zatlardan hayatta olan ve zaten de yapmakta oldukları neşriyat hizmetlerini üzerlerine tescillenmesini sağlamanızdır.
 
Bu meseleden çıkış yolu olarak bunu görüyor ve başka maksadlarla size yaklaşanları doğru bulmuyoruz. Bugün ekser nur talebelerinin genel kabul edebilecekleri ve itiraz etmeyecekleri ve edemeyecekleri şahıslar bunlardır.
 
Ehemmiyetle vazifeli olduğumuz bir husus da şudur ki; Üstadımızın vasiyeti geregince basılan kitapların onda birinin bu hizmetlere vakf-ı hayat edenlerin masraflarına harcanması gerektiğini vasiyetlerine yazmıştır.
 
Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri esas gayesinin ne olduğunu şöyle beyan buyurmaktadır:
 
"Birtek gayem vardır: O da, mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda bolşevik baykuşlarının seslerini işitiyoruz. Bu ses, âlem-i İslâmın iman esaslarını zedeliyor. Halkı, bilhassa gençleri imansız yaparak kendisine bağlıyor. Ben bütün mevcudiyetimle bunlarla mücâdele ederek gençleri ve Müslümanları imana dâvet ediyorum. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum. Bu mücahedemle inşaallah Allah huzuruna girmek istiyorum. Bütün faaliyetim budur. Beni bu gayemden alıkoyanlar da, korkarım ki bolşevikler olsun. Bu iman düşmanlarına karşı mücahede açan dindar kuvvetlerle el ele vermek, benim için mukaddes bir gayedir. Beni serbest bırakınız, el birliğiyle, komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslahına ve memleketin imanına, Allah’ın birliğine hizmet edeyim." (Ş:498)
 
Üstadımızın şu ifadeleri de bu hizmetlerde maddi ve manevi menfaat peşinde koşulamayacağının işaretidir:
 
"Lillâhilhamd ve lâ fahr... İhlâs-ı niyeti ihlâl eden ve anâsır-ı garaz olan nesep ve nesil ve tama' ve havf beni bilmiyorlar. Ben de onları tanımıyorum veya tanımak istemiyorum. Zira, meşhur bir nesebim yok ki, mazisini muhafazaya çalışayım. Ben ebu lâşey olduğumdan bir neslim de yoktur ki, istikbalini temin edeyim... Öyle bir cünunum var ki, Divan-ı Harp dehşet ve tahvifiyle tedavisine muktedir olamadı. Öyle bir cehaletim var ki, Beni ümmî edip, dinar ve dirhemin nakşını okuyamıyorum.
 
Kaldı, ticaret-i uhrevî... Öyle bir ahd etmişim ki, re’sü’l-mâli de kaybetsem mesleğimden dönmeyeceğim. Şimdiden hasâret ediyorum, çok günaha düşüyorum.
 
Birşey kaldı, o da şöhret-i kâzibedir. İşte Ben ondan usandım, kaçıyorum. Zira uhdesinden gelmediğim çok vazifeyi bana yükletiyor." (Asar-ı Bediyye sh:359)
 
Ahmet Aytimur
Envar Neşriyat"
 
TORBA MESAİSİ EKİM AYINA KALDI

 
Öte yandan Meclis Genel Kurulu, Ramazan’ın başından beri üzerinde çalıştığı 148 maddelik Torba Kanunu tamamlayamadan bir kez daha tatile girdi. Daha önce bayram tatili ve cumhurbaşkanı seçimi sebebiyle iki defa ara verilen torba mesaisinin, 1 Ekim’de Meclis yeni çalışma dönemi için toplandıktan sonra devam etmesi öngörülüyor.
 
BANDROL DEVLET TEKELİYLE KALKACAKTI!
 
Kanunda yer alan ve Risale-i Nur’u devlet tekeline alacak maddenin yürürlüğe girmesinin de ertelenmesi anlamına gelen bu durum, yaklaşık 4.5 aydır devam eden bandrol engelinin de kördüğüme dönüşerek devamını netice verecek. İktidar, bandrolün kalkmasını devlet tekelinin getirilmesi şartına bağlamıştı.
 
Torba yasa güze kaldı, bandrol sürüncemede
 
TBMM Genel Kurul’u, “Torba Kanun Tasarısı” nın 5. bölümü kabul edilmesinin ardından 1 Ekim’e kadar tatile girdi. Tasarının görüşmeleri Meclis’in tatile girmesi nedeniyle yeni yasama yılına kaldı. 148 maddelik tasarının geriye kalan 21 maddesi tatilin ardından görüşülecek. Torba tasarının tamamı mecliste görüşlmedikçe, Risale-i Nur’ların basımına yönelik ‘düzenlemeler’ getireceği iddiasıyla kabul edilen madde dahil, daha önce mecslite kabul edilen yasalar yürülüğe giremeyecek. Böylece, bugün 135. gününe giren “Risale-i Nur’a Bandrol Engeli” 1 Ekim tarihine kadar devam edecek. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oldukça tartışmalı bir şekilde uzun süre gündemi meşgul eden Torba Yasa bütün itirazlara rağmen, Komisyon’da kabul edilerek Genel Kurul’da görüşülmeye başlanmıştı. Genel Kurul’da yaşanan şiddetli tartışmalar nedeniyle çıkması geciken Torba Yasa yeni yasama yılında görüşülecek. Torba Kanun mecliste kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanının imzasına sunulacak.
 
AKP’li vekillerin oylarıyla kabul edilmişti
 
Yeni Asya'nın haberine göre, Hak sahipliği tesbit dâvâsı açıldığı iddiasıyla Nisan ayı başından beri Risale-i Nurların neşri için yayınevlerine bandrol verilmiyor. Bu durumun düzeltileceği iddasıyla Torba Kanun’a eklenen korsan bir madde ile Risale-i Nurların devletleştirimesi amaçlandı. TBMM’de çıkan şiddetli tartışmalar ve yaşanan kavgalar yüzünden çıkması geciken ‘korsan madde’, geçen hafta Genel Kurul’da gündeme gelmiş, CHP, MHP ve HDP’li vekillerin itirazına rağmen, AKP’li vekillerin oylarıyla kabul edilmişti. Meclisin yoğun mesaisine rağmen Cumhurbaşkanı seçimlerinin de araya girmesiyle, Torba’ya dahil edilen 148 maddenin tamamı görüşülemedi. Torba Kanun tamamıyla yasalaşmadığı için yürülüğe giremeyecek. Böylece 135 gündür devam eden ve Risale-i Nur Külliyatı’nın neşrini fiilen engelleyici durumda olan bandrol uygulaması 1 Ekim’e kadar devam edecek.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İstanbul Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim